K-8

21 2 0
                                        

"Artık uyanma vakti uyuyan güzel."

Doruk'un sesiyle gözlerimi açtım. Dün gece olanlardan sonra beni kendi evine getirmişti. Onun olduğunu düşündüğüm odadaydık. Gayet topluydu ve sadeydi ama odanın her yeri onun gibi kokuyordu.

"Günaydın sevgilim."
Üzerimdeki yorganı kaldırarak kalktım. Gamzelerimi göstererek gülümsedim.

"Günaydın."

Eliyle odanım solundaki kapıyı göstererek konuşmaya başladı."Hadi elini yüzünü yıka gel bakalım aşşağı kahvaltı hazır." Kafamla onayladıktan sonra odadan çıktı. Banyoya girdiğimde orası tıpkı odası gibi fazla topluydu ve düzenli. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra odasına geri döndüm.

Yatağın solunda duran dolabı açtım. Üzerimdeki tişörtü çıkartarak onun dolabından rasgele bir tişört aldım. Üzerime geçirmemle her yer onun gibi kokmuştu. Fazla güzel bir kokuydu. Her daim hissetmek istediklerimden.

Saçlarımı dağınık bir şekilde topuz yaparak odasından çıktım. Sağımda duran merdivenlerden inerken aklıma buraya ilk geldiğim gün gelmişti. O zaman fazla dikkat etmemiştim evine. Baya büyük bir evi vardı. Ve fazla şıktı.

Son basamaktanda indiğimde sağımda kalan mutfaktan sesler geliyordu. Doruk elinde kaşıkla ocağın başındaydı. Fazla komik görünüyordy bu haliyle. İstemsizce gülümsedim.

"Orada güleceğine gelde sevgiline yardım et bakalım uyuyan güzel." Gözleriyle gösterdiği sebzelere sinsi bir bakış attım. Değil yemek yapmak salatalık bile soyamayan bir insandım. Zaten mutfağada arada Mira larda falan kaldığımda girerdim. Yinede pek belli etmeyerek sebzeleri alarak musluğun oraya götürdüm. Yıkadıktan sonra kesmek için tahtanın üzerine yerleştirdim. Soymama gerek yoktu bence vitamini kabuğundaydı sonuçta.
Domatesleri kesmekten başladım. Ama onlar parçalara ayrılmamakta direniyordu.
Doruk'dan gelen kahkaha sesiyle kafamı kaldırdım.

"Hadi ama uyuyan güzel domatesleri kesemiyorum deme."

"Ya bu domatesler sorunlu ondan yoksa yapabilirim ben."
Kafasını sallayarak elindeki krepi masaya bıraktı ve yanıma geldi.

"Ver bakalım şu bıcağı." Uzattığı eline bıcağı koydum.
Doruk'tan çıkan inleme sesiyle irkildim. Gerizekalı Su olaraktan bıçağı çocuğun eline saplamıştım.
"Ya özür dilerim." Sağlam olan elini yaraya bastırarak bana döndü.

"Tamam sorun yok küçük bir kesik sadece."

"Ya Doruk nasıl sakarım. Çok acıyor mu?"

"Hayır uyuyan güzel sakin ol acımıyor."

"Tamam şey yapalım o zaman ha yara bandı varmı yada pamuk falan?"

"Bir sakin olur musun önce. Salonda olucaktı gel bakalım benimle." Onu takip ederek mutfaktan çıktık. Eliyle gösterdiği çekmeceleri karıştırmaya başladım. Ilk açtığım çekmecede çerçevede fotoğraflar vardı. Elime gelen fotoğraf baya eski gözüküyordu ve yıpranmış. Iki genç çocuk vardı fotoğrafta. Biri Doruk'a çok benziyordu. Diğerinide birine benzetsemde çıkaramadım.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Dec 15, 2016 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

KatastrofHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin