~2. Bölüm~

479 38 2
                                    

Multimedia: İlay

Doruk'un beni ekmesi üzerine eve gitmek için yürümeye başladım. Telefonumun zil sesini duyunca çantamın fermuarını açıp telefonu çıkardım.

"Efendim Duru."

"Yine Doruk'la okuldan kaçtın?" dedi. Bunun bir soru olduğunu biliyordum.

"Evet. Ve beyfendi ne yaptı biliyor musun? Beni ekti. Esmer bir..."

DURU'DAN

Telefondan gelen o gürültülü ses, insanların bağırışları ve İlay'ın cümlesini tamamlayamaması. İlay'a bir şey olamazdı değil mi? Ah! Ne saçmalıyorum ben. Doruk'u aramalıyım. Rehberde Doruk'un ismini ararken ellerimin titrediğini farkettim. Sonunda ismini bulduğumda aradım.

"Yanımda esmer bir fıstık var. Uzatma. Ne söyleyeceksen hemen söyle."

Korkudan nefes alamıyordum.

"Doruk.. İlay.. İlay'a bir şey oldu. Onu bul. Hemen."

"Ne saçmalıyorsun sen?"

"Doruk. Zaman yok. Onu bıraktığın yere git. Fazla uzaklaşmış olamaz."

2 SAAT SONRA

DORUK'TAN

O görüntü aklımdan çıkmıyor. İlay'ı yolun ortasında yatarken görmek.. Fazla kan vardı. Çok fazla kan. Korkmuştum. Ona benim yüzümden bir şey olmasını istemiyordum. O.. Değerliydi. Onsuz bir hayat.. Düşünemiyordum bile.

Daha önce gördüğüm fakat ismini bilmediğim yaşlı kadın koşarak buraya geliyordu. Duru, kadının geldiği yöne bakıp "Anne!" diye bağırdı. Hala ağlıyordu.

Onların perişan halini görmek istemediğim için merdivenlere yöneldim. Bahçeye çıktığımda cebimden sigara ve çakmağı çıkardım. Beni rahatlatacak tek şey buydu. Bahçede biraz oyalandıktan sonra hastaneye girdim. Duru beni görünce koşarak yanıma geldi. Gerçekten berbat görünüyordu.

"Az önce doktor ameliyattan çıktı." dedi.

Gözlerimi yerde oturmuş ağlamakta olan kadına çevirdim. Görünüşe göre kötü bir şey olmuştu. Kahretsin!

Duru konuşmaya devam edince tekrar ona baktım.

"Eğer İlay'a araba çarpmasaydı ve hastaneye gelmeseydi kanser olduğunu öğrenemeyecektik. Belki de bu kazanın gerçekleşmesi iyi oldu Doruk."

Ne? İlay kanser miydi? Ve ona o lanet araba çarpmasaydı daha kötü şeyler mi olacaktı?

Karşımızda Duru'nun annesiyle konuşan doktoru görünce oraya doğru yürümeye başladım. Doktorun kolunu tutup hızla kadından uzaklaştırdım. Şaşkınlığı yüzünden anlaşılıyordu.

"Anlat." dedim. Sinirliydim.

Derin bir nefes alıp konuşmaya başladı.

"Hastaneye geldiğinde çok kan kaybetmişti. Kana ihtiyacımız olabilir diye test yaptık. Çıkan raporda kan grubunu öğrendik fakat hiç beklemediğimiz birşeyle karşılaştık."

Sağ elimi saçlarımın arasından geçirip inledim.

"Sakin olun beyfendi. Tedavi için geç değil. Hasta kendine gelince İzmir'e göndereceğiz. Orada gereken işlemleri yapacaklar."

Doktora cevap vermeden omzuna çarparak yanından uzaklaştım. İlay'ın bunu öğrenmemesi gerekiyordu. Duru ve annesini uyarmalıydım. Eğer ağızlarından birşey kaçırırlarsa onları pişman edecektim. İzmir'e bende gidecek miydim? Tabiki gidecektim. O kaza benim yüzümden gerçekleşmişti. İlay'ı yalnız bırakamazdım. Okula pek önem vermiyordum zaten. Orada özel bir liseye gidebilirdim.

Telefonumun titreşimiyle bu düşüncelerden uzaklaştım. Elimi cebime atıp telefonumu çıkardım.

"Bahçede seni bekliyorum Doruk."

Bahçeye çıkmak iyi bir fikir olabilirdi. Sigara içmeye ihtiyacım vardı.

"Geliyorum Duru."

Telefonu cebime attıktan sonra yürümeye başladım. Hastane kokusundan nefret ediyordum. Şu lanet yerden çıkmak için adımlarımı hızlandırdım. Duru bankta oturuyordu. Köpeklerle ilgilendiği için beni farketmemişti. Sessizce yanına gidip oturdum.

"İlay ne zaman uyanacak."

Yanında oturduğumu farketmediği için yerinden sıçradı.

"Pislik! Korkuttun!"

Tam bir şey söylemek için ağzımı açmıştım ki karşıdan koşarak gelen kadını gördüm.

"Anne. Kötü birşey mi oldu?" diyen Duru'ya baktım.

Bugün fazla kötü şey yaşamıştık. Bir kötü olayı daha kaldırabileceğimi sanmıyorum.

"İlay uyandı." dedi yaşlı kadın heyecanla.

Bunu duyar duymaz yerimden kalkıp hastaneye doğru yürümeye başladım.

Aşk Baharı BeklemezHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin