18.Bölüm

24.8K 1.2K 731
                                        

Bağırsam sesimi duyarlar mıydı bana sağır olanlar? Ağlasam, hıçkıra hıçkıra ağlasam içimde ki yangın söner miydi? Kırık dallarda yaşamaya çalışan bir küçük kız çocuğu vardı içimde. Korhan o dalları kırıp, o küçük kız çocuğunun düşmesine neden olmuştu.

Kırılmamak için çıktığım bu yolda, paramparça olmuştum.

Canım yanıyordu. Nasıl affetecektim? Ben kendimi nasıl affetecektim? Öyle çok zorladım ki kendimi ona inanmam için. Kendimden hep ödün verdim. Kendimi eksitip ona kattım.

Korhanın gözlerinde gördüğüm neydi? Hangi duyguyla bakıyordu o kadına. Kadın elini karnından çekip Korhana doğru yürüdü. Tam karşısına dikildi.

" Buraya gelmek için biraz geç kaldım biliyorum. Ama inan cesaretim yoktu. Korktum Korhan, bebeğimden ayrılmak istemiyordum. Sen, sen benden onu alırdın." Sesinden çaresizlik akıyordu. Akmaya hazır göz yaşları bir bir döküldü yanaklarına. Korhan tek kelime etmiyordu, edemiyordu. Uzandı ve benim tuttuğum elini karnına koydu.

O an bütün dünya başıma yıkılsaydı, o yanımda olsaydı kalkacak bir nedenim olurdu. Ya da nefes almak için. Ama Korhan artık yanımda değil, karşımdaydı. Ben ezildim. Altta kaldım, nefesim kesildi.

" Bir oğlumuz olacak." Dedi hıçkırıp ağlarken. Yüzünde buruk bir tebessüm taşıyordu.

" Bu imkansız. Biz kaç sene önce ayrıldık. Saçmalıyorsun." Dedi sonunda konuştuğunda. Buz gibiydi sesi. Karşında ki kadın hızlıca başını sallayıp onun elini daha çok bastırdı karnına.

" Geçen seneyi hatırlıyor musun? Çok kötüydün ve beni aramıştın. Bir gece kulübündeydin, o gece beni arayıp yanına gelmemi istedin. Yine ailenle kavga etmiştin. Her şey, o gece oldu Korhan."

Dayanamıyordum. Allahım nefesim kesiliyordu. Daha birkaç dakika önce el ele girmiştik bu eve. Bir saat öncesinde onun gögsünden dünyanın en mutlu kadınıydım. İnandırmıştım, ben kendimi onunla mutlu olacağıma İnandırmıştım. Bütün inançlarımı yıkmıştı.

Ben harabe bir evde yaşıyordum. Korhan o harabe evden beni kurtarıp kendi sarayında yaşatmıştı. Şimdi gidebileceğim o harabe ev bile yoktu. Issız sokaklarda bir başımayım. Beni ayakta tutacak bir inancım bile yoktu.

Bütün hayatını bir tek ona bağlamak istedin. Ona güvenmek için kendinle kavga ettin. Kendine verdiğin sözleri çiğnedin. Bunu yapmayacaktın Hare. Bu hayatta hiç kimseyi hayatının merkezine koymayacaktın. Gördün mü bak, yıkılan sensin. Hadi bak kendine. Tut bir ayna ve geç önüne. Olmak istediğin kişi bu muydu? Hayal ettiğin yaşam bu muydu? Değildi. Hiçbir zaman da olmayacak.

Daha fazla burada kalamazdım. Kendime olan saygımdan gitmeliydim. Kabul et Hare, kendinden başka kimsen yok. Kimseye güvenemezsin seni aptal.

Kendinden başka kimsen yok.

Kendinden başka kimsen yok.

Kendinden başka kimsen yok.

İnsanlara güvenmemeliydin. Onları hayatlarına almamalıydın. Ve en önemlisi de, seni üzecek fırsatı onlara vermemeliydin.

Alya koluma dokundu. Beni kendime getiren de onun kısacık dokunmasıydı. Başımı iki yana sallayıp hızlı adımlarla yukarı çıkmaya başladım. Arkadan onun sesini duyuyordum.

" Hare dur." Onu umursamadım. Benim kaldığım odaya girip kapıyı kapattım ve hemen kilitledim. Burada kalamazdım. Eşyalarımı hızlı hızlı çantanın içine tıktım. Tek omuzuma taktığım gibi kapının kilidini açtım. Korhan ile kapıda burun buruna geldik. Onun gözlerinde hayallerimi yakan ateşin küllerini gördüm.

HARE " Tamamlandı" Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin