4. Bölüm

1.3K 89 62
                                        

Bölümü Here She Comes Now dinleyerek yazdım mıtlıyım:)

lucyxjane: bu bir şaka değil mi?

finnwolfhardofficial: ne şaka değil mi?

lucyxjane: beni görüyor musun?

finnwolfhardofficial: evet.

Gözlerim bir anda pörtledi.

lucyxjane: Neredesin?

finnwolfhardofficial: camdan dışarı baksan görürsün.

Hızla yerimden kalktım ve koşarak cama çıktım. Belki hayal görüyorumdur diye gözlerimi ovuşturdum. Rüyaysa uyanmak içinde klasik olarak kendimi cimcikledim. Daha sonra telefonumdan yine bildirim geldi;

finnwolfhardofficial: gerçeğim.

Pencereyi açtım. Bana bakıyordu, ne yapacağımı şaşırdım. Ağzım bir karış açıktı. Ve bir daha bildirim geldi;

finnwolfhardofficial: Pencereden bakacağına aşağı insene.

Pencerenin yanından uçarak ayrıldım. Üstümdeki kıyafetlere aldırmadan aşağı indim. Kapıyı açtım ve sağ tarafa doğru koştum. Karşımda Finn Wolfhard  vardı. "Aman tanrım sen Finn Wolfhard'sın." dedim. Sırıttı. Tam karşısında durunca ne yapacağımı şaşırdım. Sonra o geldi ve benim kalp krizi geçireceğim şeyi yaptı. Bana sarıldı. Kokusunu bunca zamana kadar çok merak etmiştim. Kokusunu iyice içime çektim. Şuan mal mal gülüyordum. Vücutlarımız birbirinden ayrıldığında işaret parmağım ile omzuna dokundum. "Sen gerçek misin ya?" dedim. Gülmeye başladı. Şuan geçen her saniye x1000 daha fazla aşık oluyordum. "Pijamaların da senin gibi güzelmiş güzel kız." dedi. Şuan Finn'in karşısında yerin dibine giriyordum.

Üzerimde pandalı pijamalarım vardı. "Ya şey sen aşağı in diyince depar attım da ondan yani giyinmedim." dedim. Konuştuğum her saniye domates gibi kızarıyordum. "Ateşin mi var?" dedi. İçimden 'senin ateşin yahuşıklı' diyesim vardı. Tabi bunu söylemek için yürek yemem lazımdı. "Yok ben arada havale geçiririm, ilk kez karşımda Finn Wolfhard görüyorum normal olmamı bekleme." dedim. Finn "Bende normal bir insanım, yani heyecanlanmana gerek yok." dedi. Finn valla sağol şuan hiç heyecanlanmıyorum.

Biraz daha konuştuktan sonra "Eve gelmek ister misin?" dedim. Saçmalamayın üşütür falan diye dedim. "Olabilir." dedi. İkimizde içeri girdik. Benim odama çıkarken aklıma birşey geldi. Benim odamın yarısı Finn ve Calpurnia posterleri ile doluydu. Ama bunu düşünürken odaman gelmiştik bile. Ben kapıyı açtığımda Finn küçük bir şok geçirmiş olacak ki şaşkınlıkla baktı. Cidden biran beni sapığı falan sanacak diye korktum. Koltuğa oturdu. Bende yatağa. "Benim hakkımda ne kadar şey biliyorsun?" dedi. "Çok şey." "Mesela?" dedi. "Sor cevaplayayım." dedim. "Uğurlu sayım?" "7" "En sevdiğim renk?" "Kırmızı, mavi." böyle birkaç soru daha yanıtladım.

Birden gülmeye başladı. "Çok güzel gülüyorsun." dedim. Hey hey? Benim bunu içimden söylemem gerekiyordu. Benim kızardığımı görünce "utanınca çok tatlı oluyorsun." dedi. Yanaklarım daha da alev gibi yanmaya başladı.

Biraz konuştuk sonra aşağıdan bir kapı açılma sesi geldi. Ardından bir ses daha yükseldi. "kıızıım, ben geldim." dedi. Bu annemdi. Finn ile bakıştık. "A-anne?"

him & iBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin