Selam!!
Umarım beğenirsiniz, keyifli okumalar!!
*********************************
"Çok mutluyum ulan!" diye bağırıp zıplayan Soo hocayla birlikte gülümsedim.
Tarihçiyle sevgili olmuşlardı.
Elini tuttuğum sevgilim yanımda tebrik ederken gülümsedim ve "Hocam hayırlı olsun vallahi sonunda! Bir yıldır biz uğraşıyorduk." diye sitem ettim. Sak Soo gülerek kahverengi saçını karıştırdığında ağzımı açıp tarihçiye sövecekken uzun boylu bir hoca yanımıza yaklaştığında aynı şekilde ağzımı kapattım.
Tarih hocasıydı, Sak Soo'nun bey.
Yeşil gözlerini bize çevirdiğinde hocanın gözlerine baktım ve güzel olduğunu düşündüm, salağın lensi yakışmıştı. Gülümseyerek Soo hocaya baktı ve tekrardan bize döndü. Minho "Hocam hayırlı olsun." dediğinde tarih hocası güldü ve "Sağ ol Minho." dedi hiç gizlemeden.
Chan'dan dolayı tanışıyorlardı.
Minho'nun tutmadığı elimi belime yerleştirdim ve "Yalnız hocam, Soo hocamıza iyi bakın. Onu üzerseniz karşınızda bir sınıf bulursunuz ona göre." dedim sahte bir tavırla. Soo hoca anında gülümserken tarih hocası ona döndü ve gülümseyerek "Merak etmeyin, ona gözüm gibi bakacağım." diye mırıldandı. Minho gözlerini devirdi ve "Hocam sizin gözünüz ileri derece miyop lan! Lens kullanıyorsunuz. Gözünüz gibi bakarsanız büyük bir sorun var demektir." dedi.
Sak Soo hoca gözlerini devirip "Çıkın lan okuldan!" diye homurdandığında güldük ve el sallayarak uzaklaştık. Çıkış zili çalmıştı ve biz şimdi çıkacaktık.
Minho elimi bırakmadan beni çekiştirirken meraktan kuduruyordum. Bana sürprizi olduğunu söylemişti. Ne olduğunu bilmiyordum ve gerçekten çok merak ediyordum. Minho gülümseyerek bana baktığında birlikte merdivenlerden iniyorduk.
Canım cicim ayları?
Gülümseyerek merdivenlerden indiğimizde nereye gitsek bilmiyorduk. Kafe mi yoksa başka bir yer mi diye sorduğumuzda kararlaştıramamıştık.
Bu yüzden okulun arka tarafına gidiyorduk.
Lobiye ulaştığımızda hafif bir şekilde zıpladım ve "Of heyecanlandım lan!" diye söylendim. Minho kısık sesle gülerek bana yandan bir bakış attı ve "Oy benim minik kelebeğim." diye başlattı diyaloğumuzu. "Yaa salak!" diye uzattığımda Minho şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı ve "Aşkım ne diyorsun saçmalama, ben sana hiç salak der miyim?" diyerek bitirdi.
Güldüğümüz sırada okuldan çıkış yapmıştık. Birlikte arka tarafa doğru yürürken ellerimizin yapıştığına emindim, bırakmıyorduk.
Sonunda arka tarafa ulaştığımızda gülümsedim ve olan tek banka bakış attım. Oturan küçük bir çocuğu gördüğümde kaşlarımı çatıp hafifçe öksürdüm. Çocuğun dikkatini çektiğimde konuşmaya başladım, "Yani, seni kırmak istemiyoruz ama git yani. Yoksa, sana zarar vermek zorunda kalacağız."
Çocuk gözlerini devirip anında ayaklandığında "Yürü git Enes Batur Shape of You parodi dinle." diyerek kaşlarımı çattım. Çocuk arkasını dönüp bir şey demeden ilerlediğinde Minho'nun elinden tuttum ve banka doğru çekiştirdim. Minho sesini çıkarmadan bana ayak uydurduğunda beraber banka oturduk.
Banka oturduğumuz an Minho'ya baktığımda güldü ve yanağımdan öptü, ardından "Bekle, çantamdaydı." diyerek çantasının fermuarını açtı. O çantasını karıştırırken iç çektim ve profilini incelemeye başladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
lan top gitti / minsung
Fiksi Penggemarhiç kimseyi basketbol topuyla oynatmayan Lee Minho, bir ilk yapıp tanımadığı Han Jisung'un oynamasına izin vermişti. not: argo, küfür vb. olacaktır. rahatsız olanlar okumasın. [hyunin, chanmin, changlix, yeonbin, taegyu]
