8.BÖLÜM

43 3 0
                                    

~~~~~ BUĞLEM DEN~~~~~

Bir uçurumun dibindeyim yine. Ne zaman güneşi görsem kara bulutlar çevreliyor etrafımı. Gülmek yasakmış gibi davranıyorlar. Sahi ben neden gülmeyi unutmaya başladım. Bu gün tam üç ay oldu. Vedat beyin beni bırakıp gideli. Oğlunu ve gelinini alıp konağı terk edeli tam üç ay oldu. Yaralarım kanıyor hâlâ ama acımıyor eskisi gibi. Anne... Yine sana ulaşmayacak olan satırlar yazıyorum. Olsun. Biliyorum bir gün hepsini okuyacaksın. Anne... Ben çok yoruldum. En çok eşin yordu beni. Sen göz yumdun acı çekmeme ama ben yummuycam. Evet anne hamileyim. Kimse bilmesede üç haftalık bir bebeğim var. Tuğra'nın Vedat bey gibi olmayacağını biliyorum anne. Beni sevdiğini biliyorum. Bebeğimi de seveceğini biliyorum. Beni uğursuz saymıyor en azından anne. Anne... ben bebeğimi senin gibi yanlız bırakmak istemiyorum. Onu uçurumlardan atmak istemiyorum. Annem... Şimdi o karanlığa seni gömme zamanımın geldiğini düşünüyorum. Gönül mezarlığıma gömülme vaktin gelmedi mi? Öldüğüne inanma vaktim gelmedi mi ? Geldi anne. Çok geç olsa da hepsinin vakti geldi. Elveda anne...

Gözyaşlarımı silip yazdığım mektubu katlayıp zarfa yerleştirdim. Diğer mektupların yanına koyup sandığı kilitledim. Yanımda yatan adama baktım. Hâlâ uyuyordu. Sandığı komidinin çekmecesine koyup Tuğra'ya döndüm. Bir elimi yanağına koyup okşadım. Ama kendimi anında Tuğra'nın altında buldum. Gülen gözlerle yüzüme baktı.

" Uyumuyor muydun sen?  "

Burnumun ucunu öpüp yüzüme baktı.

" uyuyordum yeni uyandım. "

Gülümseyerek kollarımı boynuna doladım.

" Sana bir şey söylemeliyim... Biliyorsun romantizmden anlamam ben aklıma güzel haber verileceği zaman gelen planlarda gelmez. Ama bu haberi nasıl söyleyeceğimi çok düşündüm. Tuğra'm ben... Ben hamileyim.... "

Tuğra şaşkınlıkla bir yüzüme baktı bir karnıma baktı. Yataktan kalkıp camı açtı. Sevinmemişmiydi bu haberime? Korku ile ona baktım. Kollarımı karnıma sarıp tepkisini izledim. Bir iki dakika camdan dışarıya bakıp bana döndü. Gözlerinin içi gülüyordu.

" be.. ben... baba mı oluyorum? Hem de aşık olduğum kadın söylüyor bunu bana. Benim canım söylüyor. Canımın içi mi olucak şimdi benim. "

Ağlamak üzereydi. Yataktan kalkıp sarıldım. Yüzüne bakıp gülümsedim.

" Evet aile oluyoruz. Bekleyenimin bebeğini taşıyorum. "

" seni çok seviyorum bekletenim... "

Anlıma kısa ama sıcak bir öpücük bırakıp karnıma eğildi.

" Merhaba bebeğim... seni de çok seviyorum ben"

Karnımın üzerine bir kaç öpücük bırakıp sımsıkı sarıldı bana. Böyle bir tepki vereceğini düşünmemiştim. Sevinçten bağırmamıştı ama olgunluğunu ve yumuşak kalbini her zaman ki gibi göstererek sakin ama dolu gözlerle tepki göstermişti. Beklemek onu olgunlaştırmıştı.

Yüzümüzü yıkayıp giyindikten sonra odadan çıkıp aşağı indik. Herkes masaya oturmuş bizi bekliyordu. İlk defa geç inmiştik sofraya. Tuğra sandalyemi çekip oturmamı beklerken herkes merakla bize bakıyordu. Yerime oturunca Tuğra ellerini omuzlarıma koyup babasına baktı.

" Baba bizim odanın yanındaki odayı boşaltmanın zamanı gelmedi mi?  Torununu nerede yatırmayı düşünüyorsun? "

Yağız abi Tuğra'nın sözleri ile gülümseyip arkasına yaslandı.

" Oğlum zaten bizim çocukların odaları var ya..."

Tuğra alaycı bir tonda gülümsedi..

