Günler gerçekten çok sıkıcı geçiyordu. Beni bu sıkıcılıktan kurtaran tek şey Rena'ya bir şeyler öğretmekti. İlk başta kendisine güvenmese de sonrasında gerçekten öğrenme ve uygulama konusunda hızlanmaya başlamıştı.
Günlerin sıkıcı geçmesinin bir diğer sebebi de babamın işleri artık Axel'e vermesiydi. Son tartışmamızdan çokça etkilenmişlerdi ki babam böyle bir değişikliğe gidebilmişti. Aslında Kule'de boş boş oturmayı sevmiyordum. Bu boş vakitlerimi tamamen Rena'yla geçiriyordum. Tabii ki vakitlerimi onunla geçirmek ilk seçeneğim olmazdı ama idare ediyordu yine de. Aslına bakılırsa birbirimize daha çok ısınmıştık ama hala çok soru sormasına dayanamıyordum. Biraz fazla meraklıydı fakat yavaş yavaş alışıyordum sanırım. Neyse ki bugün biraz daha yoğun geçecekti gündönümü yarın olduğu için. Güne güzel dileklerimle başlayacaktım. Tek isteğim sorunsuz bir gündü. Pozitif enerjilerle uyandıktan sonra üzerime beyaz gömlek altıma da siyah salaş pantolonumu giydim. Sonrasında Ella'nın ben uyanmadan önce odama koyduğu tarçın çayının içine limon sıktım ve içtim. Bu çayı içmek her sabah ritüel haline gelmişti neredeyse benim için çünkü genelde gergin olduğum için akşamdan kalan kas ağrılarımın hafiflemesine yardımcı oluyordu.
Kapı tıklatıldı. İlk başta Rena'nın geldiğini düşünmüştüm fakat içeri giren annemdi.
"Günaydın anne, bu gelişini neye borçluyum acaba?"
"Günaydın, hiçbir şeye borçlu değilsin tatlım. Sadece bir haftadır sakinleşmeni bekliyorum seninle doğru dürüst konuşabilmek için. Tabii Declan ve Hill ailesi bugün buraya geleceği için bunu haber vermek için yanına geleyim hem de biraz konuşalım istedim." annem böyle deyince mutlu oldum. Declan'ı severdim annem her çok haz etmese de bana hiç zararı dokunmamıştı. Bir araya geldiğimizde genellikle yalnız konuşacak vaktimiz olurdu ve bana gerçekten güzel tavsiyeler verirdi, ondan dolayı onunla konuşmak benim için bulunamaz bir nimet gibiydi. Annemin Declan'ı sevmemesinin çok haklı sebepleri vardı. Kardeşim beni oradan oraya kullansa ben de sevmezdim, şükürler olsun Axel'le birbirimizi kullanacak kadar iletişimimiz olmuyordu.
"Mais gelecek diye tahmin ediyorum. Bir de Estelle gelecek mi?" diye sordum. Estelle de Declan gibi annemin üvey kardeşiydi. Teknik olarak üvey olmuyorlar aslında çünkü babaları aynı ama annem onlara karşı genellikle üvey kardeş lafını kullanırdı. Estelle'yi de severdim. Küçüklüğümden beri benim üzerime çok düşerdi. Anneme yaranmak için mi yoksa beni gerçekten sevdiği için mi üzerime düşüyordu bilmiyorum fakat seviyordum işte.
"Estelle de geliyor. Declan buradaysa Estelle'yi çağırmamam mümkün mü sence? Ayrıca Mais de gelecek." dedi. Güne pozitif enerjilerle başlamanın faydalarını şimdiden hissedebiliyordum. "Neyse James, buraya gelmemin asıl sebebine gelirsek: sinirli olduğunu çok iyi anlayabiliyorum ama benim şu an için yapabileceğim hiçbir şey yok. Bazı şeylerde babanı yönlendirebilirim evet ama her şey babanın kontrolü altında. Ondan dolayı sana çok yardımım dokunamıyor maalesef. Geçenki konuya gelecek olursak fikri babana ben verdim çünkü direkt olarak işlere Axel'i yönlendirseydim senin ne şu an olduğu gibi ne kadar sıkılacağını biliyordum."
"Sunduğun öneri sence daha mı iyiydi anne?" diye bağırmadan ama sert bir tonla araya girdim.
"Bir saniye James dinlersen beni. Tabii ki sunduğum seçeneğin iyi bir seçenek olduğunu savunmuyorum fakat idare edebilirdi. Artık ikiniz de çocuk değilsiniz. O günden beri aranıza soğukluk girdiğinin farkındayız hepimiz ama artık birbirinize herkesin ortasında tepki göstermeyeceğinizi düşünüyordum ki yanılmışım. Axel seni tahrik ediyor laflarıyla sen de sinirleniyorsun. Resmen kavga açısından birbirinizi tamamlıyorsunuz."
"Ne yapmamı bekliyorsun anne? Bana laf ettikten sonra oturup 'Peki o zaman bu güzel lafların için teşekkür ederim.' dememi mi?"
"James sinirlenme. Öyle bir şey beklediğim yok." dedi sakince. "Ben Axel'le de bu konuyu konuştum. Birbirinize daha nazik davranmanızı istiyorum sadece. Bu konu da bir daha açılmasın. Bugün misafirler buradayken sorunsuz bir gün geçirelim rica ediyorum."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kızılı Aramak
FantasiSERİNİN İLK KİTABI - KIZILI ARAMAK Öleceğim söylendikten sonra bile hiçbir şey değişmedi. Ölüm veya yıkım gibi göremeyeceğiniz şeyler sizi korkutmaz ama gözle görüldüğünde korkularınız gerçek olur. Acı gerçek olur fakat bu hikayede kimsenin bilmediğ...
