Yol

35 6 1
                                    

"Ben ne denir bilmiyorum Timur."
"Bak beni yanlış anlamanı istemem. Ben ne istediğini bilen biriyim. Partide seninle konuştuğumuz ilk andan itibaren senden hoşlandığımı anladım. Ama şansıma bak ki sen o Ali Rıza denen salak çocukla çıkmaya başladın."
"Anlıyorum Timur. Ama ben bir ilişkiye hazır değilim. Böyle iyiyim ben."
"Yoksa ondan gerçekten hoşlanmaya mı başladın?"
"Hayır hayır konunun Aliş'le ay aman Ali Rıza ile hiçbir ilgisi yok. Biz onunla çok iyi arkadaş olduk ve olup olacağımız da bu."
Çam devirmekte üstüme yok. İstemsizce Aliş çıkıverdi ağzımdan. Sanki Ali Rıza'yla o kadar samimiyeti ilerletmişiz artık ortada sınır falan kalmamış ben Aliş diyormuşum gibi oldu. Kızardım umarım farketmemiştir.
"Bak Nil, ben duygularımı gizlemekten hoşlanmam. Senden hoşlanıyorum. Sanırım sen bana karşı aynı duyguları hissetmiyorsun. Ama ben beklerim. İnan ki çok sabırlıyımdır. Sende benimle aynı duyguları hissedene kadar beklerim.

Kampüsün çıkışına kadar benim arabam önde o ise hemen arkamda konvoy şeklinde ilerledik. Birazdan yollarımız ayrılacaktı. Onun evine kampüsün sol tarafına uzanan yoldan gidiliyor. Benim ise evim buraya baya uzak. Yol ayrımına vardığımızda kırmızı ışıkta durduk. Timur, camını açarak anlayamadığım bir şey söyledi. Bunun üzerine bende camımı açtım.
"Bekleyeceğim."diyordu.
Işık birden yeşile dönünce gaza bastım. Neydi bu şimdi. Ne yalan söyleyim hoşuma gitti. Timur iyi birisine benziyor. Ama sevgili olmak için bunlar yeterli değil. Daha da ötesi gerek.

O günden beri Timurla mesajlaşıyoruz.Romantik sözlerle, kalpli emojilerle dolu bir dünya mesaj atıyor. Sabah kalktığımda telefonumda günaydın diye başlayan mesajlar buluyorum. Neymiş efendim bana ilk günaydın diyen o olmalıymış. Ah şu erkekler kızları nasıl kandıracaklarını iyi biliyorlar. Benim mesajlarım daha resmi kalıyor tabi. Zaten fazlasına da gerek yok. Daha tam tanımıyorum onu. Hoş bir insan ne kadar sürede tanınabilir ki.

İşte bir mesaj daha geldi.
"Müsaitsen sana bir teklifim var, arayabilir miyim?"
Çıkma teklifi etmez herhalde diye geçiriyorum aklımdan."Peki konuşalım."
Hemen aradı. Tabi ki her kızın yaptığı taktiği yapmadan geçemedim. Karşı taraf en az üç kez çaldırmadan o telefon açılmamalı. Bu,telefonun başında oturup senin aramanı beklediğimi düşünüyorsan yanılıyorsun demektir. Tabi umarım erkekler bunu anlıyordur.
"Efendim."
"Açmayacaksın diye korktum."
"Merak ettim neler oluyor söylesene."
"Bu haftasonu için bir planın var mı.?"
"Yok yani henüz bir şey planlamadım."
"O zaman bu haftasonunu Uludağ'da geçirmeye ne dersiniz küçük hanım?"
"Ne yani başbaşa mı?"
"O günlerde gelecek." hınzırca gülmüştü.
"Bizim Tuğçe tutturdu gidelim diye. Kaan'la da konuşmuş o da gelecekmiş. Bende sen de gelirsin diye düşündüm."
"Bilmiyorum. Uludağ biraz uzak geldi.Hem evdekilere de sormam lazım."
"Bak hemen kestirip atma. Haftasonuna daha var. Düşün önce bir de lütfen ama lütfen gel."
"Tamam Timur dediğim gibi ararım seni sonra iyi geceler."
"İyi geceler küçük hanım."