" Sizin çocuklarınızdan bahseden kim ben dokuz ay sonra dünyaya gelecek evladımı düşünüyorum. "

Zeynep anne kahkaha atarak yerinden kalkıp yanıma geldi. Kahkahalarla sarılıp yanaklarımı öptü.

" tebrik ederim güzel kızım... "

Annemin elini iki kere öpüp anlıma koydum. Beni anlamış olacak ki daha sıkı sarıldı bana. Annemden ayrılınca babamın elini öptüm. Sonra abimler ve eşleri tebrik edip sarıldı. Üç aydır konağa hakim olan kasvetli hava dağılmıştı sanki. Bayram sevinci vardı konakta artık.

Güzel geçen bir kahvaltıdan sonra kızlarla terasa çıkmıştık. Yüsra'nın taze sıktığı meyve suyunu içerken ben onlarda kahvelerini içiyorlardı.  Güzel bir muhabbetin arkasından kızlar yemek yapmak için mutfağa gitti. Hasan babanın emri üzerine iş yapmam yasaktı. Bende kalkıp kütüphaneme gittim. Kapıyı açtığım an yüzüme çarpan huzurlu koku mest ediyordu beni. Elime aldığım bir kitabı okumaya başladım. Bir süre sonra üzerime çöken tatlı yorgunlukla divana uzanıp okumaya devam ettim....

Ciğerlerimi bayram ettiren kokuyu çektim içime. Tuğra'nın kollarını daha çok sarmasıyla gülümsedim. Gözlerimi açtığımda gözleriyle karşılaşmak harika bir manzaraydı. Gülümseyerek yanağını öptüm. Sıcak gülümsemesi yüzüne yayılınca birlikte yattığımız yerden kalktık. Kütüphane de uyuya kalmışım anlaşılan... Üzerimi örtüp yanıma yatmıştı yine. Tam ağzımı açıp birşeyler söyleyecekken kapının çalmasıyla sustum. Tuğra'nın gel demesiyle kapının önünde Yüsra belirdi. Sofranın beş dakikaya hazır olduğunu söyleyip gittikten sonra bizde odamıza çıkıp elimizi yüzümüzü yıkadık. Tuğra üzerini değiştirirken bende Cansu halayı aradım.

" Halam.."

Cansu hala sevinçli ve yorgun sesiyle adımı söylediğinde gülümsedim.

" Nasılsın halam... Ne yaparsın?.. Ağan nasıldır?"

" İyiyim güzel kızım.. Kendimi dolandırırım işte.. Dedende eycedir. Kurban olurum seni yaradana sen nasılsın.. Üzer mi o oğlan seni?

Tuğra'nın bakıp güldüm. Hiçbir zaman sevmeyecekti sanırım Cansu hala Tuğra'yı...

" İyiyim halam üzmez beni.. Titrer üstüme laf demez bana... Selamı var sana da.."

Hııhh dedi önce sonra konuştu..

" Aman aman üzmesin de selam göndermese de olur..."

Müjdeyi vermek için tereddüt etsemde vedat bey yüzünden yine de söyleyecektim

" Halam sana bir şey diycem"

Tekrar neşelenen sesi ile böldü lafımı.

"Halam diyen diline kurban körpem ama dur sen bekle önce benim bir diyceğim var..."

Bu sevincinin altında bir şey yattığı belliydi.

"Buyur halam.. De..."

Arkada birileriyle fısırdaştıktan sonra bana göre döndü

" Oraya geliriz dedenle bir saate çıkarız yola teyyare ile gelicez..."

Yerimden sevinçle kalkıp Tuğra'ya baktım.

" Buyrun halam... Ne özledim sizi bilemezsiniz gel de sarılayım doya doya..."

Tuğra yanıma gelip belime sarıldı.

" Şimdi kapatayım kuzum sen diyeceğini gelince dersin... Ağam çoştu yine sana kavuşacak ya pek telaşlı.. "

" Peki halam görüşürüz dikkat edin kendinize "

Yanındakilere laf yetiştirip geri bana döndü durgunlaşmış sesiyle...

" Sağol kuzum görüşürüz Allaha emanet ol "

Telefonu kapatıp Tuğra'ya baktım.

Halam ve dedem geliyor... "

Onlar için neler yapacağımızı konuşarak yemek için aşağı indik. Herkes çardak ta Hasan babanın gelmesini bekliyordu bizde yanlarına oturduk. Anneme halamların geleceğini söyledim. Durgunlaştı ama yine de sevinçli gibiydi. Ne vardı bu gün bunlar da....

KORKMAMAYI ÖĞRET (BUĞLEM)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin