Selam!
Bölüm şarkıları:
Dua Lipa- Levitating,
Dua Lipa- Break My heart,
Katy Perry- Part Of Me,
Katy Perry- Hot N Cold,
Jessie J- Domino,
Shakira, Rihanna- Can't Remember to Forget You.
Umarım beğenirsiniz, keyifli okumalar!!
**********************************
"Soobin'in de amına koyayım, hepsinin amına koyayım!" diye söylenirken karşımda oturan Minho iç çekmişti. Şu an ilk teneffüsteydik ve kantinde oturuyorduk, ben de dün yaşananları Minho'ya anlatıyordum. Sadece bizim 'Soobin'le aranızı yapacağız.' dememizi duymuş ve benden anlatmamı istemişti. Ben de Yeonjun'un bana anlattığı kadarıyla olayları anlatmıştım.
Sessizce önümdeki kahve bardağıyla oynarken omzumdan düşecek gibi olan çantamı düzelttim. İlk derse uyuyakaldığım için geç kalmıştım ve ayılmak için kantine gelip kahve içiyordum. Minho da çantasıyla yanıma oturmuştu ve beraber konuşuyorduk. Diğerlerinin ne bok yediğini hiç bilmiyordum.
Ağlayacak gibi yüzümü buruşturdum ve sızlanarak konuştum. "Nefret ediyorum çarşamba günlerinden. En nefret ettiğim dersler var. Üç ders arka arkaya matematik mi olur ya? Nasıl geçecek bugün?" İç çekerek yerimde daha fazla yayıldığımda bakışlarım karşımda beni inceleyen Minho'ya kaydı. Oturduğu yerde yayılmış bir şekilde oturuyordu, bir elini çenesine yerleştirmişti ve sessizce yüzümü inceliyordu.
Yerimde kıpırdandığımda Minho gözlerini kırpıştırdı ve hafif bir gülümsemeyle sordu, "Sıkılır mısın?" Ne dediğini tam olarak anlayamadığım için "Neyden?" diye sordum. Minho kambur duruşunu düzeltti ve cümlesini daha net açıkladı, "Bugün derslerden sıkılır mısın? Eğer öyleyse gidelim, ben de çok sıkılıyorum çünkü. Bir şeyler yaparız?"
Dediği şeyle gözlerimi kırpıştırdım ve ani gelen bu teklife ne diyeceğimi bilemeyerek sessiz kaldım. Gitmek istiyordum fakat dilim tutulmuş gibiydi. Cevap vermediğim her saniye Minho'nun gülüşü solarken kaşlarımı havaya kaldırdım. Tam ağzını aralamış bir şey diyecekken gülümsedim ve "Olur, gidelim." dedim kabul ettiğimi belirterek.
Minho gülümsemesini tekrardan yüzüne takındığında gözlerinin ışıldadığına şahit oldum. Omzundaki çantasını düzeltti ve "Hadi o zaman." diyerek ayaklandı. Enerjisine anlam veremeyerek güldüm ve ben de başımı olumlu anlamda sallayarak oturduğum sandalyeyi ittirerek ayağa kalktım. Sandalyeyi düzeltip masaya yaslarken beni bekleyen Minho'nun yanına adımladım. Adımlarımızı hızlıca kantin çıkışına doğru yönlendirirken göz ucuyla Minho'ya baktım ve sordum "Oğluşun nerde?"
Gözlerini bana çevirdi ve hafifçe gülümseyerek "Getirmedim okula, malum getirdiğimde can güvenliği pek olmuyor. Camdan falan düşebilir." dedi imasını gizlemeden. Kolumla hafifçe uyarı anlamında ona vurduğumda merdivenleri çıkıp lobiye ulaşmıştık. Tam kapıya yönelecekken gözüme ilişen güvenlikle hafif bir ıslık çaldım ve Minho'nun bakışlarının bana kaymasına sebep oldum. Göz ucuyla hafifçe güvenliği işaret ettiğimde Minho bana baktı ve ne dediğimi anlamış gibi dudaklarını dişledi.
"Hassiktir ya." diye kısaca mırıldandıktan sonra omuzlarımı düşürdüm. İlk teneffüs sebebini bilmediğim şekilde yirmi beş dakika sürüyordu ve henüz onuncu dakikasına girmemiştik bile! Sıkıntıyla ofladığımda Minho tekrardan bana baktı ve hafifçe sırıttı. Ona bakıp gözlerimi kırpıştırdığımda "Hadi diğerlerine bir iyilik yapalım." diyerek kolumdan çekiştirerek tekrardan merdivenlere yöneldi. Biz üst kata çıkarken kaşlarım kendiliğinden çatılmıştı bile. Ne yapıyordu?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
lan top gitti / minsung
Fanfictionhiç kimseyi basketbol topuyla oynatmayan Lee Minho, bir ilk yapıp tanımadığı Han Jisung'un oynamasına izin vermişti. not: argo, küfür vb. olacaktır. rahatsız olanlar okumasın. [hyunin, chanmin, changlix, yeonbin, taegyu]
