Camila:
Olanları Dinah'a anlattıktan sonra, konuşmaktan ağzım kurumuştu. Dinah'ın limonatasından bir yudum aldım.
Dinah ise yerinde duramıyordu.
"RESMEN SENİN ELİNİ TUTMUŞ. VE BERABER BİR KADININ EVİNE GİR- beraber bir kadının evine girmişsiniz. Tamam be, bağırmayız."
Uyarım üzerine ses tonunu kısan Dinah'a kınayıcı bir bakış attım. Bu olay yayılmamalıydı.
Alt dudağımı dişleyerek Dinah'a baktım. "Sence de benden hoşlanıyor mu?".
Dinah hamağı hızla sallamaya başladı. "Tabi ki hoşlanıyor, yoksa neden elini tutsun?".
Hamak çok hızlanmıştı, eski iplerin ağaca sürtünürken oluşturduğu ses kulağıma geliyordu.
"Umarım öyledir Dinah."
Eski ipler, daha fazla dayanamadı ve iki kız kendilerini yerde buldular.
Lauren:
Bir, iki, üç, dört, beş.
Stres altındaydım ve böyle durumlarda sayardım.
Altı, yedi, sekiz, dokuz.
Teyzem üzerime doğru geliyordu.
On, onbir, oniki.
"KES ŞU LANET SAYILARI SAYMAYI LAUREN. BATACAĞIZ DİYORUM. SENİN YÜZÜNDEN, ŞİRKETİMİZDEN OLACAĞIZ."
Oturduğum koltukta ayaklarımı kendime çektim. Sanki ne kadar az yer kaplarsam, o kadar az bağıracakmış gibi.
Onüç, ondört, onbeş.
Teyzemin küçük parmaklarını yüzümde hissettiğimde onaltı'ya gelmiştim.
Yediğim tokadın etkisiyle sersemledim.
"Yalanlayacaksın, Lauren. Lezbiyenliğini saklayacaksın. Düzmüş gibi davranıp kameraların önünde, normal kadınlar gibi erkeklerle öpüşeceksin."
Yapamazdım. Yapamayacağımı biliyor olmalıydı.
Evin kapısı çaldı.
Teyzem bana sinirli bir bakış atıp kapıyı açmaya gitti.
Döndüğünde yanında bir çocuk vardı.
"Lauren, bu Joshua. Senin yeni sevgilin. Onu çok seviyorsun. Ona aşıksın ve onu etkileyici buluyorsun."
Kelimeler ağzımda birikiyordu. Söylemek isteyip de söyleyemediğim şeyler boğazımdan aşağı inerken dilimde acı bir tat bırakıyorlardı.
Joshua bana elini uzattı. Ellerimi göğsümde bağlayarak ona karşılık vermeyeceğimi belirttim.
Üzülmüş gibi gözüküyordu ama gülmeye devam etti. Tam bir Ken-Doll'du. Sarı saçlar, mavi gözler. Kaslı bir vücut.
Bunlar bana hiçbirşey ifade etmiyordu. Bir kadının bedeninin zarif kıvrımlarını düşünmek beni ateşe atıyordu.
Bir salağın karın kasları değil.
Teyzem kaşlarını kaldırdı. Sonra da "Ben sizi yalnız bırakayım." diyerek odadan çıktı.
Joshua benle konuşmaya çalışmayacaktı umarım. Ne bekliyordu, havadan sudan sohbet etmemizi mi?
Odada gezinip etrafı süzdü. Sonra bana bakıp konuşmaya başladı.
"Bu durumdan memnun değilsin sanırım?"
Kafamı geriye atıp bir kahkaha patlattım.
"Aa? Onu da nerden çıkardın Joshua? Durumdan gayet memnunum."
