"Sizin gördüğünüz eksik bir şeyler de varsa ekleriz diye siparişi vermedim."
"İyi yapmışsınız" dedi Erdal hoca cebinden bir kağıt çıkartıp. "Ben bir liste yapmıştım alt katlarda da eksik olan şeyleri. Onları da ekleyelim."
"Tamam." Bugün ben tek başıma gelmiştim okula. Abimler işlerinin olduğunu söyleyip gelmemişlerdi. Berata da bugün ben izin vermiştim. Çocuk kaç gündür bizimle birlikte perişan olmuştu. Hastalanmasını istemezdim. Zaten sadece malzemeleri yerleştirecektik bugün.
Sabah erkenden gelip Milli Eğitimin geri döndüğü haberini vermiştim ve sipariş ettiğim şeyleri onlara da göstermiştim.
Son malzemeleri de ekleyip siparişi verdikten sonra yukarıya çıkıp işimizi yapmaya devam ettik. Erdal bey ve Ali bey büyük eşyaları sınıflara dağıtırken biz de sıraları falan taşıyıp Merveyle birlikte yerleştiriyorduk.
"Hadi çıkalım artık Azra hocam" dedi Erdal hoca yanıma gelip. İşlerimizi bitirmiştik ama ben sınıfları gezip aldığımız eşyaları nerelere yerleştirebiliriz diye düşünüyordum.
"Siz çıkın, abim beni almaya gelecek. O gelene kadar ben oyalanırım buralarda."
"Peki, iyi akşamlar size."
"İyi akşamlar" dedim ve o çıktıktan sonra sınıflara bakıp eşyaları yerleştirebileceğimiz yerleri kağıda not almaya devam ettim.
Aradan ne kadar zaman geçmişti bilmiyorum ama diğerlerinin çıktığı neredeyse bir saat olmuştu. Bugün beni Azad abim alıp kız arkadaşıyla tanıştıracaktı ama henüz gelmemişti. Telefonumu çıkarıp aramaya karar verdim. Telefonu birkaç kez çalmıştı ama cevap vermemişti.
Dışarı baktığımda havanın kararmaya başladığını gördüm. Saat neredeyse dokuza geliyordu. Eve gidince görüşecektim abimle. Çantamı aldıktan sonra merdivenleri inip okuldan çıktım. Kapıyı kilitledikten sonra anahtarı çantama koyup yürümeye başladım.
Yürürken ağaçların arkasından gelen sesle olduğum yerde kaldım. Kimdi bu şimdi? Gözlerimi kısıp kim olduğunu seçmeye çalıştım. Azad abimi görmüş gibi olmuştum ve sesini de duyunca o olduğunu anladım.
"Abi" diye seslenince telaşla bana döndü. Onların yanına gidip gülümsedim. "Sizi kumrular. Ne yapıyorsunuz burda?"
"Sessiz olsana kızım?"
"İyi be. Ne bağırıyorsun?" dedim ve Bukeye baktım. Gerçekten o kadar güzeldi ki. Gözleri kömür karasıydı resmen. Baktıkça bakası geliyordu insanın. "Merhaba, Azra ben."
"Buke ben de" dedi tereddütle gülümseyerek.
"Nasılsın?" diye sordum.
"İyiyim sen?"
"İyi" dedim ben de gülerek ve Azad abime dönüp kaşlarımı çattım. "Abi?"
"Hı?"
"Bu kızı elinden kaçırırsan seni öldürürüm."
"Ne kaçırması?" dedi ikisi de bir an panikle.
"Sakin olun. Yani kaybedersen diyorum. Çok güzel" dedim gülümseyerek. Buke utanarak başını eğince ben de yere baktım. Bukenin arkasında bir çanta görmemle kaşlarım çatıldı. "O çanta ne?"
"Hiç, ön...."
"Biz Bukeyle kaçıyoruz, Azra" dedi abim bir anda.
"Ne?" Artık ne kadar bağırdıysam abim eliyle ağzımı kapattı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TÖRE
Ficção GeralZor şartlara rağmen üniversite eğitimini tamamlayan bir kız... Memleketine döndüğü gibi başına gelen bir berdel belası... Kurtulabilecek mi bu beladan yoksa dünden razı olduğu bir şey mi? Peki hayalleri? Ne olacak dersiniz? Haydi gelin, birlikte o...