Telefonu kapatır kapatmaz tekrar çaldı. Bu kez arayan Timur değil Alişti.
"Kız, kiminle konuşuyordun? Aradım meşguldü."
"Timurla canım."
"Ooo nedir bu samimiyet. Neyse bunu ayrıca konuşuruz da ben sana ne havadis vereceğim. Bizim şu çırpı bacaklı Tuğçe yok mu? Beni haftasonu Uludağ'a kayak yapmaya davet etti. Senin şu arkadaşın yok mu adı neydi ?"
"Kaan."
"Hah Kaan ve Timur'da geliyormuş."
"Haberim var. Biz de Timurla bunu konuşuyorduk zaten. O da ısrarla beni davet ediyor. Ama biraz kararsızım. Sen ne düşünüyorsun?"
"Valla bebeğim ortam şahane olur. Bize de değişiklik olur. Biliyorsun ben sıcak iklim çocuğuyum kar nedir bilmem heyecanlandım gidelim be."
"Bak emin misin sonra orada yok üşüyorum, yok karda yürüyemem, yok hayal ettiğim gibi değilmiş deme de."
"Gidelim gidelim."
"Tamam ben şimdi annemlerle konuşayım. Sorun olacağını sanmıyorum."
"Tuğçe benden haber bekliyordu. Ben ona tamam diyorum sende Timur'u ara da söyle bari. Taş gibi çocuğu bekletiyorsun."
"Hadi öpüyorum seni."

Neyse en azından sıkılırsam Aliş vardı. O hiç bir şey yapmasa bile bu doğal halleri beni eğlendiriyordu. Ertesi gün annemlerle de konuştuktan sonra Timur'a "Geliyorum."yazdım. Çok sevindiğini cuma günü öğlen yola çıkacağımızı söyledi. Beni o alacakmış. Bende başbaşa o kadar yol gitmek istemediğimden neden hep beraber gitmiyoruz daha eğlenceli olur diyerek öneride bulundum. Böylece Aliş, Kaan , Timur, Tuğçe ve ben Timur'un arabasıyla yola koyulduk. Timur'un hemen yanındaki koltukta Kaan oturuyordu. Biz ise arka koltukta Aliş'i ortamıza alarak oturmuştuk. Tatilimiz 2 gece 3 gün sürecekti.

Yollar öyle güzeldi ki seyretmekten kendimi alamadım. Her yer çam ağaçlarıyla kaplıydı ve gitgide de artıyorlardı. Buralar bizim oralara göre baya karlıydı. Öyle ki yolların kenarında en az yarım metre kar yığınları birikmişti ve hava kesinlikle çok daha soğuktu.

"Hey öndeki biraderler kimsenin sesi çıkmıyor."
Sessizliği bölen Alişti.

Aliş ah yavrum. Mecburen rol yapmak zorunda. O işveli konuşmalarını bildiğimden şimdi bu erkeksi tavırları biraz tuhafıma gidiyor.
"Ben şoförüm beni konuşturmamanız lazım ama bu kadar da demedim."
"Bir mola versek ya ben çok bunaldım abi."
"Tamam zaten benzin almam gerekiyor. Tamam derseniz şu tesise giriyorum."

Arabadan indiğimde soğuktan içim ürperdi. Rüzgar o kadar şiddetliydi ki. Saçlarımı yüzüme öylece savuruyordu. Dağ havası başka derler ya hani demek ki böyle bir şeydi. Ben burada böyleysem dağa varınca nasıl olurdum kim bilir. Bir dünya atıştırmalık aldık. Cipsler, çikolatalar, şekerlemeler, sakızlar ...

Gün batarken otelimize ulaşmıştık. Burası gece bu kadar güzelse sabahı nasıldı kimbilir. Tarihe tanıklık etmiş bir doğa harikası. Yolda hayal ettiğim gibi çok soğuk değildi. Fırtına falan da yoktu. Kimliklerimizi gösterdikten sonra hepimiz odalarımıza geçtik.

Beğendiyseniz lütfen ⭐️'a basmadan geçmeyin.

Ben Nasıl Kocaman Bir Kadın OldumHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin