5.BÖLÜM -SEÇİM-

244 31 16
                                    

Bir seçim yapmanız gerektiğinde, seçmemek de bir seçimdir.

Düşünceler; yeni bir savaşa isyan bayrağı kaldırmış, zihninin her yerinde pretosto yapıyorlardı. Sessizlik denen kavramı bir yere tıkamışlardı ve ortalarda yoktu. Zihnin içi alak bulak olmuş, düşünceleri bozguna uğratmıştı.

Kelimeler karışıktı. Anlamlarını yitirmişler gibi etrafta dolaşıyorlardı.

Zihni karışıktı. İsyan yapan bütün cümleleri susturmaya çalışıyorlardı.

Ruhu karışıktı. Bu çatışmayı kaldıramıyordu ve anlamlandıramıyordu.

Aracın içinde sessizce otururken; zihninde oluşan gürültüden, katilinin ürkütücü sessizliğini bile duymuyordu. Arabanın tekerlek seslerinin yola yaptığı sürtünme dışında hiç bir çıt çıkmıyordu.

Sessizce oturmuş, ön koltuktan her zamanki gibi dışarıyı izliyordu. Şimdi nereye gidiyordu? Neler yaşayacaktı? Ya da ona ne olacaktı? Gibi soruları beyninde ki karmaşaya atmış ve onlarıda bulandırmıştı. Sorularının cevaplarını bilmiyordu ama tehlikeyi kilometrelerce öteden hissedebiliyordu. Ya da hemen yanında ki kaşları çatılmış, dudakları düz bir çizgi halinde, gözleri koyulaşmış ve ben tehlikeyim simasını takınan adam içine sızıyordu.

Ürperdi. Gözlerini kapatıp, bu düşünceleri yok saymaya çalıştı ama başaramamıştı. Gözleri önüne; hemen dayanılan silah ve çıkan kurşun gelirken, karanlık yavaşça kan rengini aldı. Alya korkuyla gözlerini açtığın da lacivert gözlerin onu süzdüğünü gördü. Gözlerini ondan hemen çekerek yola çevirdi.

Zihninde oluşan çığ yeniden gösterirken kendini, Alya yavaşça gözlerini çekmiş ve rüzgarın kırbaçladığı ağaçlara çevirmişti. Her bir kırbaç darbesi rüzgarın da şiddetiyle ağaçlara vuruyor ve daha çok esmesini sağlıyordu. Dışarı da hava oldukça soğuktu. Arabanın kaloriferleri olmasaydı şimdi soğuktan donabilirdi.

Bir çift gözü yeniden üzerinde hissettiğin de saçlarının arasına saklanmak istedi. Bu durumdan rahatsız olsa da yapmamıştı. Ona inat bakmasına izin verdi.

Yeni yıl coşkusu yaşayan insanlar, bugün evlerinde dinleniyorlardı. Bazıları yollara çıkmış işe giderken, Alya küçük bir tebessümle onları izliyordu. Büyük bir caddeye girmişlerdi ve yollarda tek tük insan vardı. Güneş çoktan doğsa da sabahın erken saatleriydi.

Önüne düşen kumral saçlarını kulağının arkasına atarak caddeyi daha net gördü. Yerde ezilen kar taneleri ve onları ezmekte olan bir kaç insan, perişan süslerin bir çoğunun yerlerde gezinmesi, insanların yorgunluğunu taşıyan binalar vardı. Bazıları çok gösterişli bazıları da sadeydi.

Bu sokaktan da çıkarken, başka bir sokağa girmişlerdi. Bu sokak diğer sokağa göre boş ve oldukça sadeydi. Büyük binalar vardı ama bir çoğunun içleri boş gibiydi. Güneş bazı binaları kendi içine alırken bazılarını ise gölge de bırakıyordu.

Araba yavaşladı ve başka bir binanın önünde durdu. Genç kız katiline korkakça bakarken, o çoktan arabadan inmişti. Kapıyı tutarak boş gözlerle Alya' ya baktı.

"Hadi." Sesi itiraz kabul edemeyecek kadar sertti. Alya korkarak arabadan inip kapıyı kapattı.

Genç adam her kaçma girişimine karşı tetikte bekleyerek, Alya'nın önünden gitmesini sağladı. Genç kızın beline eline koyarak, ona yön verdi.

Genç kız bir anda beline konan sert parmakları hissedince irkildi. Bunu genç adam da hissetmişti ama aldırmadan onu hafif bir şekilde gri binanın kapısına doğru itti.

AHRAZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin