Bölüm-15

49 2 0
                                    

Son yarım saat içersinde duyduklarım karşısında kafamı toparlayıp tekrardan sakin ruh halime dönmeye çalıştım.Beynim allak bullaktı.
Teoman ile Tuncay Abi'nin kardeş olmasını öğrenmekle zaten yeterince sarsılmışken bide bu acı geçmişlerini öğrenmek bana ağır gelmişti.Bir bakımdan da kendimi olaylara artık farklı açılardan da bakmaya başladığım için olgunlaşmış hissetmiştim.Bu güzel bir histi.

Derin düşüncelerden biraz olsun sıyrılmaya çalışarak kafamı kaldırdım ve Metin Abi'ye döndüm;

"Ben adaya hazırım Metin Abi.Sana da çok ihtiyacım olacak sanırım..."

Metin Abi gülümseyerek ensemi sıvazladı.Bakışları onay anlamındaydı.

***
Artık tamamen ayakta durarak kendimi toparlamaya koyuldum ve hızlı adımlarla Alp'in yanına gittim.
Kaybedecek zamanımız yoktu.Geçirdiğimiz her an bizim için önemliydi.Vaktimi kesinlikle kaybetmek istemiyordum.
Bu işe girmekten beni artık hiçbir şey döndüremezdi.Alp ve Metin Abi ile birlikte ne olursa olsun o adaya gidecektik.Bunu zorundaydık,zorundaydım...

Metin Abi'nin geminin en geniş ve sağlam filikası olduğunu iddia ettiği filikaya ada için hazırladığımız araç ve eşyaları yerleştirdik.

Alp,Metin Abi ve ben.Başımıza neler geleceğini bilmeden,gittiğimiz yer hakkında bile hiç birimizin tek bir fikri bile olmadığı bu 3 adam olarak hayatımız boyunca yapmadığımız bir işe kalkışacaktık.
Sarp,Afife Teyze ve Tuncay Abi burada gemide kalacaktı,biz ise 5 metre uzunluğunda bir filikayla okyanusa açılıp gizemli bir adayı keşfedecektik.

Kulağa heyecanlı geliyordu gelmesine ama bir yandan da içi rahat değildi.
Adadan çok yol beni endişelendiriyordu.
Koca okyanusta üç kişi filikayla yol kat etmek pek güvenli bir iş değildi.Attan inip eşeğe binmiştik resmen ama yinede adayı düşünüp o heyecanı hissedince bunun ne olursa olsun her şeye değeceğini düşünmüştüm.

*****

Filikanın sağ kıç tarafına Alp oturdu.Öbür ucunuda ben.
Metin abi ortada dinlenme aşamasındaydı.
Yarım saatte bir yer değiştirecektik ve bu şekilde ikişer ikişer sırayla kürek çekmiş olacaktık.
Yolculuğun olabildiğince az yorucu geçmesini sağlayacak en mantıklı yöntem buydu.

Metin Abi elinde Teoman'ın haritasına bakarak kuzeye gitmemiz gerektiğini söyledi.
Alp her zaman mi gibi hazırlıklı davranıp pusulasını çıkardı ve yönü kavrayarak kuzeye doğru kürek çekmeye başladık.
Arkamıza baktığımızda Tuncay Abi'nin gözbebeği olan koca gemi şimdi uzaklaşınca baş ve işaret parmakları arasına sıkışacak kadar ufak görünüme bürünmüştü.

Güneş yeni doğduğu için havada bulutların turuncuyla kırmızı arasında gidip gelen eşsiz bir rengi vardı.Okyanus ise her zaman ki iri dalgalı halinin aksine durgun ve berraktı.
Filikadaki ilk günümüz bu vaziyetlerde gerçekleşeceği için çok şanslıydık.

Yarım saat dolana kadar Metin Abi ortada boş oturup dinlenmek yerine bize de kıyak olsun diye şarkı söylemeye başladı.

İnsanın konuşma sesiyle şarkı söyleme sesinin ne kadar farklı olabileceğini o an anlamıştım.
Metin Abiyle bugüne kadar oldukça uzun diyaloglarımızın geçmiş olmasına rağmen sesinin bu kadar güzel olduğunu şimdiye kadar hiç fark etmemiştim.Gerçekten büyüleyiciydi ve çok hoşuma gitmişti.
"Gesi Bağları" "Beyaz Giyme Toz Olur" "Kol Düğmeleri" "Med cezir" ve "Başkası Yalan" gibi bir çok güzel şarkıyla yolumuza güzellik kattı.

Yarım saat dolunca yer değiştik.Bu sefer ortaya Alp geçti.Onun asla şarkı söylemeyeciğini biliyordum.Ama Metin Abi o kadar şarkı söylediği için bunu kendi aramızda bir eğlence haline getirmeye karar verdim ve ortaya geçen herkesin filikayı şenlendirmek adına bişeyler yapmasını önerdim.
Metin Abi bıyık altından güldü.Alp'in ne yapacağını çok merak ediyordu.
Doğrusu ben tahmin ediyordum.Alp gibi bir edebiyat aşığı burda olsa olsa şiir okurdu.
Ve evet.
O kadar iyi tanıyordum ki onu hiç yanılmadım düşüncemi kanıtladı,yine beni şaşırtmadı ve Nazım Hikmet'ten Cemal Süreya'ya,Can Yücel'den Attila İlhan'a kadar bir çok şairin en ünlü şiirlerini müthiş bir ciddiyetle kusursuzca okudu.
Şiir bitiminde alkışlara boğduk Alp'i...

ADAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin