Keyifli okumalar..
Derin bir çıkmaz kafesin içinde hissediyordum kendimi. Ben bir şeyleri yoluna koymaya çalıştıkça, hayat dalga geçer gibi başka bir yük yüklüyordu omuzlarıma. Biraz olsun nefes almak istiyordum. Bütün duygularım iç içe geçmişti. Yalnız olduğumu düşüyordum ama, değildim. Sanırım bencilce davranmıştım. Hem Korhana, hemde bana tutunan minik bebeğe. Evet anne olmak bana çok, çok uzaktı ama olmuştu artık. Benim için geri dönüşü yoktu. O bana tutunmuştu, ben onu kendimden söküp atmayacaktım. Elim karnıma giderken onunla konuşmak istedim. Ne yaşadığımı, ne hissediğimi hissediyordu. O yüzden saatlerce düşünmenin ardından kararımı vermiştim. Onu dünyaya getirecektim. İçimde ki kız çocuğunu büyütemedim diye şikayet ediyordum.
Peki ya biz birlikte büyüyeceksek? Benim ondan öğreneceğim çok şey varsa? Muhakkak ki vardı. Hayatta yaşadığımız her şeyin bir anlamı vardı. Hala şaka gibi gelse de ben hamileydim. Üstelik sevdiğim adamdandı.
Korhan, bebeği o kadar çok istemesine rağmen sırf benim mutluluğum için aldıralım demişti içi kan ağlaya ağlaya. O mükemmel bir baba olacaktı. Benim sürekli yanımdaydı, sırtım hep onun gögsüne yaslıydı. Bu dünya iğrenç bir yer olabilirdi ama Korhan, ikimiz içinde o dünyayı bizim için cennete çevirirdi. Hem bebeği için, hemde sevdiği kadın için.
Hayatta hep şikayet ettiğim için de mutlu olamıyor olabilir miydim? Şükür etsem, güzel şeylerin de farkına varsam, daha çok güzel şeyler olmaz mıydı? Düşündüm, yaşadığım güzel şeyleri, günleri. Bir kere Korhan vardı hayatımda. Beni gerçekten seviyordu, hayatının en merkezine koyuyordu. Onun sayesinde de gerçek dostlarım olmuştu. Kan bağı olmadan da aile olunabileceğini öğrenmiştim. Güzel bir işim vardı. Kendi ayaklarımın üstünde duruyordum artık. Ve çok görmüştüm hem çocuk yapıp hemde kariyer yapanları.
Belkide karnımda ki bebek bana hayatın bir cezası değilde, ödülüdür?
Al Hare, çok acı çektin, çok kayıp verdin ama artık hepsi geçti demek istiyordur olamaz mı? Olabilir.
Kendi içimde öldürdüğüm kelebeklerin tek tek dirildiğini hissettim. Sihirli bir değnekle kalbime dokunulmuş gibi, aniden mutluluk dalgasını hissettim içimde. Yüzümde bir gülümseme oluşurken elimi daha sıkı bastırdım karnıma.
O ceza değildi, o ödüldü.
Korhanın ayak seslerini duyduğumda yüzümde ki hafif tebessümle ona baktım. Üstünü değiştirmiş altına gri bir eşofman giymişti. Üstünde bir şey yoktu. Hava sıcaktı ki, sıcak olmasa dahi Korhan evde tişörtle durmayı sevmezdi. Bu konuda benziyorduk. İkimiz de sıcaktan nefret ediyorduk. Korhan yüzümde ki tebessümü fark ettiğinde yüzü şaşırır gibi bir hal alsada çabuk toparladı ve yanıma geldi. Bacaklarımı uzatıp koltukta uzanıyordum. Korhan bacaklarımı topladı ve oturduktan sonra ayaklarımı kucağına koydu. Ayaklarımın hemen altında ki sertliği hissettiğimde, içim dalgalanıp bakışlarım oraya kaysada anında toparlanıp onun yüzüne baktım.
Ah Hare adamın çocuğunu taşıyorsun, durayım diyeceğin yerde aklın nerelere gidiyor.
" Geldiğimizden beri surat asıp oturdun buraya. Kaç saat geçti bak, karnın da aç. Kalk hadi benimle mutfağa gel. Sana pizza yaptım." Dedi Korhan ısrarcı bir tonla. Gözleri de, ' gelmezsen seni zorla kaldırırım' der gibi bakıyordu yüzüme. Bacaklarımı toplayıp ayaklarımı soğuk zemine bastım. Burada oturmaya niyetim yoktu zaten. Acıkmıştım. Ayağa kalkıp ona da elimi uzattım. Bir yerden başlamak gerekiyordu sanırım. Onunla aramızda duvarların olmasını istemiyordum. Korhan elime bakıp ardından yüzüme baktı ve elimi tuttu. İlk önce avuç içime dudaklarını sıkıca bastırdı sonrasında şefkatli bir tebessümle sunup ayağa kalktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HARE " Tamamlandı"
Roman pour AdolescentsEn dibe battığını düşünen genç bir kız, nefes almak istiyordu ama boğazında hep bir el vardı. Görünmez bir el, geçmişin kanlı gölgesi. İçinde ki küçük kızı korkutan ve yaralayan eller. Genç kız bir mucize istedi,ilk defa kendine inanmak ve güvenmek...
