Kapıyı çarpıp, kendimi odaya kapattım ve hemen arkasından kapıyı kilitledim. Kafamı yastığa gömüp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Ben artık mücade edemeyecek kadar zayıftım. Küçücük bir çocuğa bakmaya beni zorunda bırakan babam, artık işsizdi. Yakın zamanda bir evimiz dahi kalmadığında, nerde yaşayacağımızı küçük kız kardeşime nasıl bakacağımı düşünmeliydim. Sorumsuz babam sanki bir boka yarıyomuş gibi konuşması beni en deli eden şeydi. Ağzımda metalik bir tat hissettiğimde, ağlamamı durdurmaya çalıştım. Her sinirlendiğimde yanak içlerimi kemirdiğimden dolayı hep yara oluyordu. İyileştikçe yenilerini yapıyordum.
Yataktan kalkıp odamın camını araladım. Dışarı doğru sarkıp, sigaramı yaktım ve annemi düşündüm. Gerçi annem hala yaşıyor olsaydı babamı adam edebileceğini de sanmıyordum ama annemin varlığı yeterdi. Melek gibiydi o..
Cebimdeki telefon titrediğinde Batu dan bildirim geldiğini anlamıştım. Hayır, tabiki mesaj sesini diğer bildirim seslerinden farklı yapmamıştım kesinlikle. Mesaja tıkladım.
Batu: Paramı göndermeyi düşünmüyomusun küçük hanım?
Al işte, şimdi de borç batağına düşmüştüm. Nasıl ödeyebilirim ki. Paranın tamamını ev sahibine olan borcumuzu kapattım. Salak mıyım neyim bende elalemin parasına çöktüm.
Ada: Ee şimdi canım ben
Ada: Yedim ben parayı
Batu: 2 günde?
Ada: Demiştim sana arabamın mazotuna bile yetmez diye beyfendi kusura bakmayın yani zorla göndertmedim ya
Batu: Ben zaten parasında değilim nasıl yediğini merak ettim sadece
Batu: Kusura bakma yanlış birşey dediysem
Ada: Kusuruna bakmam da bi baklava fotoğrafı atarsan bakarım