Chan yeol Evden çıktım. Rose beni çağırmıştı ama umrumda değildi. Sadece sinirliydim. Lisa'yı hep sevmiştim. Ama hiçbir zaman ona açılamamıştım. Ve şimdi odunun teki (Beyler burda biraz jungkook'u ezdim sorry) pisliğe gitti. Buna izin vermiyecektim. Evin kapısından çıktım. Bir bayan eve doğru geliyordu. Beni görünce yanıma geldi. "Şey... Jungkook burdamı?" "Siz kimsiniz?" "Ben irene jungkook'un prensesi olurum" "Kardeşi?" "Hayır saçmalamayın... ben onun aşkıyım..." "Hı hı... evlilik teklifi ettiği kızdan da nefret ediyor." "Dur ne!?" "Bağırmasana duyacaklar... gel şuraya."
Evden biraz uzaklaştık. "Bunu nasıl yapar!?" "Bi sus! Car car car car... kafam şişti be!" O susunca konuşmaya başladım. "Bak şimdi büyük ihtimalle Lisa'yı tanıyorsundur." "O çiyanı (böyle mi yazılıyor?) iyi tanıyorum ben!" "O çiyan değil!" "Hayır o Jungkook'u elimden aldı!" "Jungkook odunu da Lisa'yı elimden aldı." "Ona odun deme!" "Dur. Anlaşıldı ikimiz aynı meseledeyiz." "...Evet" Ondan sonra aklıma bir fikir geldi...
Jimin "Tae! Lan uyan! Uyan lan! Tae! Oğlum kalk!" "Hı ne oluyor..." "Tae aşkım! İyi misin?" "Dur bana ne oldu? En son Jisoo'ya soru sordular. Ondan sonra..." (Birden ayağa kalkar herkez geri çekilir) "O zaman ben... BABA OLUYORUM!" Jisoo'yu kucağına aldı ve döndürmeye başladı. "Lan dur! Başım döndü!" Suga ve Jennie ayağa kalktı. "Biz gidiyoruz. Min-Ji (yazmaya yazmaya çocuğun ismini unuttum. Diğer bölümlere gittim baktım dhdzh) için kıyafet bakıcaz"
Hepimiz ofladık ama ne yapalım... Onların arkasından diğerleri de gitti ve biz yalnız kaldık. "Aşkım sana bir şey sorucam ama kızma..." "Ben sana söz verdim bir daha kızmıyacağım sana... söyle bakalım..." "Şey... sen çok çocuk istiyorsun ya..." "Evet..." "Ben de düşündüm... evlatlığa ne dersin?" "Sen istiyor musun?" "Evet." "Tamam o zaman hadi arabaya"
Jennie Suga ile beraber Min-Ji'ye kıyafet bakmaya gittik. Benim beğendiğim güzel bir elbise vardı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Suga bu çok tatlı..." Suga gülümsedi ve; "Min-Ji'ye ne kadar da yakışır bu..." "Suga bana bu hafta gergin gözüktün canım..." "Sorun yok..." "Suga işinde mi sıkıntı var?..." "Hayır." "Peki o zaman ne?" "Iıı... şey sadece... aaa! Şu kıyafet çok güzel değil... mi?" "Suga ne oluyor?" "Jennie gerçekten bir şey yok"
Bir kaç gündür böyle davranıyor ne oluyor bu çocuğa... Bir ara Suga telefonla konuşmak için kabine girdi. Ben de merak ettim. Kimse olmadığından emin oldum ve Suga'yı dinlemeye başladı. "Bakın Min-Kyu bey..." Min-Kyu! Baba! Babamın adını nerden biliyor!? "Benim karım sizi görmek istemiyor. Lütfen bizi rahatsız etmeyi bırakın!" Telefonu kapatınca ışık hızıyla başka yöne koştum. Ve başka bir elbise'yi elime alıp onu inceliyormuş gibi davrandım.
"Aşkım bunu mu beğendin?" "Yoo sadece bakıyordum... o kimdi?" "Şey Jimin aradı zaten pek önemli bir şey değildi" "Tamam" GRRRR! Yalan söylüyor!
Chan yeol İrene ile konuştum. Ve o da benim gibi plan yapmaya başladı. Ama zaten benim ki hazırdı... "İrene biz şimdi sevgili gibi davranıcaz... Tabii kızlardan da sen yalandan özür dileyeceksin... ben de erkeklerle aramı yapıcam... yani kısaca gizlice aralarına sızıcaz. Sonrası ben de... şimdi sen Jungkook'u ben de Lisa'yı kabul?" "Kabul;)"
Rose Biz yetimhaneye gelmiştik. Bir tane görevli kapıyı açtı ve içeri girdik. İçerde bir görevli bizi durdurdu. "Merhaba, hoşgeldiniz ne için gelmiştiniz?" "Biz evlatlık almaya geldik." "O zaman sizi müdüre hanımın yanına göndereyim."
Müdürenin yanına gittik hoş bir kadındı bizi iyi karşıladı. Ve bize evlatlık alabileceğimiz çocukların listesini verdi. Genellikle hep büyükler vardı. Birden küçük daha 2 yaşında bir çocuk görünce; "Off... çok küçük ama kıyamam ki ben ona" Müdüre hanım söze girdi; "Choi-kun daha bebekken geldi buraya. Babası ölmüş. Annesini de doğumda kaybetti. Mecburen burda kaldı. İster misiniz ona yuva açmak?" Jimin ile birbirimize baktık. "Evet." "Tamam o zaman bir iki güne alırsınız bu işlemler biraz uzun sürüyor." "Tamam teşekkür ederiz." "Asıl biz teşekkür ederiz bu küçük yavrulara yuva açmak çok iyi birşey..."
Jennie Suga ile alışveriş merkezinden çıktık. Birden birisi bana seslendi "JENNIE!" Hemen arkama döndüm. BABA!? Yanımıza geldi. "Bay Min-Kyu!" "SEN KAYBOL GİT BURDAN!" "Ama kızım Min-Ji..." "Ne!? ASLA SANA ONU GÖSTER MİYECEĞİM!" "Ama ben onun dedesiyim." "Bir zamanlar sende benim babamdın!" "Kızım çok üzgünüm bir kere göreyim lütfen..."
AKŞAM SAATLERİ Babam Min-Ji'yi eline almış onunla oyun oynuyordu. Ben çok sinirliydim. "Jennie aşkım..." "Suga hem arkamdan iş çeviriyorsun hem de babamı buraya getiriyorsun!" "Ne yapayım. Adamı üzmek istemedim..." "İyi be iyi!"
YARIN
Bütün herkezi evimize davet etmiştim. (Chan yeol'da dahil) Herkez toplanmıştı sonunda yani Chan yeol hariç. Birden kapı çaldı. Kapıya baktım Chan yeol İRENE!!!!
İçeri girdiler. Chan yeol herkeze selam verdi. İrene olduğu için herkez suskundu. Jungkook bir şey demiyordu. Biz de mutfağa kahvaltıyı hazırlamaya gittik. Birden kapının önünde Irene belirdi. "Lisa..." "NE VAR İRENE!?" "Ben senden özür dilerim... yani bilmiyorum... bazen kaybetmek insana ağır geliyor. Ben de Jungkook için sana saldırdım... ama ben artık chan yeol ile bir hayat kurdum... lütfen beni affet..." Hepimiz çok şaşkındık. Ama söz Lisa'daydı. "Affediyorum ama çok yakın değiliz şuan..." "O nasıl oluyor bilmiyorum ama affetmene sevindim."
Birden içerden bir ses "Beyler kampa ne dersiniz?"