Rena

12 7 0
                                        

Davetiyeleri yazarken aklıma annem gelmişti. İki gündür asla anneme haber vermemiştim olanları. Kim bilir beni nasıl merak etmiştir! Yanına gitmeliydim, gidemesem bile haber göndermeliydim.

Son davetiyeyi James'e verdikten sonra koruluğa uğramak için izin istemeyi düşündüm. Açıkçası izin vereceğini çok sanmıyordum hatta kızabilirdi bile fakat anneme ulaşmak zorundaydım. Biriyle görüşmeme izin vermeyeceğini bildiğimden hemen kafamdan bir şey uydurdum.

"Koruluğa gitmem lazım." dedim kısık bir sesle.

"Neden?" diye sordu.

"Beni hemen buraya getirdiğin için çok önemli bir şeyimi orada bıraktım ve almam lazım."

"Hayır." dedi sert bir şekilde.

"Saçmalama, amacım farklı olmuş olsa şu an burada olmazdım zaten. Sadece evimden bir şey alıp çıkacağım, hepsi bu." dedim sitem ederek. Gayet ikna ettiğimi düşünüyorum ki sessiz kaldı. "Her neyse, izin verip vermemen çok da umurumda değil açıkçası. Sana iyi eğlenceler." dedim ve odadan çıkarken James "Ama bir işler çevirirsen..." dedi ve cümlesini yarıda kesip "Öyle bir şey olmayacak, lafını kendine sakla." dedim ve kapıyı kapatıp çıktım. Her ne kadar James'e kimseyle görüşmeyeceğimi söylemiş olmama rağmen anneme her şeyi anlatacaktım. Bana bu durumda sadece o destek olabilirdi.

Haraya gidip atımı aldım ve surların dışına ilk defa kendim çıkabildim. Yolu biliyordum, gelirken her yeri incelemiştim. Surlardan dışarı çıktığım halde yakınlardaki evler hala soylulara aitti diye tahmin ediyordum. Etrafta bir turlamak isterdim fakat süvariler beni görürse ve bu James'in kulağına giderse tekrardan kendime başıma çıkamayacağımı biliyordum. Şu an en çok ihtiyacım olan şey ona güven vermekti ve bunu da bugün sorunsuz şekilde Kule'ye dönerek sağlayacaktım.

Meydan'a geldiğimde etrafta gündönümü çadırlarının şimdiden kurulduğunu görmüştüm. Çarşının dışı çiçeklerle süslenmiş, kurulan çadırların etrafında ülkemizin sembolü olan abelya çiçekleri asılmıştı

___________________________________________________________________________

Abelya çiçeğinin ülkemizin sembolü olmasının sebebi bahar geldiğinde burada ilk açan çiçek olması, hatta gündönümü tarihi de abelya çiçeklerinin dökülme zamanından 3 gün önce kutlanır ne kadar güzel ve verimli bir yaz geçirdiğimizi kutlamak için. Abelyalar ne kadar çok açarsa yaz o kadar iyi geçmiş demektir. Çoğu kişiye göre abelyalar doğan yeni umutları, yeni fırsatları ve güzel günleri temsil ediyor fakat bana göre öyle değil.

Çiçeğin anlamını öğrendikten sonra baya fazla bir süre benim için de anlamı herkesle aynıydı fakat sonra dökülen her çiçeğin aslında kayıp giden bir fırsat ve solan bir umut olduğunu düşünmeye başlamıştım. Hala da böyle düşünüyorum. Ondan dolayı etrafta bu çiçekleri görmek çok da hoşuma gitmiyor.

__________________________________________________________________________

Koruluğa nihayet gelmiştim. Atımı evimizin yakınlarına bağladıktan sonra eve doğru yürümeye başladım. Tam nehrin önüne geldiğimde yan yoldan annemin geldiğini gördüm.

"Rena, nereden geliyorsun?" diye bana seslendi.

"Asıl sen nereden geliyorsun anne?"

"Giderken demiştim ya sana birkaç gün evde olmayacağım diye. Bu soruyu sorduğuna göre şu iki gün boyunca neredeydin bakalım?"

"Ben sana haber vermek için geldim, sen gittikten sonraki sabah Prens James için çalışmaya başladım ama..." sözümü bitiremeden annem koşarak bana sarıldı.

Kızılı AramakBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin