4. Bölüm

512 79 481
                                    

-Natsu-

Attığım sert ama kararlı adımlarım, ıssız sokakta tok sesler çıkarıyordu. Beynimi kurcalayan düşünceler daha çok ses getirse de, umursamadan eve doğru yürümeye devam ettim.

Belki de haklıydım, o öldüğünde gerçekten bir yıkıntı olacaktım. Çünkü ona katıldığım şu bir kaç günlük süreçte, büyülenmiştim. Luce'ye karşı hissettiklerim "aşk" değildi. Ama o da, zamanla olurdu belki. Bu yüzden ilişkimi kesmeliydim.

Ne kadar belli etmesem de hassas biriydim. Şuan dileklerine yardım ettiğim kız, üç ay sonra yanımda olmayacaktı. Onu iyileştirmeye gücüm olsaydı, vücudunda kanserin tek bir hücresini bırakmazdım. Güçsüzdüm.

Bu gerçeği kabullenmeliydim. Güçsüzüm. Tökezliyorum. Düşüyorum. Giderek, derine...

Bana baktı, düştüm. Güldü, düştüm. Kahkaha attı, kızdı, sırıttı; düştüm ve düştüm. Her düşüşümde, ruhum morluklara bezendi sanki. Ve ben, buna katlanmayacak kadar güçsüzüm.

Aşk nedir bilmiyorum, fakat ona karşı hissettiğim duygular, bana göre 'aşk' gibi üç harfli basit bir kelimeye sığdırılamaz.

Bu yüzden, onun iyiliği için kesmeliyim ilişkimi. Çünkü sonda ölen, sadece o olmayacak böyle giderse.

İçimdeki bu düşünceleri atmak ister gibi sokak ortasında silkelendim. Sonra hızlı adımlarla bahçemizden içeriye girdim. Eve girince, Zeref-nii-chan'a tek kelime etmeden odama geçecektim ki o konuştu.

''Lucy kanser değil mi ?''

''Evet.''

''Ona yardım etmelisin.'' derin bir nefes vererek ona döndüm. Koltukta yayılmış bir şekilde oturuyor ve dik gözlerle bana bakıyordu. Hâlbuki beni en iyi anlayacak insan parçası o olmalıydı.

''Yapamam.'' dedim karşısındaki tekli koltuğa otururken. Gülümseyerek yanındaki tabaktan bir cips ağzına attı.

''Düşüncen saçma. O zamana kadar onu mutlu etmelisin. Çekip gidersen, korkak bir tavuk olursun sadece.''

''Sanmıyorum. Sanırım yavaş yavaş âşık oluyorum.''

''Aşk güzeldir.''

''Âşık olduğun kişi ölecekse hiç güzel değildir!'' diyerek sesimi yükselttiğimde kıkırdadı.

''Öleceği kesin mi? Natsu, eğer ona gerçekten değer veriyorsan onun için çabalamalısın. Eminim ki bir umut vardır. Bunu bir düşün derim.'' dedikten sonra mutfağa doğru ilerlemeye başladı.

Derin bir nefes verdim. Kararlarımın hemen değişmesinden nefret ediyorum.

-Ertesi Gün-

Daha kargalar uyanmadan uyanarak, çiçekçi dükkânına doğru ilerlemeye başladım. Birkaç dükkân haricinde hiç bir yer açık değildi. Bu dükkânlardan birisi de çiçekçi dükkânıydı zaten. Elimdeki kâğıdı cebime sıkıştırarak dükkânın önüne geldim.

Neşeli gülümsememi takınarak kapıyı ittirdim ve içeri girdim. ''Günaydın!'' çiçekleri sulayan Layla-san gülümseyerek bana döndü.

''Bugün erkencisin Natsu.'' ortadaki masanın etrafındaki sandalyelerden birine oturarak gülümsedim. Layla-san da elindeki sulama şeysini (ismini bilmemek acı verici) bir kenara koydu ve karşıma oturdu.

''Aslında Luce hakkında konuşmak için gelmiştim.''

''N-ne d-diyorsun! O-o d-daha çok kü-küçük. B-bu yaş-ta e-evlen-diremem.''

''Saçmalamayın! Hastalığı hakkında. Onunla sadece arkadaşız zaten.'' dememle rahatlamış gözüküyor olmalı ki derin bir nefes verdi.

''A-ah evet. Biz de çok doktoru ziyaret ettik ama... Hepsi aynı şeyi söylediler.''

Dilek DefterimHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin