Zaman hızla geçiyordu.Gemideki birinci haftamızı doldurmuştuk.Kısacık bir süre de olsa sanki aylardır burda yaşıyormuş gibi hissediyordum.Gemiye tahmin ettiğimden de çabuk alışmıştım.
Alp'te hayatından oldukça memnun görünüyordu.Sarpla tahmin ettiğim gibi iyi anlaşmışlardı.Ara sıra güvertede onları kitap muhabbeti yaparlarken görüyordum.Alp kendisi gibi çok kitap okuyan bir insana belki de ilk kez rastlamıştı.O yüzden uzaktan tam birbirini bulmaş kafa dengi iki insan portresi veriyorlardı.
Sarp'ı ben de sevmiştim.Çok zeki bir çocuk olduğu konuşmasından dahil belliydi.Bi ara üçümüz laflaşırken konu okul muhabbetine döndü.
Boğaziçi Üniversitesi-Matematik bölümü mezunuymuş Sarp.Açıkçası hiç şaşırmadım.Tam o hava vardı Sarpta.Bunu duymak Alp'in de çok ilgisini çekmişti
çünkü o da Boğaziçi'ni istiyordu.Kazanırdıda.Bütün dersleri mükemmeldi.Mimar olmak için can atıyordu.
Bense kafayı konservatuarda bozmuştum.Derslerim zaten yerlerdeydi,akedemik anlamda iyi bir yer kazanacağımı düşünmüyordum.Ama söz konusu müzik olduğunda iş değişiyordu.Küçük yaştan beri gitar ve bateri çalıyordum ve müzikten başkada bişeye yeteneğim olduğunu sanmıyodum.Ama tabi ki hiçbirşey içimdeki deniz sevdasının önüne geçemezdi.****
Gemideki onuncu günümüzü devirdik.Her geçen gün yeni bir şey öğreniyor,her geçen gün kaptanlığı biraz daha seviyordum.
Tuncay Abi'yle daha fazla tecrübe kazanmak için olabildiğince fazla zaman geçirmeye çalışıyordum.Zaten gemi Alple ikimizin adeta deniz okulu olmuştu.
Tuncay Abi normal zamandaki esprili halinden eser bırakmayıp müthiş bir disiplinle bize gemicilik öğretiyordu.Sadece o değil,Metin Abi ve Teoman'da iş derse gelince fazlasıyla ciddiydi.
Teoman'la gemide geçirdiğim on gün süre zarfı boyunca bir kere bile konuşmadık.Çokta kafama takmıyordum çünkü hala ona karşı içimde en ufak bir samimiyet duygusu yoktu.
Metin Abi'yi çok sevmiştim.Hayatımda gördüğüm en neşeli insanlardan biriydi.O kadar sık gülüyordu ki mutsuz insana bile pozitif enerji verirdi.
Afife Teyze'den bahsetmiyorum bile.Gerçekten ikinci annem gibi bişey olmuştu.Tuncay Abi'nin bahsettiği gibi harikulade yemekler yapıyordu ve gerçektende gemimizin gözbebeğiydi.
Hayatımdan,gemiden,denizden,çevremdekilerden,kaptanlıktan...
Herşeyden oldukça memnundum.Bir kaç ay burda kalsam Ayvalık'ta ki hayatımı nerdeyse tamamen unutucak gibi hissediyordum.
Tabi ki annem dışında.Ne zaman aklıma gelse içime bi kurt düşüyordu.Acaba şuan ne yapıyordu ? Geri döndüğümde beni affedecek miydi ? Her gece yatmadan önce bunları düşünüyordum.Annemi şimdiden düşündüğümden de çok özlemiştim...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ADA
AdventureOn sekiz yaşındaki Koray'ın hayattaki en büyük hayali bir gün geçmişte çok iyi bir kaptan olan babası gibi denizlere açılabilmekti.Peki Koray'ın bu hayalini kısıtlayan en büyük şey neydi ? Koray çocukluğundan beri kurduğu bu hayali gerçekleştirebile...