James

27 7 0
                                        




Büyük Savaş'ı hiçbir zaman doğru bulmayacaktım ama sınırlarımızı korumak için gerekliydi. Bu yönden babamı anlayabiliyordum. Gardialılar bu hiyerarşiyi yıkmak için ellerinden geleni yapıyorlardı sınırlarımıza girerek, örgütlenerek.

Çok adaletli değildi tabii ki, ama Kızıl Tılsım bizi seçmişti korumak için. Şimdi de o dengesizlik bozuluyormuş, terazi dengeleniyormuş gibi hissediyorum tılsımın gücü yavaş yavaş zayıfladığı için. Babam küçükken bana ve kardeşime anlatırdı Kızıl Tılsımın hikayesini: Bun- dan yüzyıllar önce atalarım Luridia'ya geldiklerine buranın çok büyülü bir yer olduğunu keşfetmişler. Bir gün gök efsunlara bürünmüş ve tam da o sırada Kızıl Tılsım altıya bölünmüş. O sırada Luridia'da olan her aileye -Wright, Clark, Hill, Turner, Lee, Wilson ailelerine- bir tılsım parçası düşmüş. Şansa en büyük tılsım bize gelmiş. "Tılsımlar gücü ve otoriteyi simgelediği için bu toprakların başındayız." derdi babam. Haklı sanırım çünkü tılsım zayıflasa bile tüm gücü ellerimin ucunda dahi hissediyorum. Bunlar kafamı yoruyordu, düşüncelere dalma- malıydım. Yoksa bu koca denize dalarsam çıkamazdım.

Hemen toparlanıp kendime gelmeye çalıştım ve kapı tıklatıldı. Süvarilerden biridir diye tahmin ediyordum.

"Gelebilirsiniz." diye iç çektim. 

Süvari "Efendim Kral Wright sizi bekliyor." dedi. 

Her ne kadar o yemek masasına gitmek istemesem de sızlanarak odamdan çıktım. Koridorlar her zamanki gibi çok ıssız ve soğuktu. 

"Affedersiniz biraz geciktim." diyerek solgun solgun masaya oturdum.

Babam beni göz ucuyla süzdükten sonra "Hiç gelmeseydin daha iyidi." diyerek azarladı.

"Her neyse James, hem Büyük Savaş'ın başlamasının şerefine hem de Hill ailesi ile resmen birleşmemizi kutlamak için gündönümünde bir davet düzenlemeyi düşünüyoruz. Sen de ha- zırlıklara başlasan iyi edersin. Kardeşin Axel birleşme ile ilgili her şeyi organize ederken sen süvari birlikleriyle ilgilenirsin diye düşündüm. Şu sıralar biraz hareketli geçebilir diye düşü- nüyorum." diye uzun bir açıklama yaptıktan sonra ben de sadece kafa sallamakla yetindim. 

Gündönümüne kadar olan sürecin hareketli geçeceğinin ben de farkındaydım. Güvenlik konusunda değil de aile konusunda daha fazla sıkıntı yaşayacağımızı düşünüyordum. Birleşme işi beni geriyordu. Hill ailesini bildim bileli sevmezdim. Bana çok çıkarcı; güç ve menfaat için her şeyi yapabilecek bir aile gibi gelirdi keza Axel'in yakında nişanlanacağı Aria'nın karakterinin hoş olduğunu düşünmüyorum fakat güzeldi. Axel için de zaten sadece bu önemliydi. Axel, Aria ile bir birliktelikleri olduğunu söylediğinde annemin gözleri fal taşı gibi açılmış ve çok sevinmişti. Sonrasında babamla yaklaşık bir saat boyunca Aria'nın ne kadar güzel olduğundan bahsetmişlerdi. Bazen Axel nasıl bu kadar salak olabilir diye düşünüyorum ama cevap bulamıyorum.

Masadan kalktım ve süvarilerle alakalı birtakım sorunları halletmek adına karargaha gitmek üzere hazırlandım. Tam odamdan çıkacak iken annem geldi.

"James seninle bir şey konuşmak istiyorum. Sana bu konuda baskı yapmak istemiyorum ama kendine uygun bir eş bulman gerektiğini düşünüyorum artık. Axel, Aria ile nişanlanacağı için baban her ne kadar Axel iktidarda otoriteyi sağlayamayacak olsa da kaidelere göre onu varis olarak seçmek istiyor. James senin tahta geçmeni istiyorum." 

Şaşırmıştım. Sadece durdum ve duyduklarımı sindirmeye çalıştım. Böyle bir şey imkansız olmalıydı, babamın her işiyle ve topraklarımızın güvenliğiyle resmen ben ilgileniyordum. Tahta çıkmak konusunda babamın sadece kaidelere takılması topraklarımızın ve hepimizin geleceğinin tehlikeye atılmasıdır bence.

Kızılı AramakBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin