Özel Bölüm 3'ün Mutlu Son Versiyonu
"Cruciatus Lanetinden başka hangi büyüyle işkence edebilirim?"
Harry kadife koltuğunda, elini çenesine koymuş kızının Bellatrix ile eğitimini izliyordu. Tanımadığı birini kurban seçmişlerdi ve Destiny onun üzerinde lanetler ve kara büyüleri deniyordu. Bu kesinlikle Tom'un emriydi.
Bellatrix cevap vermeden önce Harry, "Sectumsempra." diye seslendi ikisinin de ona bakmasını sağlayarak. Bellatrix başıyla onayladı.
"Severus'un kendi yaratmış olduğu bir lanettir, Sectumsempra. Görünmez bir kılıçla kurbanının göğsünü yardığını düşün, Destiny."
Destiny, kafasını sallayıp asasını yeniden kurbana uzattı. Karşısındaki adamın artık lanet ve kara büyü yiyen vücudu yara ve kan içindeydi. Ayakta da duramaz haldeydi. Harry eskiden olsa bu görüntüye bile bakamazdı ama şu an öylece oturmuş izliyordu.
"Sectumsempra!" diye bağırdı Destiny, asasını çılgın gibi sallayarak. Adamın yüzü ve göğsünden, Bellatrix'in dediği gibi bir kılıçla kesilip yarılmış gibi kan fışkırdı. Dizlerinin üzerinde duran adam arkaya doğru yığılıp zemine çarptı.
Destiny çok büyük bir görev başarmış gibi yerde yatan adamı izliyordu. Aynı şekilde Bellatrix de.
"Bu kadar yeter." dedi Harry elini çenesinden çekerek.
Bellatrix, Harry'e dönüp "Ama lordumuz bir saat boy--" diye karşı çıkacağı sırada Harry cümlesini tekrarlardı.
"Bu kadar yeter dedim."
"Peki efendim." dedi Bellatrix ve odadan dışarıya çıktı. Destiny hala büyülenmiş gibi adamı izliyordu.
"Gayet iyiydim sanırım, değil mi baba?"
Harry yarım yamalak gülüp başını salladı. İçinde bir kısım onunla gurur duysa da, diğer kısım yanlış yaptığını söylüyordu. "Her zamanki gibi."
Destiny, Harry'nin dediğine sevinip kendini diğer babasının koltuğuna attı. "Bu sene Hogwarts'a gitmediğime çok mutluyum. Seninle okulu ziyaret etmeyi daha çok seviyorum. Öğrencilerin seni gördükleri zaman yüzlerinde oluşan dehşeti görmelisin, baba."
Bunu Harry de biliyordu. Her yanından geçtiği öğrenci kendisini uzağa atmak için uğraşıyordu. İkisinin konuşmasını bölen kapının sertçe açılmasıydı. Tom ve yanında bir kaç ölüm yiyen vardı. Aşırı aceleleri varmış gibi duruyorlardı. Ayrıca Tom, hazırlanan iksiri de içmemişti.
Destiny, babasını ilk defa böyle görüyordu. O yüzden odaya girdiğinde onu tanıyamamıştı ve biraz da korkmuştu. Harry, kızının yüzündeki ifadeyi fark ettiğinde ayaklanıp Tom'un yanına gitti.
"Neden iksiri içmedin?"
Tom, Harry'nin sorusunu duymazlıktan gelip yanındaki ölüm yiyene döndü. "Söyle hepsine hazırlansınlar, Hogwarts'a gidiyoruz."
Ölüm Yiyen, "Tabi, lordum." deyip odadan çıktığında Tom sonunda Harry'e döndü.
"Çünkü Hogwarts'a böyle gitmek istiyorum."
***
Tom ve arkasında bütün ölüm yiyenleri ile Hogwarts'ı tamamen görebileceği tepede okulun üzerine kurulmuş bariyeri izledi. Bu çok acı vericiydi çünkü o bariyer sonsuza dek orada kalmayacaktı, değil mi?
Tom, elini havaya kaldırdığında yanındaki Harry ve Destiny dahil herkes de asalarını havaya dikti. Bileğini ileri geri oynatıp onlara işaret verdi ve hepsi birden bariyere doğru büyüleri atmaya başladılar. Tom, havada süzülen yüzlerce büyüyü izleyip sırıttı. Okuldakilere ona Harry Potter'ı vermesini söylemişti ama onlar bu isteğini yapmamıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
new kid ;; tomarry
Fanfictionharry potter hiçbir zaman görev için geçmişe gitmiyor. 1943 yılında yaşayan ve ilvermorny'den transfer gelmiş sıradan birisi. abraxas malfoy'un dikkatini çektikten sonra tom riddle'ın da hayatında kolaylıkla yer ediniyor.
