Selam!!
Umarım beğenirsiniz, keyifli okumalar!!
*****************************
"Ya hocam sizi düşündüğümden söylüyorum. Bir kafa dağıtmaya ihtiyacınız var!" karşımda duran Soo hocayı ikna etme çabasına giren Hyunjin'e katılır gibi başımı salladım.
Geziden döneli iki hafta oluyordu. Bu iki hafta içinde pek fazla değişiklik olmamıştı. Geldiğimiz gibi müdür yüzünden temizliğe devam etmiştik.
Fakat eskisine göre daha güzel geçiyordu.
Ve tarih hocasının sevgilisi olan kadın bizim okula yaşlı bir hoca yerine gelmişti. Kadınla sohbet eden tarihçiyi görür görmez sinir krizi geçiren Soo hoca, bu iki haftada bizi çok yormuştu.
Onları gözetlemek için sürekli peşimizde dolanıyordu, bazen kantin masasında görünmediğini zannedip elindeki günlük gazetesiyle yüzünü gizlemeye çalışarak iki masa ötedeki çifti gözetliyordu.
Şimdi de kantin masasında oturuyorduk, Hyunjin Soo hocanın kafasını dağıtması gerektiğini söyleyip bu gece bara gitmemiz için ikna etmeye çalışıyordu.
Fakat Soo hoca dışında hepimiz biliyorduk ki; Sak Soo bahane, bar şahane.
Kararsız gözüken ama yine de beşinci reddedişini yapan Soo hoca konuştu "Hyunjin, oruçluyum diyorum."
Ona gözlerimizi devirirken, çaprazımda oturan Yeonjun konuştu "Ya hocam bakın beni bile gerdiniz! İki gündür casus gibi dolanıyorsunuz okulda. Kamuflaj olacağım diye giymişsiniz bir siyah palto! Kusura bakmayın da mal mısınız? Hangi akla hizmet pembe duvarda siyah paltolu gizleniyorsunuz? Görünmediğinizi falan mı düşünüyorsunuz anlamadım gitti! Gidelim kafa dağıtalım işte."
İkna olmaya başlayan Sak Soo kararsız gibi bize baktı. Hepimizin bakışları son çare olarak Seungmin'e döndüğünde, umursamaz bir şekilde pipetiyle içeceğini yudumladığını gördüm.
Bize yandan bir bakış atıp tatlı gülümsemesini yüzüne yerleştirdi ve Soo hocaya dönüp konuşmaya başladı, "Hocam gerçekten fazla takıntılı gibi duruyorsunuz ve ilerde dönülmez bir yola bile girebilirsiniz. En azından bugün bir şeyleri unutmalısınız. Hem bu salakların yanında ben olacağım, kontrol bende. Tamamen sizin iyiliğiniz için!"
Dediklerinin içinden sadece bize 'Salak.' denmesini üzerine alınan Hyunjin gözlerini devirerek "Düşmana söylenmez." diye söylendi.
Biz onu takmayıp sadece Soo hocaya baktığımızda, Sak Soo pes ediyormuş gibi bir nefes verdi ve "Tamam, gideriz." dedi kabullenişle.
Biz anın verdiği heyecan ve sevinçle seslice yerimizden kalktığımızda kantindeki çoğu bakış bize dönmüştü. Dişlerimi gerginlikle sıktığımda bakışlarımı kantinde dolaştırdım.
Malum rezil olduysak saçma kişilere rezil olalım.
Kantini incelemem bitince tam tekrardan önüme dönecekken, iki masa arkamızda oturan Minho ve grubunun buraya baktığını gördüm.
Minho kaşlarını çatmış bizim masaya bakarken, gülümseyerek elimi kaldırdım ve salladım. Karşılığında aldığım şey ise, Minho'nun selamımı görmezden gelip önüne dönmesiydi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
lan top gitti / minsung
Fanfictionhiç kimseyi basketbol topuyla oynatmayan Lee Minho, bir ilk yapıp tanımadığı Han Jisung'un oynamasına izin vermişti. not: argo, küfür vb. olacaktır. rahatsız olanlar okumasın. [hyunin, chanmin, changlix, yeonbin, taegyu]
