22- artik cay yok

25.3K 2.5K 15.2K
                                        

Selam!!

Umarım beğenirsiniz, keyifli okumalar!!

*******************************

"Ya ben diyorum size, bilerek kaybettik biz!" şu an kantinde hep birlikte oturmuş dün yaptığımız maçı tartışıyorduk. Hyunjin de dünden beri kabullenmiyordu, bir sürü bahane sunuyordu. En sonunda da bilerek kaybettiklerini söylemişti.

Herkes olayı tartışırken gülmemi durduramıyordum, resmen kızarmıştım. Çünkü Hyunjin'in kaşlarını çatıp ciddiyetle bizi ikna etmeye çalışması, ardından olmayan şeyleri tıpkı yaşanmış gibi göstermesi kesinlikle yenilgiyi kabul etmemesinden dolayıydı.

Gülüşümü bozmadan sağ tarafıma başımı çevirdiğimde, beni gülümseyerek izleyen Minho'yu gördüm. Göz göze geldiğimizde sakince bir nefes aldı ve huzurla gülümseyip konuştu, "Jisung, gülüşün çok güzel."

Dediği şeyle ağzım şokla aralandı ve gözlerimi kırpıştırdım. Hızlanan kalbim yine beni şaşırtmadı ama donakaldığımı hissettim ve o an aklıma ne geldiyse onu söyledim, "Ney babanı götten mi?"

Minho kaşlarını kaldırıp güldüğünde hızlıca gözlerimi yumdum ve toparlamaya çalışmak için ağzımı araladım fakat gördüğüm şeyle kaşlarım çatıldı. Odağım kantine giren bedendeydi tamamen. Yeonjun, ağlamaktan dolayı kızarmış gözleriyle ellerini sıkıyordu. Yanağında duran yaşlar ise henüz yeni ağladığını ele veriyordu. Hızlıca ayağa kalktığımda sandalyeyi fazla sesli itmiş olacağım ki gözler bana çevrilmişti.

Masadakiler bana bakarken Yeonjun hızlı adımlarla kantinden çıkmıştı. "Yeonjun." diye mırıldandığımda Seungmin, Hyunjin ve Changbin'in kaşları anında çatılmıştı. Olduğum yerde hareketlenip sandalyemi masaya çektim ve "Ağlıyordu." diye açıklama yaptım. Seungmin, Hyunjin ve Changbin üçlüsü hızla ayaklanırken adımlarımı kantin çıkışına doğru yönlendirdim.

Üçlü arkamdan gelirken, Yeonjun'un nereye gittiğini kestirmeye çalışıyordum. Hızlıca ilerlediği için sadece kantinden çıktığını görmüştüm. Gerginlikle dudaklarımı dişlediğimde üst kattan hızlıca merdivenleri inen Soobin'i gördüm. Belki görmüştür diye "Soobin!" diye seslendim, bakışları bana döndüğünde nefes nefese kalmış bir şekilde yanıma geldi ve "Jisung." dedi yutkunarak.

Kaşlarımı çatarak ona baktığımda "Yeonjun'u gördün mü?" diye sordum. Anında gözlerini benden kaçırırken hafif bir nefes verip "Hayır." diye mırıldandı zar zor duyabildiğim sesiyle. Seungmin Changbin'in yanından hafifçe Soobin'e doğru yürüdü ve "Eğer yalan söylüyorsan ve Yeonjun senin yüzünden ağlıyorsa çok ciddiyim fena olur." diye söylendi.

Soobin'in kaşları hızlıca çatıldı ve kaçırdığı gözlerini bize döndürdü, şaşkınca "Yeonjun ağlıyor muydu?" diye sordu. Biz başımızı olumlu anlamda salladığımızda yutkundu ve omuzlarını düşürerek başını iki yana salladı. Onun bu anlamsız tavrı kafamı karıştırırken hızlıca arkasını döndü ve adımlarını bahçeye yönlendirdi.

Derin bir nefes alıp ne olduğunu çözmeye çalışacakken aklıma Yeonjun geldi ve dudaklarımı dişleyerek neredeyse koşar adımlarla merdivenleri çıkmaya başladım. Diğerleri de merdivenleri çıkarken Changbin söylendi "Nerde bu çocuk?"

Hyunjin hafifçe güldü ve "Arkadaşlar Yeonjun'u kaybettik arıyoruz arıyoruz bulamıyoruz, nerde bu çocuk? Yorumlarda yazarsanız seviniriz." diye mırıldandı. Çıktığım basamakta durup bakışlarımı ona çevirdiğimde "Ne var ya moraller bozulmasın diye şey yaptım." dedi küçük bir çocuk gibi.

lan top gitti / minsungBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin