Mümkünken /13/

558 61 39
                                        

Liam uyandığında hazırlanıp okula gitti. Girişte onu bekleyen Mason ve Corey'i gördü. İkisine de selam verdi ve Mason elini Liam'ın omuzuna atarak haftasonunun nasıl geçtiğini sordu. Liam hepsine cevap vererek hızlıca hep birlikte biyoloji dersinde girdiler. Liam biyoloji dersini hem öğretmeni hemde ders olarak sevmese de yarın yazılı olacakları için zorla dinledi. Biyoloji dersinin ardından tarih dersine girdiler. Tarih dersi bugünün kurtarıcı dersiydi. Teneffüste koridorlarda gezmeyi pek sevmiyordu. Herkesin ona karşı olan bakışlarını bildiği için Mason ile sınıfta kalıyorlardı.

"Partide pek konuşamadık. Corey ile yanına gelemediğimiz için üzgünüm şey biz biraz bera-"

"Sorun değil Mason. Sıkılmadım güzel bir partiydi." dedi ve Mason'un uzakta görünmez bir şekilde onları izleyen Corey'e "sorun yok" işareti yaptığını görmemiş gibi davrandı.

Theo için yorucu bir gündü. Klinikte Deaton'a ilaçlar ve kitapların yerleştirilmesinde yardım etmişti, Deaton'un onu orada istememesi ya da kovmasından korkuyordu.

"Deaton, biliyorum sana zaten yük oluyorum ama bugün beni okulun antrenman çıkışına bırakabilir misin?"

"Bunu neden sorduğun hakkında hiçbir fikrim yok ama yük değilsin. Olur o saate eve geçerken bırakırım."

"Teşekkür ederim." dedi ve Deaton'un ayırdığı kitapları kitaplığa taşımaya devam etti.

Liam'ın okuldan sonra antrenmanı olduğu için bugün okuldan geç saatte çıkacaktı. Soyunma odasına gidip üstünü değiştirdikten sonra sahaya girdi. Sahada Koç yoktu onun yerine yardımcı koç olarak Scott vardı.

"Selam. Koç yok mu ?"

"Hayır bir işi olduğu için ben varım. İşinin de ne olduğunu söylemedi."

"Peki yaratık meselesini ne yaptınız ?''

"Liam zaten kafan yeterince karışık ailen, arkadaşların,derslerin o yüzden sen bu konuda kafanı fazla yorma. Ve dışarıya da asla tek başına çıkma çıkarsan bile bana hemen iyi olduğunu yaz. Bugün kliniğe gidecek misin?"

" Bugün eve gitmeyi planlıyorum dediğim gibi annem aşırı şüphelenmeye başladı telefonumda dinlenme cihazı olsa bile şaşırmam."

Scott gülümseme ile Liam'ın koluna vurdu ve antrenmanı başlattı. Antrenman Scott olduğu için diğer günlerden daha sertti ve Liam fazlasıyla terlemişti. Neyse ki Scott bunu anladı ve antrenmanı biraz daha rahat kesmeye çalıştı.

Antrenman bittiğinde Liam hızlıca soyunma odasına gidip duş aldı. Bir anda aklına dün Theo'ya dedikleri geldi. Biraz pişmanlık biraz da utançla üstünü giyinip okuldan çıktı. Çıkışın orada olduğu yerde hafifçe dolanan Theo'yu gördü.

"Hey burada ne işin var ?"diye sordu sakince Liam.

"Seni almaya geldim. Kitaplarının bazıları klinikte kalmış. Eşlik ederim diye düşündüm." Liam da kafasını olumlu bir şekilde salladı.

İkiside dünkü olaydan sonra birbirleriyle konuşmamayı seçtiler. İkisinden de gerginlik kokuları yükseliyordu. Ve bir koku daha ama onlar bunu daha kendilerine bile zor itiraf ediyorlardı. Kliniğe doğru yürürken hava biraz kararmıştı. Tamda gün batımıydı. Liam dışarda Theo'nun kitaplarını getirmesini bekledi. 5-6 dakika sonra Theo Liam'ın kitapları ile geri döndü.

"Biliyorsun, ben bugün evde kalacağım kapıları ve pencereleri kitlemeyi unutma. Ve beni eve bırakmana gerek yok annem görmesin şüphlenmede üstüne yoktur ben Scott'a soylerim"dedi. Theo ondan endişe kokusunu fazlasıyla aldığı için söz verdi.

Ve o gittikten sonrada kendine de mesaj yazmasını istedi. Liam evin yoluna doğru adımlarını adımlarını atmaya başlamıştı. Arkasına baktığında hâlen Theo'nun dışarıda onu beklediğini gördü . Onu yolun sonuna kadar izleyeceğini anladı. Yürümeye devam etmek istedi ama arkasını döndü ve Theo' ya yaklaştı.

Günlerdir çok korkuyordu. Ve birine bu konu hakkında konuşmaktan çekiniyordu.

"Sence yaratığın herhangi birimizi öldürmesi mümkün mü?"

Theo cesareti topladı ve geçen akşamın imasını yaptı.

"Benim seni şuan öpmem bile mümkünken bu gayet normal."dedi ve Liam'a yaklaşarak onu çok uzun olmayan bir öpücük verdi.
Theo'nun kuru dudakları Liam'ın gergin dudağında bir kaç saniye durdu.

Theo ardından Liam'ın yüzüne bakınca çok şaşırmış olduğunu gördü. Liam Theo'nun omzunun üstünden tanıdık bir yüz gördü.

"Hayden?"dedikten sonra Theo hızlıca kafasını arkaya çevirdi. Elinde bir çanta ile dikilmiş ikisine bakıyordu.

Liam Hayden'a doğru yürüdü. Theo anlam veremedi ve hiddetle kliniğe girdi ve masaya oturdu. Aslında sinirli değildi üzgündü sonunda bir şeylere cesaret etmişken eski sevgilisi geri gelmişti, üstelik kendisi eski sevgilisinin katiliydi. Her şey eskisi gibi olucağını düşündü.
Otobüs arasında öpüşen iki ergen devam edicekti.

"Ben tam bir aptalım aptal. Ne düşünüyordum ki? Sadece dalga geçiyordu. Onunların daha fazla aşk kucaklaşmasını göremem dedi ve kafasını yere eğdi. Tam o sıradaki bağrışları duydu. İkiside birbirine bağırıyordu. Theo dışarı çıktı.

"Ne yaptığını sanıyorsun? O düşman."diyerek Liam'a bağırıyordu Hayden.

"Beni bırakıp gitmisken bana ne yaptığım için hesap soramazsın!"dedi Liam bağırarak.

"Sana Scott'u öldürtüyordu, Beni bir kere öldürdü!

"Sende gittiğinde beni bir kere öldürdün! Şimdi geldin planın ne tekrardan yüzüme yumruğu geçirip sevgili olalım ve tekrar bırak."

Hayden sinirle güldü ve konuştu;
"Yılbaşı için ablama geldim, belki bir şeyler düzelir, yeni senede yeni şeyler olur diye, gördüğüme bak."

"Senin aksine benim senemde bir şeyler olucak Hayden, umarım tekrardam gidersin."
dedi ve sinir gözyaşının sildi.

Hayden gittiğinde kliniğin kapısında ayakta Theo'yu gördü.

"Ben üzgünüm böyle bir şey olabileceğini düşünmemiştim."
dedi Theo hiç bir yüz ifadesi barındırmayarak.

"Sırası değil Theo, ikimizin yaptığı şeyler çok farklı."

Theo onu açık alanda öpmesinin yanlış olduğunu biliyordu.

"Gitmem gerek." dedi ve dönerek yürümeye başladı.

"Gittiğinde en azından Scott'a haber ver."

"Sana yazarım." dedi ve gitti.

Theo ise kliniğe girip her yeri kilitledi.

Moon Pack /Thiam/Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin