Changkyun bir elindeki neştere bir de bileklerine bakıyordu. Yapabilir miydi? Yapamazdı. Ama yapmak zorundaydı. Neşteri bileğine değdirdi ve yavaşça çizmeye başladı.
Kapının açıldığını duydu. Burukça gülümsedi. Sevgilisinin sesini duydu.
"Küçük bebeğim, ben geldiim"
Changkyun bileğinden dökülen kan damlasının küvetteki suya karışmasını izledi. Gözünden akan yaşları kontrol edemiyordu. Sessizce fısıldadı.
"Üzgünüm hyung. "
Sonra birden banyonun kapısına vurulmaya başladı.
"Changkyun. Aç şu kapıyı. Kyun. Kime diyorum? Bak lütfen. Böyle bitemez Changkyun bitmemeli. Lütfen çık ordan. "
Changkyun bileklerine bakarak gülümsedi. Sevdiğinin baş harfini bileğine kazımıştı. Sonra içinde bulunduğu suyun içine doğru gömülmeye başladı. Artık hiçbir şey duymuyor ve hissetmiyordu.
Minhyuk ise çığlık ve hıçkırıklarıyla baş başa kalmıştı .
Bir de elindeki defterle...
Defterin son sayfasını açarak göz yaşları içinde tekrar okudu.
"Özür dilerim. Seni kırdığım her an için.
Özür dilerim. Seninle geçiremediğim her an için.
Özür dilerim. Senin sevgine hiçbir zaman layık olamadığım için.
Teşekkür ederim. Her şeyi bırakıp bana aşık olduğun için.
Teşekkür ederim. Beni kurtarmak için uğraştığın için.
Teşekkür ederim. Beni hiç üzmediğin için.
Ve teşekkür ederim. Ben şuan kendime kıysam bile her zaman beni seveceğin için. "
Im Changkyun
Bitti....
Ay bi tuhaf oldum.
Kitabı yayınlamayı hiç düşünmüyordum.
Yayınlama nedenim itseunmi yabrucukum
Neyse...
Görüşürüz efenim.
