(3) boyalı civciv

58 16 1
                                    

.......................***.........................

Elimde duran telefonumu kontrol ettim,
Ön ekranı 'y' şeklinde çizilmişti. Doğru ya ! Telefonumu düşürmüştüm korkuyla kaçtığım  sırada.  Peki ya bu kişi kimdi ? O kadını vuran kişi miydi ? Düşüncelerimi benden ayıran  küfür homurdanmasıyla yerde yatan çocuğa döndüm. Dudağı  ve üst  kaşı  kanıyordu . Telefonumu arka cebime atıp siyah sırt çantamı sol tarafımdan önüme getirip ön  cepteki peçeteyi ona doğru uzattım. Parmaklarıyla kanayan ağzına baskı uyguladı " ah ! " diye inledi, belli ki çok sert uygulamıştı.
Elimdeki peçeteye bakıp psikopatça güldü.
Komik mi ? Dememek için kendimi zor tutuyordum. " ağzınızın kanamasını durdurmanız için uzatmıştım, gülmeniz icin değil." Demiştim anlam veremedigim  sert bir tavırla. Ciddi yüz ifadesini geri alıp gözlerimin içine bakarak elimdeki peçeteyi ağzına tuttu. Gözlerini gözlerimden  ayırmadan kan olmuş peçeteyi bana gösterdi.
"Temiz verdiğini kirli alabilirsin, attığın adımlara daha doğrusu konuşmalarına dikkat et." Yerden kalkıp elindeki peceteyi önüme atarak sınıftan çıkmıştı. Peki ne demek istemişti ?
Okulun ilk günü olarak iyi başlamamıştım,
daha ilk derse bile girmemiştim. Sınıfı incelerken çantamı boş bir sıraya bırakıp , az önce gördüğüm kişileri görmemek umuduyla koridorda geziniyordum.
Öğretmenlerle daha önce tanışmak isteğiyle müdür odasının kapısını tıkladım. 
" Gir. "
Kumral , omuzlarıma düşen saçlarımı geriye doğru itip , kapı kolunu yavaşça açtım.
Kapı yavaşça aralandığında içeride  siyah şal takmış bir velinin olduğunu görmemle ,
" şey efendim... ben daha sonra-" sözümü tamamlamadan arkamdan gelip beni es geçerek müdürün odasına hücum eden çocuğa hayretle baktım. Kaba ! Geri adım  atıp az aralanmış kapıdan içeriye bakıyordum. Ayak sesleriyle arkama döndüğümde o çocuğu bekleyen 5 erkeğin bakışları  arasında kalmıştım. " Rüzgar " dedi müdür. Kafamı aralanmış kapıya cevirdim,
Telefonumu bana veren oydu... Rüzgar'dı.
Müdür, " Seda hanımla az önce yaşanan olayı konuşuyorduk." Seda hanım ha ?! Annesi olduğunu düşündüğüm kadın "öhöm" diyip yumruk yaptığı  elini ağzına götürdü.
Rüzgar'ın yan tebessümüyle ,Az önce sınıfta yaşanan kavga için geldiğini düşündüğüm Rüzgar 'ın annesi  "oğlum... " diye söze girdi. Rüzgar'a bakıp gülümsedikten sonra
Müdüre baktı,  " oğluma hakaret eden kişiden şikayetçiyim" demişti. Bu neydi şimdi  ? Çocuğu döven Rüzgar'dı , şikâyet icin gelende Rüzgar'ın annesiydi. Hem suçlu hem güçlü.  Gelen homurdanma sesleriyle arkama döndüğümde sınıfta bana 'temiz verdiğini kirli alabilirsin ' diyen kişi,  Rüzgar'ın arkadaşlarının arasından geçmeye çalışıyordu. Rüzgar'ın arkadaşları ona ölümcül bakışlarla bakıp omuz atmıştı. O ise sakinliğini korumaya çalışıp yanımdan geçerken siyah gözleriyle beni süzüp  müdürün odasına girdi. Rüzgar'ın karşısına  geçip müdüre baktı. "Tolga " dedi kibar olmaya gayret eden müdür. Tolga ve Rüzgar'ın uzun ve kaslı fizikleri müdürün korumaları rolünü andırırken ders zili çalmıştı.
of be  tam da en güzel yerinde yarım kalmıştı. Ne diyecekti müdür Tolga'ya ? Merakımı bastırıp geriye doğru adım atmıştım ki , durdurulmuştum uzun kollu siyah sweat giyimiş ,boynunda bıçak dövmeli kişi tarafından. Rüzgar'ın 4 arkadaşı sırtlarını duvara yaslamış , diğer biri ise beni kolumdan tutmuştu.
" bırak be !"  Diye çıkıştım. Birşey demeden yüzüme bakıyordu. Ellerimi çekmeme rağmen fayda etmiyordu, çok güçlüydü veya ben güçsüzdüm.
" Kaçan sen miydin ? " demişti.
"Ne kaçması , bırak!" Boşta kalan elimle eline cimcik atıyordum. Müdürün kapısı yanımdaydı,  bağırmak aklımın ucundan geçse de bunu yapmama izin vermeden elimi bıraktı. "neyse daha sonra hallederim." Diyip duvara yaslandı.
Bıraktığı elimi ovuşturup yan gözlerle ona bakıp sınıfıma doğru ilerledim. Evet... bunlardı.  O kadını vuran kişilerle aynı okuldaydım, harika.
Öğretmen sırasının tam karşısında oturmuştum. Sınıfın 15 sırasından 13ünün  dolmasıyla gözlerim sonuna kadar açılmıştı.
Tek kızdım! Dr79 sınıfında tek  kız olmak şans mıydı bilemiyorum. Tüm gözler üzerimde gezinirken içeriye giren saçları beyazlamış tahminen 40larında olduğunu düşündüğüm öğretmen için  saygı olarak sadece ben kalkmıştım.
Tebessüm ederek " teşekkür ediyorum oturabilirsin kızım" demişti. Elindeki sınıf defterini öğretmenler masasına bırakıp , deftere göz gezdirdi. " Damla sen olmalısın?"
Dediğinde arkadan gelen "vay be hocam nasıl anladınız " dalgasıyla karşılaştı. Ve gelen kahkaha sesleri...
" Damla binim biin biin " diyip sesini incelterek konuşan esmer çocuğa döndüğümde istemsiz de olsa gülmüştüm. Sakinliğini koruyan öğretmen  gülümsedi,
"Tek kızsın bu sınıfta , eğer  bu durum seni rahatsız ederse sınıfını değiştirebilirim." Dedi iyi niyetle.

"Şuanlık birşey yok , yani olmadı daha. "

"Umarım olmaz da. Bu arada ben matematik  öğretmeni Mete sayhan , sizi mezun edene kadar burdayım. Elimden geldiği kadar yardımcı olurum ,birşeye ihtiyacın olduğunda çekinmeden bana başvurabilirsin. " 
Başımı salladım,neyse ki kendini tanıt dememişti. Bu her okul değiştirdiğimde yaptığım şeydi. Ben ,Damla Hüzün. 18 yaşındayım, Buralıyım falan filan...
"Yoklama alıyorum 'burda ' demeyeni yok yazıyorum."
Kendi aralarında konuşanların ses kirliliği beni rahatsız ederken öğretmenin uyarısıyla sustular.
" Damla Hüzün "
- Burdayım.
"Rüz-" sınıf kapısının çalmasıyla gelen sarı saçlı,  mini etek giyimiş , iki kilo makyaj yapan nöbetçi öğrenci aheste aheste elindeki kağıdı Mete hocaya verip sınıfa göz kırptı. Nefret ettiğim kız tipi  1 ! Boyalı civciv Bana baktığında moralinin bozulduğunu belli eden göz devirmesiyle ardından yapmacık bir tebessümle yüzüme sınıftan çıkana kadar nefretle baktı. Nedense içime  doğan bir his onunla hiç anlaşamayacağım  tarafındaydı.Kapının kapanmasıyla Mete hocaya döndüm. Cebimde duran yuvarlak çerçeveli gözlüğümü  gözlerime takıp Mete hocanın elinde olan izin kağıdına baktım.
" nerde kalmıştık... Damla ?"
Sağ elimi kaldırdım.
" hâh tamam buradaydı. Rüzgar..? Rüzgar idarede."
Rüzgar benim sınıfımdandı, veya ben onun sınıfındandım. Alınan yoklama sonunda Tolga'nında bizim sınıftan olduğunu anlamıştım. Boş olan iki sıra onlara aitti.
Kavgalı ,fizikleri mükemmel olan Tolga ve Rüzgar aynı sınıfta idare edemezdi, yani bu benim tahminimdi...
Derse başlayan Mete hoca mavi tahta kalemini eline alıp "defterleri açın " demesiyle derse başladı, ve bende dinlemeye.

.......................***.........................

Benim Katilim AnnemHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin