Yılbaşı

40 6 3
                                    

Ankara'ya döneli iki gün oldu. Ama olayların etkisini hala üzerimden atamadım. Bunda hasta olmamında büyük etkisi var tabi ki. Kendimi o kadar kastım ki vücudumun böyle bir tepki vermesine şaşmamak gerek. Ara ara ateşim çıkıyor, oldukça halsizim, burnum akıyor, boğazım acıyor...

Bahar abla, elinde sürekli yiyecek, içecek bir şeylerle kapıda bitiveriyordu. İki gündür karabiberli, şehriyeli, tavuk çorbası içiyordum.
Bu çorba şifa olurmuş, can kan olurmuş, bir de üzerine güzelce bir terlersem hiç bir şeyim kalmazmış. Bu illetin çaresi yemekten geçermiş. Ne kadar çok şey yersem o kadar çabuk ayaklanırmışım. Yemekten yana sıkıntım yok zaten iştahlı birisiyim öteden beri. Doktora da gitmiştim antibiyotik kullanıyordum.

Telefonumun çalmasıyla henüz daldığım uykumdan sıçrayarak uyandım. Arayan Timurdu. Hiç konuşacak halde değildim. Telefonu sessize alıp tam tekrar uykuya dalacakken başımda Bahar abla bitiverdi.
" Kız Nil, kapıda bir oğlan var. Adı Timurmuş. Seni görmek istiyormuş. Hasta dedim ama ille de görecekmiş."
"Timur mu? Buraya mı gelmiş? Tamam abla sen salona al geliyorum bende."
"Kız üzerine düzgün bir şeyler giy, saçını başını bir düzelt hele."

Uykudan yeni kalkmış ve hasta biri olarak feci görünüyordum. Buram buram ilaç kokuyordum. Terlemiştim. Pijamalarım iki gündür üzerime yapışmış kırış kırış olmuştu. Aynada incelediğim burnum silmekten kızarmıştı. Hızlıca üzerimi değiştirdim. Yüzümü yıkadım üzerime bolca deodorant boca ettikten sonra saçlarımı hızlıca tepede topladım.

"Timur, hoşgeldin." Sesim çatal çatal çıkmıştı. Ben bile tanıyamadım.
"Ooo sen baya baya hasta olmuşsun."dedi beni baştan ayağı süzerken.
"Aslında habersiz gelmek istemedim. Seni aradım ama açmadın. Ankara'ya dönerken de çok konuşamadık. Kaan da hasta olduğunu söyleyince dayanamadım buraya kadar geldim."
"Uyuyordum ondan duymamışım aradığını." Bazen ne kadar rahat yalan söylüyordum şaşıyorum doğrusu.
"Gel otur hadi yorulma."
Elindeki poşete gözümün takıldığını fark etmiş olacak ki hızlıca poşeti karıştırmaya koyuldu.
"Ben gelmeden önce eczaneye uğradım. Bu pastil deyip bir kutu ilacı sehbaya bıraktı. Bu burun spreyi, bu ağrı kesici, bu derece. "Timur hala poşeti kurcalıyordu.
"Bunlara ne gerek vardı ki ben zaten doktora gittim ilaç kullanıyorum."
"Ne biliyim bir an önce iyileş istiyorum."
"Olaylar beni tahmininden fazla etkiledi. Vücudum az bile tepki verdi. Ne kadar korktuğumu unuttun mu? O geceden beri rahat uyuyamıyorum. Kabuslar görüyorum."
"Bak Nil, tamam yaşananlar kötüydü ama bitti gitti bu kadar üzerine düşünme. Sen tek çocuksun o yüzden kardeşlikle ilgili ne düşünüyorsun ne hissediyorsun bilemiyorum. Ama ben Tuğçe'ye çok düşkünüm. O benim kardeşim. Ne yaparsa yapsın onun sadece yanında olurum. Bu benim görevim."
Timur' un bu sözleri şaşırtmıştı beni. Yine de Tuğçe'ye biraz olsun kızgınlık veya kırgınlık hissetmesi gerekmez miydi? Belki de söylediklerinde haklılık payı vardı. Sonuç olarak benim bir kardeşim yoktu. Bu o yüzden belki de hiç anlayamayacağım bir duyguydu. Birisinin ne olursa olsun senin destekçin olması, seni yargılamaması çok güzel olurdu. Sırf bu yüzden bir kez daha içten içe kıskandım Tuğçe'yi. Daha fazla bu konuyu dillendirmemek için de başımla onaylayarak kapanmasını sağladım.

Bahar abla elinde çay ve kek ile geldi. Timur'un hemen önündeki sehpaya itinayla bıraktıktan sonra arkasına dönüp bana göz kırptı. Bahar abla'nın ortada esrarengiz bir şey varmışcasına takıntığı mimikleri tebessüm etmeme sebep oldu. Timur, gülümsememi fark etmiş olacak ki "Sanırım ilk onayımı aldım."dedi.
Konuyu değiştirmek için aklıma gelen ilk şeyi söyleyiverdim.
"Yılbaşı cuma gününe denk geliyor değil mi?"diye boş bulunup sordum ki sormaz olaydım Timur da sanki bu anı bekliyormuş.
"Yoksa bana çıkma teklifi etmeye mi çalışıyorsun?"dedi hınzırca gülerek. Doğrusu bu halleri çok tatlıydı.
"Yok daha neler. Aklıma geldi söyledim işte zaten baksana ben bu haldeyken ister cumaya denk gelsin ister pazara fark eder mi?"
"Fark etmez olur mu? Daha yılbaşına üç gün var. Üç koca gün. O zamana kadar seni iyileştireceğiz ve yeni yıla beraber gireceğiz başka yolu yok."
"Zor görünüyor Timur."dedim elimdeki peçeteyi göstererek.
Annemle babam baronun düzenlediği kutlama yemeğine gideceklerdi. Bahar abla izin almıştı o gün için. Kaan kuzenleriyle beraber olacaktı. Cansu' da ailesiyle geçirecekti beni de davet etmişti ama rahat edemeyeceğimi düşündüm nedense. Aliş'te malum olaydan sonra Antalya'ya gitmişti. Yeni yıla orada girecekti. Sanırım Timur'dan başka alternatifim kalmamıştı. Hem Timur gayet eğlenceli, şen şakrak biriydi. Espriliydi. Yeni yıla girerken insan sadece eğlenmek ister. Timur' da ısrarlarını sürdürüyordu bu esnada.
"Tamam teslim oluyorum artık ısrar etme. Pekala sen istedin o zaman yılbaşı planını yapmak senden uyması benden. Bu hasta halimde rezervasyondu falan uğraşamam."

Ben Nasıl Kocaman Bir Kadın OldumHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin