Sehun: Bu gün bir planın var mı?
Luhan: Pazar günleri genelde evde pineklerim
Sehun: O zaman hemen kalk, giyin ve gel, kapının önündeyim
Luhan: Ne Ne NE!!!
Sehun: Çıkmamız gereken bir randevu var Luhan
Neden sanki bu ilişkiyi isteyen ben mişim gibi görünüyor?
Luhan: Neden istemiyor musun?
Sehun: İstekli olan tarafın sen olduğunu sanıyordum
Luhan: Ben istekliyim zaten de sen değil misin?
Sehun: Deniyorum Luhan
Sana karşı hissettiğim bir şeyler var
Ama ismini henüz koyamadım
Sadece çabalıyorum işte görmüyor musun?
Luhan: Tamam geliyorum, bekle.
Luhan
Telefonu kitleyip, yatağın üzerine attım ve dolabımın önüne geçtim. Elim önce sarı, Iron man baskılı tişörtüme gittiyse de, Sehun'a erkeksi yönümü göstermem gerektiği geldi aklıma ve hemen bıraktım. Bana güzel olduğumu söylüyordu, şimdi görürdü o güzel miyim yoksa erkeksi mi?
Beyaz sade tişörtümü, siyah, dizleri yırtık pantolonumu giydim ve üzerime de deri ceketimi geçirdim. Ellerimle saçlarımı da karıştırdıktan sonra aynaya bakıp, gözlerimi kıstım.
"Oldum bence." dedim kendi kendime aynada bedenimi ve yüzümü süzerken.
Elimle çenemi kavradım ve aynadan bir sağ profilime bir sol profilime baktım.
" Güzel çocuğum vesselam ama bu aynı zamanda erkeksi olmadığım anlamına da gelmiyor yani."
Aynada kendime erkeksi olduğunu düşündüğüm bir şekilde göz kırptım ve yatağın üstüne attığım telefonumu aldım. Hızla odamdan çıkıp, dış kapıya yöneldim. Kapıyı açmadan önce son kez telefonumun ekranından saçlarımı dağıttım ve derin bir nefes verip, kapıyı açtım.
Sehun, karşımdaydı. Sevgilim Sehun, beni bekliyordu. Beni, başka birisini değil.
"Luhan?"
Sehun'un sesi,Sehun'un sadece benim olduğuyla ilgili içsel tartışmamı bölerken, "Efendim." Diye cevap verdim.
"Daldın sanki?"
"Denizden korkuyorum ben yaa."
"Deniz ne alaka Luhan?" Acaba espri yapmaya çalıştım desem,
"Iyy ne kadar espri yapamayan bir sevgili," deyip beni terk eder miydi?
"Denize gidelim mi diye bir düşünce geçmişti de aklımdan sonra denizden korktuğum geldi aklıma."
"Bu havada." Kafamı Sehun'dan çekip, havaya baktığımda yağmurun yavaş yavaş tanelerin yer yeryüzüne gönderdiğini gördüm.
İç sesim, "Aferin Luhan, iyi sıçtın, sıvadın," derken dış sesim, " Burada mı dikileceğiz Sehun?" Deyip, konuyu değiştirme taraftarıydı.
"Gidelim, o zaman." Sehun atılıp, elimi tuttuğunda, hareket etmeyi unutmuştum. Sehun ilerlerken, ben sanki arkasından sürükleniyor gibiydim. Sehun'un elinden elime yayılan sıcaklık, bedenimi uyuşturmuş ve hareket etmemle ilgili beynimin gönderdiği komutların yolunu kesmişti.
"Ne yapalım?" Sehun bana dönüp sorduğunda, gözlerimi birbirine kenetlenmiş ellerimizden çekmiştim. Pekala, sonuçta Sehun benim sevgilimdi ve elimi tutması kadar normal bir şey yoktu ama bu adımı ilk benim atmam gerekmiyor muydu? Sehun, gerçekten bu ilişki için çabalıyordu.
Adımlarımız durduğunda, gözlerimi kıstım ve düşünmeye başladım.
"İki erkek sevgili ne yapar?"
Sehun, cidden merak ediyormuşçasına sorduğunda gülsem mi ağlasam mı bilemedim.
"Futbol maçı yapar, pes oynar. İlk erkek sevgilim sensin, ne biliyim ben?" Hatta ilk sevgilim.
"Klişelerden başlamaya ne dersin? Sinemaya gidelim. Bana bir sinema borcun vardı sanki?" Sehun, kaşlarını indirip kaldırdığında, gözlerimi devirdim ve "Olur." diyerek ayrılan ellerimizi tekrar birleştirip yürümeye başladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DESKTEXT!//HUNHAN
FanfictionFizik dersinde canı sıkılan Luhan, elindeki kalemle sıraya anlamsız şekiller karalıyordu. Sonra aklına, arkadaşı Kyungsoo'nun yaptığı ve ona ballandıra ballandıra anlattığı şey geldi. Neden olmasındı? Eline ispirtolu bir kalem aldı ve sıranın üstüne...
