2. Bölüm

707 87 225
                                    

İçeride giyinmekte olan Lucy'i bekleyen Natsu'nun yüzündeki anlamsız gülümseme, Gray'i rahatsız etmeye yetmişti. Birkaç adımda Natsu'nun yanına geldi.

Onun gibi sırtını duvara yaslarken, ''Lucy'le fazla yakın olma.'' dedi. Natsu'nun yüzündeki gülümseme silinmiş, yerini çatık kaşlar almıştı.

Aslında Gray, Lucy öldükten sonra Natsu'nun yıkılabileceğini biliyordu. Bunu, bunun olmaması için söylemişti. Natsu ona cevap vermeden kapıdan çıkan Lucy'e yöneldi.

Layla ile Jude, işlemleri hallederken onlar koridorda yürümeye başlamışlardı. Lucy göğsüne bastırdığı dilek defterini sıkı sıkıya sararken ''Teşekkür ederim.'' dedi. Natsu da gülümsemişti. ''Ne demek.'' hemen ardından ekledi.

''Eh, yarın başlar mıyız?'' dedi çekingence. Lucy düşünceli bir biçimde telefonunu çıkartarak saate baktı. ''Gün bitmiş değil.''

''Luce saat akşamın 10'u.'' diyen Natsu'ya Lucy gülümseyerek karşılık vermişti. ''Olsun.'' sonra defterini hızlıca sırtındaki çantasına koyarak Natsu'nun bileğini tuttu.

''Gidelim. Lunaparka.'' Natsu ilk önce bir kaç kez şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Sonra o da kafasını sallayarak kendini onu çekiştiren Lucy'e bıraktı. ''Gidelim.''

Lucy hastaneden çıktıktan sonra telefonunu sessize aldı. Sonra yürürken peşinden gelen Natsu'ya dönmeden ona seslendi. ''Telefonunu sessize al.''

''Neden?'' diyen Natsu yine de telefonunu çıkarıp sessize almıştı. ''Bizi çok arayacaklardır. Hep bunu yapıyorum. Dileklerimi gerçekleştirirken birilerinin bölmesi hoşuma gitmiyor.''

''Ama seni merak ediyorlardır. Layla-san-''

''Annem fazla abartıyor. İlaçlarımı aksatmadıkça iyiyim.''

''Pekâlâ.'' diyen Natsu onu takip etmeye devam etmişti. Bir süre daha yürüdükten sonra durağa geldiler. Lunaparka giden minibüse bindikten sonra yan yana oturarak camdan dışarıyı izlemeye başladılar.

Boğucu sessizlikle geçen yolculuktan sonra, lunaparka gelince Lucy direkt dönme dolaba gitmişti. Kabinlerden birine otururken Natsu ikisine bilet alıyordu.

Natsu da Lucy'nin karşısına oturdu. Biraz bekledikten sonra koca dönme dolap yavaş yavaş çalışmaya başlamıştı. O sırada Lucy parlayan gözlerle kenara tutunmuş, pencereden yavaş yavaş küçülen insanları inceliyordu.

En tepeye geldiklerinde diğer kabinlere olduğu gibi beş dakika boyunca duracaklardı. Lucy, geceleri çok güzel olan lunaparkı inceliyordu. Şehrin ve lunaparkın ışıkları birleşerek tepede duran onlara adeta bir şölen sunuyorlardı.

''Sen yüksekten korkmuyor muydun?'' dedi Natsu çenesini avuç içine koyarken. Lucy gözlerini ışıklardan ayırmadan gülümsedi.

''Korkuyorum. Sadece yanımda güven verici biri olduğu zaman bu korkuyu unutuyorum.''

Natsu hızla gözlerini kırpıştırdı. Sonra derin bir nefes vererek o da dışarıyı izlemeye başladı. Lucy'i anlamıyordu. Belki de onun durumuna gelmedikçe hiç anlamayacaktı. Ona göre, şuan gülümsemesi zor olmalıydı. Ama Lucy her zaman gülümsüyordu.

Önüne uzatılan telefonla gözlerini ona dikmişti. ''Fotoğrafımı çeker misin?'' diyerek bir eliyle dokundukça elinde kalan saçlarını düzelten Lucy ona bakıyordu.

Natsu telefonu alarak kamerayı açtı. O sırada Lucy bir eliyle barış işareti yaparak gülümsemişti. 'Çıkıt' sesiyle pozunu bozdu ve telefonu aldı. ''Teşekkürler.''

Lucy telefondaki resmi incelerken bir yandan da dilek defterinde kaldığı maddeyi açıyordu. Natsu o an yeni fark etmişti. Her maddede Lucy'nin fotoğrafı vardı. Demek ki, gerçekleştirdiği dileklerinin fotoğrafını çekiyordu.

Dilek DefterimHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin