Hani bazı zamanlar olur ya, üzerinize karanlık gibi yoğun bir yorgunluk düşer. İşte tam da şu an o zamandaydım. Nedeni bilinmez içim de yoğun bir his vardı. Adım atacak güç bırakmamıştı bedenim de. Her şey bir anda olmuştu. O adam benden gözlerini hiç çekmemişti. Dikkatle bana bakıyordu, sanki tanıyor gibiydi. Ve ben ne kadar kendimi çekmek istesem de ona bakmayı kesmemiştim.
Yavuzu tutan Korhan, bir sinir bir hışımla o adamın yanına ilerleyip yakalarından sıkıca tutup kafasını sertçe ona gömdü. Alya çığlık atıp elini ağzına kapattı. Sercan ve Yavuz onların yanına varıp ikisini ayırmaya çalıştı.
O adamda Korhandan aşağı değildi. En az onun kadar sert vuruyordu ona. Ama Korhanın hali daha bir farklıydı. Onu öldürmek, bu dünyadan yok etmek ister gibi vuruyordu. İkisi de yere düştü. Korhan yumruklarını sertçe onun yüzüne geçirirken, sarf ettiği onca küfürü idrak edemiyordum.
Başım dönüyordu. Elimi duvara yaslayıp ondan destek aldım. Bir adım attığımda, bu sefer gözlerim karardı. Ne oluyordu?
" Hare! İyi misin?" Alyayı tam göremezsem de yaşadığı endişeyi sesinden anlıyordum. Başımı salladım iki yana.
" Değilim. Başım dönüyor. Hiç iyi değilim." Bedenimin ağırlığının çoğunluğunu kendine yasladı. Sercana seslendi. Gözlerimi açıp açıp kapattım. Görüntüm net değildi. Sadece sesleri duyuyordum uğultu bir şekilde.
" Ne oldu birden Hare'ye?" Beni Alyanın omuzundan alıp kendine yaslayıp bedenimi doğrulttu. Her an yere yığılmaya müsaitti. Alya sadece bilmiyorum diyebildi endişeyle.
" Hangi yüzle buraya gelirsin lan sen? Son olanlar yetmedi mi sana? Canını mı alayım oğlum senin!? Ona değen gözlerini önce siker sonra sökerim!" Öldürecekti. Onu öldürecekti. Bir şey yapmam lazımdı, onu durdurmam gerekiyordu. Kendimi Sercanın kollarından yavaşça çektim.
" Hare iyi değilsin, gel bir yere otur. Yığılıp kalacaksın şimdi. " Kendi halimi umursamadan elimi zorlukla kaldırıp onları gösterdim.
" Beni bırakın Sercan. Onları ayırın, Korhan o adamı öldürecek. Ne duruyorsunuz?" Dedim isyanla. Neden hala bekliyorlardı? Ve o adam artık karşılık vermiyordu. Hareketsizce yatarken, Korhan en son öldürücü hamlesini yapıp başına bütün gücüyle tekme attı.
" O orospu çocuğu her şeyi hak ediyor. Ama sırf Korhan abinin başı sonradan ağrımasın diye ayıracağım." Dedi ve yanıma Alyayı bırakıp onlara doğru ilerledi. Yavuz, Korhanı çekip duvara yasladı. Korhan nefes nefese kalmıştı. Gögsü şiddetle iniyor kalkıyordu. Gözleri hala o adamın üzerindeydi. Bu kadar düşman olacak ne yaşanmıştı ki? Neden Yavuz bile o kadar sinirli değilken, Korhan bu derece çıldırmıştı.
" Korhan bir sakin ol oğlum lan! Bir iki yumrukla gönderirdik sen neden bu kadar zıvanadan çıktın?" Dedi Yavuz. Korhan bu sefer ona çevirdi bakışlarını. O sıra Sercan zorlanarak o adamı kaldırıp koridor boyunca yürümeye başlamıştı.
" Bilmediğin şeyler var Yavuz! Bu orospunun evladını ölmekten beter edeceğim." Dedi öldürücü soğuklukla. Belki de ondan ilk defa korktum.
Benim sevdiğim adama benzemiyordu. Hem de hiç. Bir katilin maskesi vardı yüzünde. Gözleri bana bakarken ki gibi değildi. Bana şefkatle bakardı. Şimdi boşlukta olan gözlerin de alev vardı.
Korhan bir yangın başlatmıştı içinde, ateş parçaları bize de sıçrarken o bunun farkında bile değildi. Öyle büyüktü öfkesi.
Bu öfkenin altında yatan neden neydi?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HARE " Tamamlandı"
Teen FictionEn dibe battığını düşünen genç bir kız, nefes almak istiyordu ama boğazında hep bir el vardı. Görünmez bir el, geçmişin kanlı gölgesi. İçinde ki küçük kızı korkutan ve yaralayan eller. Genç kız bir mucize istedi,ilk defa kendine inanmak ve güvenmek...
