(12:30)
Okuldan çıktıktan sonra biraz gezdim.Şimdi eve gitme zamanıydı.Yolda bir tane taksi gördüm.Elime salladım önümde durdu.Kapısını açıp içine binip kapıyı kapattım.Şoföre evin adresini verdim...Evin önünde geldiğimde kapıyı açtım ve indim taksiden camdan adama parasını verdim. Kapıyı kapattım. Adam arabayı çalıştırıp gözden kayboldu.Çantamdan anahtarı çıkartıp kapıya takıp döndürdüm.Kapıdan girip anahtarı aldım ve kapıyı kapattım.Annem yine televizyonun karşısında içki içiyordu. Kızacağını bilsem de yanına gittim.Annemin gözleri bir kapanıp bir açılıyordu.Çok içki ona zarar veriyordu ama annem umursamıyordu. Gelip yanına oturdum.Bakışlarımı televizyona sabitledim.
-Çok içiyorsun anne
dediğimde annem bakışlarını televizyondan alıp bana çevirdi.
- Bu seni ilgilendirmez Irmak
dedi umursamayarak,anneme döndüm.
-Babamın ölümü hepimizi mahvetti. Ama bu kendimizi içkiye vurmamız gerektiğini göstermiyor anne.
dedim ciddi sesle,annem bana bakmayı bırakıp televizyona dönerek konuştu,
-Sen bana karışamazsın,çık odana şimdi.
dedi korkunç sesle,Dikkatlice anneme baktım. Oda bana baktı.
-Kendini öldürmeye çalışıyorsun anne ben bunun farkındayım. Ama sadece sana zarar verecek.Çünkü artık kimsenin hayatı umrumda değil.
deyip koltuktan kaktım.Ve odamın kapısını açıp içeri girdim. Sonrada kapattım. Masamın başına gittim. Sandalyeyi çekip oturdum. Kasanın çalıştırma düğmesine bastım. Bilgisayar monitörü açıldı. Bende oynamaya başladım.....
(19:15)
Karnımın acıkmasıyla bilgisayardan kalktım.Mutfağa doğru gittim giderken anneme baktım. Yine içip sızmıştı. Ah anne harap ettin kendini.... Dolabı açtığımda gözlerim irileşti.Ben ne zamandır dolaba bakmıyordum?Her tarafı içki şişeleriyle doluydu.Sadece iki tane yumurta vardı. Dolapta katı yağda vardı.Onu da aldım. Şimdi sadece tuz lazımdı.Biraz dolapları karıştırdım.Azda olsa tuz bulmuştum,bu yeterdi.Ocağı yaktım.Bir tane tava alıp ocağın üstüne koydum. İçine yağı ekledim. Evde hiç bir şey kalmamıştı.Mecbur yumurta yapmam lazımdı.Yağın eridiğini gördüğümde iki yumurtayı da elimde aldım.Birbirine vurdum, bir tanesi kırıldı diğerini tezgaha bıraktım.Kırılan yerine parmaklarımı koyup ayırdım.İçinden sarısı ve bayazı içine döküldü. Diğer yumurtayı alıp,tezgaha vurdum,onu da kırdım.Elime tahta kaşık alıp,diğer elime de tuzu aldım içine göz kararı serptim. Sonra tuzu kenara bırakıp,yumurtayı karıştırdım.Hepsi dağılınca biraz pişmesini bekledim.O sırada ekmeği çıkarttım. Yumurtaya baktığımda olmuştu.Altını kapattım.Tavayı kenarlarından tutup masaya yanına da suyumu koydum. Ve oturup yedim. Bulaşıkları da yıkayıp mutfaktan çıktım.Saat 20:30 olmuştu.Annem hala uyuyordu.Ben yukarı çıkarken kapı çaldı.Bizim eve kimse gelmez ki,kim bu? Hemen kapıya koşup delikten baktım.Bu savaştı.Hemen kapıyı açtım dışarı çıktım.Annemi böyle görmesini istemiyordum.Anahtarı alıp kapıyı arkamdan kapattım.Savaş beni görünce gülümsedi.
-Naber?Yeşil gözlü
Dedi yavaşça güldüm.Bu çocuk gerçekten harika bir arkadaştı.
-İyiyim de,sen evimi nasıl buldun?
gülümsemesi yüzünden hiç silinmiyordu.
-Ben bulurum
dedi gülerek,onu içeri almadığımı fark edince,
-Gel biraz gezelim
dedim gülerek,
-Tamam
dedi birlikte yürümeye başladık.Kolumdaki saate baktım 21:02 olmuştu.Bir parka gittik,orada bir banka oturduk.Savaş iki tane simit almaya gitti.Benimde telefonuma mesaj geldi.Bilinmeyen numaraydı.
"Hareketlerine dikkat et!
yazmıştı.Sana ne ya,ayrıca kim bu?Telefonumu nereden biliyordu?Şuan bunu düşünemem telefonu yandan kapatıp,yanıma koydum.Savaş'ın elindeki simidi aldım. Yanına da su almıştı.Şahsen suyu çok severdim.
-Teşekkür ederim
dedim, içtenlikle gülümsedi savaş,bende ona gülümsedim.Telefonuma yine mesaj geldi. Telefonu açtığımda yine aynı numaradan gelmişti.
"Gülümsemeni doğru kişilere göster,yanlış kişilere değil."
Cidden artık canımı sıkmaya başlamıştı.Tam numarayı engellerken savaş omzuma dokundu.
-Bir sorun mu var?
diye sordu.Evet biri bana sataşıyor!!!
-Yok, iyiyim
dedim telefonu kapattım.Simidimizi yedikten sonra,kalktık.
yarı yolda ayrıldık.Telefonuma baktığımda saat 22:45 geçiyordu.Evin kapısına gelip anahtarı çıkarttım.Ve kapıya sokup çevirdim.Kapı açıldı içeri girdim.Kapıyı kapatacakken bir el kapıyı tuttu.Kimin olduğunu göremeden kolumdan tutarak dışarı çıkarttı. Gözlerimi açınca bunun okuldaki çocuk olduğunu gördüm.
-Ya,sen ne yapıyorsun?
dedim.Mavi gözleri koyulaştı.Üzerime doğru geldi. O geldi ben gittim.Ama bir anda sırtımı duvara vurdum. O çocuk dudağının kenarını alaylıca kıvırdı.
-Neymiş limonlu kek,geri geri giderken arkamıza bakıyormuşuz.
dedi bu söylediğine ister istemez güldüm.Ama ona çok sinirliydim.
-Öyle üstüme geldiğin için gittim.
dedim sinirle,güldü,
-Ya öyle mi limonlu kekim?
dedi sırıtarak
-Bana şöyle deme!
dedim öfkeyle,iyice yaklaştı.İki elini duvara dayadı.Beni arasına aldı. Ben gözlerimi gözlerine diktim.Okyanusu andıran gözleri çok güzeldi.Sert olmasına rağmen şimdilik yumuşak bakıyordu.
-Adın ne bakalım?
dedi bakışlarını dudaklarıma indirerek,yavaşça yutkundum.
-Senin ki ne?
diye sordum.Yine hafifçe güldü.
-İlk limonlu kek söylesin
dedi gıcıklık yaparak,
-Of-
derken,
-Sana off
dedi küçük bir kahkaha attım.
-Irmak
dedim.Şöyle bir düşünür gibi durdu.
-Hmmm,güzel
dedi ve devam etti
-İlk başta sana öfkeliydim.Ama şimdi....
dedi,ben sorar şekilde
-Ama şimdi?
-Sana o mesajları ben attım
diye mırıldandı.
-Adım Mert
dedi göz kırparak,
-Yarın okulda görüşürüz limonlu kekim.
Deyip uzaklaştı.
Arkadaşlar takipçi sayım çok az hiç devam edesim gelmiyor bana yardımcı olur musunuz?
Sizi seviyorum yorumlarınızı bekliyorum
