Acı

342 115 138
                                        

Korkacağımız tek şey, korkunun kendisidir.

- Johann Wolfgang von Goethe

...

Hızlı adımlarla yürüyorduk, geçtiğimiz onlarca kapı sonrasında bir asansöre bindik. Bindiğimiz asansör en son kata iniyordu. -14. Kat. James ne haldeydi acaba? Şuan kendimi düşünmem gerekirken onu düşünüyordum çünkü benim yüzümden buradaydı. Benim yüzümden canı yanıyordu. Asansörün kapısı kapanırken gerçekten kötü bir haldeydim. Saçlarım darmadağın, gözlerim yaşlı, kollarım acıyor. Sanki kaçabilecekmişim gibi hala kolumu sıkan adam sinirimi bozuyordu. Zaten kaçmazdım, kolumu bari rahat bırak. Kapı açıldığında karşımdaki manzara farklı değildi. Yine aynı taş duvarlar ve toprak zemin. Etrafta yürüyen siyah yada kırmızı pelerinli vampirler.

"Beni öldürecek misiniz?" Dedim bir anda. Çünkü sessiz kalmanın bir faydası yoktu. Adam bakışlarını bana çevirdiğinde hiçbir şey söylemeyip tekrar önüne döndü. Önümüzdeki koridordan sağa dönünce karşımıza bir kapı çıktı. Fakat oldukça büyük bir kapıydı, adam kolumu bırakıp iki eliyle birden kapıyı açınca karşımda sonu gözükmeyen bir koridor ve yüzlerce kapı vardı. Kapının açılmasıyla bir sürü insan sesi duydum. Her kapının arkasından bir ses çıkıyordu. Çığlıklar, yardım çığlıkları, yalvarmalar, acı dolu inlemeler. Ben korkuyla olduğum yerde dururken adam tekrar kolumu tuttu ve beni içeriye doğru sürüklemeye başladı. Koridor boyu yürüdüğümüzde sonunda durdu ve kapılardan birini cebindeki anahtarlardan biriyle açtı.

Kapı açıldığı an bunca odanın bir hücre olduğunu anlamıştım. Kahretsin! Etrafta oldukça az ışık vardı. Duvarlardaki lambalardan yayılan sarı ışık yeterli değildi. Bu beni daha çok bunaltırken, aniden odaya itildim. Dizlerimin üzerine düştüğüm an demir kapı sertçe kapatıldı. Ayağa kalktım ve içinde bulunduğum odaya baktım. Tamamen bomboştu, toprak zemin, toprak tavan ve taş duvar. Neden burada bu kadar çok insan vardı? Bu insanların suçu neydi? Hepsi insan mıydı?

...

Saatlerdir kurtulmak için bir şeyler düşünüyordum. Sonra bir ses duydum. Tam olarak sağ taraftan geliyordu. Dinledim bu nefes alış sesiydi, kafamı kaldırdım. Duvarlar tavanla birleşmiyordu, sadece odaları birbirinden ayırmak için yapılmıştı. Yani orada yaklaşık 20 santimlik bir boşluk vardı. Tekrar derin bir nefes alma sesi duymamın ardından bir öksürük sesi geldi. Sonra tekrar öksürdü ve bu bir erkekti. Ben biraz daha duvara yaklaştım ve başımı kaldırıp boşluğa baktım.


"Hey, iyi misin?" Dedim sessizce. Çünkü hiç kimseden ses çıkmıyordu. Kapı açıldığında ise oldukça korkunç sesler çıkıyordu. Yardım isteyen sesler.

"Değilim." Duyduğum ses bir erkek sesiydi ve sesi çok az çıkmıştı. Anlaşılan yaralı yada hastaydı.

"Ne yaptılar sana?" Dedim sesim titreyerek. Ağlamak istiyordum, fakat güçlü olmak zorundaydım. Kolay olmasa bile, ağlamayacaktım. Ölecek olsam bile, vazgeçmemeliydim.

"İşkence." Dediğinde tüm vücudumu korku sarmıştı. Kalp atışlarım hızlanmış bu sefer göz yaşlarım çaresizlikten akmaya inat ediyordu.

"N-neden?" Dedim sesimi düzgün tutmaya çalışarak.

"Onların, canavar olduğunu söylediğim için. Kız kardeşime." Dedi. Anlaşılan o da benim gibi bir insandı. Tek suçu sanırım kardeşini korumaktı. Oysaki ben hiç kimseye söylememiştim, neden buradaydım?

Kanlı Gözler Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin