Seni Tanıyorum

219 9 0
                                    

- Özür dilerim ama bir yanlışlık var sanırım. O dediğinizin ne olduğu hakkında bir fikrim yok dedim.

-Rüya gezgini başkalarının rüyalarında gezebilen, rüyalarında astral seyahat edebilen, başka evrenlere geçiş yapabilen ya da geçiş yapmak için uygun yerleri bulabilen kişi demek. Yani bildiğimiz bu kadar. Henüz bu alanda yapılan çalışmalar konuşmamdan da anladığın üzere oldukça yeni dedi.

- Üzgünüm hayal kırıklığına uğratmak istemem ama ben ne rüyalarda gezebiliyorum ne de başka evrenlerle bir alakam yok dedim çok bilmiş tavrımla. Sonra da suratında oluşan bozulmayı görmek için gözlerimi yüzündeki tek bir mimiği kaçırmamak adına yüzüne sabitledim.

Yanlış anlamayın ama bu kadını hiç sevmemiştim. Sinsi bir yüzü vardı. Samimiyeti fazla sahteydi. Hoş ben kimseyi sevmezdim zaten. Sevebilme yeteneğim fazla sınırlıydı. Hem herşeye baştan bir kulp takmak fazlasıyla eğlenceliydi. Sonucunda insanlar sizden nefret ediyorlardı ama bu yapmacık ve sahte bir sevgiden çok daha gerçekti.

Aynı bilmiş ifadeyle gülümsedi.

- Evet bu söylediğini ciddiye alabilirdim ama bugüne kadar binlerce kez bu sabah uyandığın odaya astral seyahat yapmış olmasaydın ve sürekli gördüğün o bank ve çocuk başka bir evrene ait olmasaydı dedi. Göt olma sırası bendeydi.

- Buğu tatlım her şey senin için çok yeni biliyorum ama seni kesinlikle buraya rastgele almadık. Bu konuda şimdiye kadar ulaşabildiğimiz yetenekli sadece 2 tane insan var. Diğerleri zaten gönüllü olarak seçilen istekli ama yeteneksiz insanlar. Eğitime devam ettikçe kafandaki sorulara çözüm bulacaksın. Yeteneğini anlayıp, geliştirebileceksin. Ve biz sana yardımcı olmak için hep yanında olacağız. Tadını çıkar dedi.

- Peki ya ailem ? diye sordum.

- Haberdarlar. Onlarla istediğin zaman görüşebilirsin. Odanda bunun için gerekli donanım var dedi.

- Peki arkadaşımla görüşebilir miyim ? diye sordum.

- Malesef aile dışı görüşmeler yasak. Gizlilik kuralları yüzünden. Ama bir rüya gezgini buna yeteneğiyle çözüm bulabilir sanki ne dersin ? dedi göz kırparak. Gülümsedim.

- Dışarıda seni odana götürmek için bekleyen bir yardımcı var. Öğrenene kadar onlardan yardım istemekten çekinme dedi.

- Teşekkürler. Hoşçakalın dedim.

Kapıdan çıktım. Yine bir artık ne olduğunu öğrendiğim beyazlı yardımcı beni bekliyordu. Ve yine asansörümsünün önüne gelmiştik. Eğer burada kalıcı olduğum konusunda hemfikirsek biran önce asansörümsüye çare bulmalıydım. Kendime şaşırdım. Bu durumu ne çabuk kabullenmiştim ?

 Bu galiba kendini hiçbir yere ve hiç kimseye ait hissetmemenin sonucuydu. Rüzgar nereye sürüklüyorsa oraya kolayca çekiliyordun.  Çünkü tutunacak ya da sığınacak bir dal yoktu. Duyduklarımı içimde tartmaya başladım. Tam o sırada asansörümsünün kapısı açıldı. Ve içinden birisi çıktı. Bir saniye. Bu o çocuktu. Rüyamda gördüğüm, bana işaretlendiğimi söyleyen çocuk. O yanımdan geçip gitmişti ama ben arkasından bakakalmıştım.

Onu gözlerinden tanımıştım. Gözlerini gördüğüm andan itibaren bir daha aklımdan çıkmamak üzere çivilenmişi. Ama o beni tanımamıştı. Ne saçmalıyordum ben ? Sadece bir kez rüyamda konuştuk diye beni tanıyacak hali yoktu ya. Tam bu sırada durdu. Topuklarının üstünde döndü. ( Ben bunu yapsam kesin düşerdim ama onda baya havalı durmuştu. )

- Seni tanıyorum dedi ve tekrar arkasına dönüp gitti. Nasıl ya ben sabahtan beri dışımdan mı konuşmuştum ? Asansörümsüye binince dayanamayıp yardımcıya döndüm ve ;

- Ben az önce sesli mi konuştum ? diye sordum.

Utanmasa bir kahkaha patlatacağına bahse girebilirdim ama belli belirsiz gülümseyerek ;

- Hayır dedi. Tam o sırada asansörümsü durdu ve kapı açıldı.

- 23 numara dedi. 

Koridorda ilerleyip 23 numarayı kendime hayret ederek kolayca buldum. İnsanlık için küçük benim için büyük bir adımdı. Kapıya geldiğimde durdum. E bana anahtar falan vermemişlerdi. Ben bu kapıyı nasıl açacaktım ? Tam o sırada kapının kulpunu tuttum ve parmak izi algılayıcı olduğunu farkettim. Ah zeki ben ! Bir klik sesi duyuldu ve kapı açıldı. İçeri girip kapıyı kapattım. 

Kapının arka kısmında küçük bir ekran ve altında müsait, meşgul, uyuyor, kilitle gibi bir takım seçenekler vardı. Altındaysa sesli komutla da çalışır diye küçük bir yazı vardı. Kilitle dedim seslice ve klik sesi duyuldu. Vay canına teknolojiye bak. Arkamı döndüğümdeyse has... dememek için kendimi zor tuttum. 

Oda oldukça genişti ve sol tarafında bir merdiven vardı ve yukarı çıkıyordu. Aşağısında kocaman bir masa ve yanında kitaplıklar vardı. Masanın üzerinde bir bilgisayar vardı ama biraz farklıydı. Ona da bundan sonra bilgisayarımsı diyelim. Kapının diğer tarafında küçük bir mutfak ve masa sandalyeler vardı. Ve yanında ki küçük koridorda iki kapalı kapı vardı. Koridorun önündeyse küçük bir oturma alanı vardı. 2 beyaz koltuk l şeklinde konulmuştu ve karşılarında büyük bir televizyonumsu vardı. 

Bunların hepsini deneyip ayrıntısıyla öğrenecektim ama hayatımda ilk aşık olduğum şey bu oda olabilirdi. Önce iki kapalı kapıyı kontrol ettim. Birisi banyo, birisi tuvaletti. Dönüp merdivenlerden yukarı çıktım burada yatak , etejer ve dolaplar vardı. Yatak bana adeta güzel sesli bir yarışmacı görmüş Hadise gibi gel bana , bana gel diyordu. Dolabı açtım içerisinde bazısı yeni bazısı bana ait olan eşyalar vardı. Bir pijama bulup üzerime geçirdim ve yatağa zıpladım. Fazlasıyla rahattı.

Ancak aklım rahat durmadı ve bugün o çocuğun nasıl içimden konuştuğum şeye cevap verdiğini düşündüm. Aman bir gün önce kendi halimde sınava hazırlanan, asosyal bir manyakken bugün nerdeydim ? Tek düşünmem gereken şey sahiden bu muydu ? Kafamda bunlarla boğuşurken ne ara uyumuştum bilmiyordum ama rüyamda yine o tuhaf arazide ve o bankın başındaydım. Bugün duyduğum şeyler aklıma geldi. Ne yani şimdi burası başka bir evren miydi ? Belki de şu tuhaf çocukla konuşmayı denemeliydim. Ama ona hiç yaklaşamamıştım. Zaten normal şartlarda çoktan rüyada olduğumu anlayıp uyanmış olmam gerekiyordu. Cesaretimi topladım tam adım atacakken arkamdan duyduğum sesle irkildim.

- Yerinde olsam bunu yapmazdım.

Lucid DreamHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin