"Demek sen de yandın?" dedi bir dostum,
"Hangimiz yanmadık ki?" dedim.Sahi hangimiz yanmadık? Hangimiz sıfır acıyla götürüyor hayatı? Sahte gülüşler, maskeler, -mış gibi yapmalar... Hangimiz yapmadık bunları? Peki neden bu işkence, bu kandırmaca? Neyi elde etmek yahut neyden kaçmak için? Değer mi ya da? Olduğumuz gibi görünemediğimiz bir hayatta olmaya değer mi?
Neye sarılacağız? Her şey akıp giderken, yıllar yılları kovalarken neye tutunacağız, bir gün elbet ayrılmak zorunda kalacağımız ailemize mi yoksa hiç ayrılmak istemediğimiz arkadaşlarımıza mı, hayatımızı adadığımız birine mi yahut? Onlar da gitmeyecek mi?
Sevmesek de istemesek de ayrılıklar hayatımızın bir parçası. Bizi kırıp dağıtsa da "Onsuz yaşayamam." dediğimiz ne varsa onsuz da yaşayabileceğimizi görmedik mi? Peki neyle yaşıyoruz? Bugün hayattan vazgeçmiyorsak ne için?
Bir dönüp bakalım içimize. Orada göreceğimiz filizler var. Belki orman olacak, belki koparılacak ama her zaman orda var olacak. İşte bu filizlerin adı "Umut". Kimimizde kavuşma umudu kimimizde başarı umudu kimimizde O'nu bulmak umudu... Olmazsa gerçekten yaşayamayacağımız tek şey umut. Bizi ayakta tutan, bizi hayatta tutan tek şey.
Kalbimize batan hayal kırıklarını temizleyip yeni hayaller kurduran, her şeyden vazgeçtiğimizde dahi başımızdan ayrılmayan ve şarkıların bile bizi dinlediği o meşhur yalnızlığa titrek bir ışık yakan hep umuttu.
Bizi uçurumun kenarından alan da oydu. Belki çok düştük, çok tökezledik. Hatta bazen "Bittim" dedik. Dönüşü olmayan yollara girdik ve çıkmazlarla kesildi hep yollarımız. Her dipten sonra yeni bir dip keşfettik. Canımız yandı. Alev aldık. Yara aldık onulmazca. Sonra sonsuzluğunu gördük belki, acının geçmeyişini, geçen tek şeyin zaman oluşunu... Boğazımızda düğümlenip kalan, ne kadar yutkunsak da gitmeyen hayallerimizin zehrini tattık her nefeste. Bin kere öldük belki fakat bir kere ölmedik.
Ama bir gün kafamızı kaldırıp etrafımıza baktığımızda içimizdeki yıkımla harabeye dönmüşken dışarıyı göreceğiz. Hayatın akışını, doğanları, ölenleri, acıları, sevinçleri... Hayatın coşkun akan bir nehir gibi her şeyi sürüklediğini...
Ne kadar dirensek de bizi de sürükleyecek işte. Ya ona uyup harekete geçeceğiz ya da istemediğimiz yerlere götürecek bizi. Kaybedecek hiçbir şeyimiz de yok üstelik. Ürkek tavırlarla da olsa kalkalım ayağa. Deneyelim.
Çünkü bir gün garip bir şey olacak. Canımız yanmayacak artık. Uykusuz kalmayacağız geceleri. Gittikçe daha sağlam basacağız yere. Unutarak değil kabullenerek, nefret değil tebessüm ederek ve her doğan güne lanet okumayı bırakarak iyileşeceğiz.
İmkansız sandığımız ne varsa umudumuz yaşatabilir bize. O canlandıkça biz hayat buluruz. Yalpaladığımız, düşmeye yüz tuttuğumuz zamanlarda yanımızda olur umudumuz. Kimsenin olmadığı zamanlarda...
Bugün; kapanmaz sandığımız yaralarımız, gerçekleşmez dediğimiz hayallerimiz, uzak görünen yakınlarımız, hayatımızdaki yıkımlarımız için bir umut ışığı yakalım. Önce üşüyen ruhumuzu ısıtalım onunla. Sonraysa beslemeye başlayalım. Kocaman bir ağaç yapalım filizimizi. Ona tutunalım sıkı sıkıya. Bıraksak düşecekmişiz gibi... İster saydıklarımı geride bırakmak olsun gayemiz ister hepsini gerçekleştirmek, biz sadece minicik sıcaklığı duyalım içimizde. Biliyoruz aslında gerisi gelecek yavaş yavaş. Kendimizi bile şaşırtacağız.
Bugün bir değişiklik yapalım ve kendimiz için bir karar alalım. Kimseyi düşünmeden, kimseden medet ummadan, başkası için değil de kendimiz için. Sadece biz olduğumuz ve mutluluğu hak ettiğimiz için.
Hadi bugün bir milat olsun ve iyileşelim. Yaralarımıza umutlarımızı basıp saralım. Ne yaşamış olursak olalım önümüze yepyeni bir hedef koyalım ama hedefimizin değil umudumuzun büyüklüğüne tutunalım. En sert kışların ardından gelen en güzel baharların tadını çıkaralım.
-Zümrüd-ü Anka

ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAVİ KAPLI DEFTER
Poetryİnsanlar bana "Unut" diyorlar. Dört harf iki hece bir kelime... Fark ettim de çok kolay söyleniyor. Hemencecik çıkıyor ağızlarından ama ben anlamını bilmiyorum. Şeye çok benziyor hani, yoksa o olmasın: "Umut"