Selam!!
Umarım beğenirsiniz, keyifli okumalar!!
****************************
"Seungmin? Hadi bak burdaki herkesten beklerdim ama senden beklemezdim be oğlum!" diye şokla mırıldanan müdüre yandan bir bakış attım.
Hay amına koyayım yine buraya düşmüştük!
Seungmin tam ağzını açıp bir şey diyecekken aniden lafa girdim. "Hocam! O gün sizi bırakan kızdı değil mi?"
Herkesin bakışları bana döndüğünde müdür bayık bir şekilde bana baktı ve homurdandı. "O bir kere olur Jisung."
Tüh be, yememişti bu sefer.
Dudaklarımı dişlerken aklıma gelen şeyle sırıttım, "Minik kelebek, barıştınız mı bari?"
Müdürün bakışları yumuşadığında gülümsedi ve iç çekerek başını salladı mutlulukla. Ardından anlatmaya başladı.
"Jisung ya bir görsen çok tatlı! Sinemaya götürdüm tekrardan, arka koltuk tabii!" lafının üzerine tek gözümü kırptığımda utangaç bir şekilde gülümsedi ve "Ya bakma şöyle! Yine yapıyorsun!" diye mırıldandı.
Gülmemeye çalışarak diğerlerinin şokla bize bakmasını görmezden gelerek yanımdaki Hyunjin'in sırtına uyarı amaçlı vuruyordum. Başını bana çevirdiğinde ise elimle "Git." işareti yaptığımı gördü.
Kaşlarını kaldırıp dudaklarını birbirine bastırdığında yanındakileri dürttü ve yavaş adımlarla geri geri gittiler.
Müdür odağını benden ayırmazken ilgileniyormuş gibi yaptım. "Ee hocam, sonra ne oldu peki?"
Müdür ilgiyle yerinde doğruldu ve gülerek anlattı "Ya şimdi aslında biz ayrıldığımızda ben onu bir adamla görmüştüm ama kuzeniymiş öyle dedi minik kelebeğim! Hallettik tabii o konuları da en son konuştuk barıştık!"
Hafifçe gelen kapı kapanma sesiyle başımı olumlu anlamda salladım. 'Kuzen.' yalanını duyduğumda ise dudaklarımı birbirine bastırdım ve "Hocam valla bir siz akıllanmazsınız bir de ben!" demeden duramadım.
Müdür bana takılmadan mutlu bir şekilde sandalyesini döndürmeye başladığında gülmemek için dudaklarımı ısırdım ve çoktan çıkmış olan arkadaşlarımı hâlâ fark etmemesinin şaşkınlığıyla konuştum "Hocam, çıkabilir miyim?"
Müdür dönmeye devam ederken kısa bir iç çekti ve "Çık Jisung, çık." dedi sevecen bir sesle. Anlaşılan aklı hâlâ 'Minik Kelebek'teydi.
Gülmemeye çalışarak başımı olumlu anlamda salladım ve arkamı dönüp direkt odadan çıktım. Odadan çıktığım gibi bıraktığım kahkahayı duyan arkadaşlarımın gözü bana çevrildi.
Duvara yaslı bir şekilde beni bekleyen dört kişinin yanına gülerek gittiğimde, Changbin bile gülüyordu. Kolumu Changbin'in omzuna attım ve konuştum "Seungmin ne çaktın be kardeşim!"
Seungmin elini göğsüne yerleştirip "Övgüye gerek yok." dediği zaman diğerleri de güldü ve biraz da olsa az önceki olay unutuldu.
Yeonjun cebinden paket çay çıkartıp Seungmin'in önüne serdiğinde konuştu, "Arkadaşlar sırtımıza alalım çocuğu. Baksanıza yürüyemiyor bu taşşaklarla!"
Hyunjin gülüp alkışladıktan sonra kolunu Yeonjun'un omzuna attı ve bir şeyler anlatmaya başladı.
Onlara takılmadan önüme dönecekken koridorda gördüğüm kişiyle adımlarım yavaşladı ve yüzümü bir gülümseme kapladı. Kolunun altına sıkıştırdığı topuyla birlikte yürürken ona doğru yürümeye başladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
lan top gitti / minsung
Fanfictionhiç kimseyi basketbol topuyla oynatmayan Lee Minho, bir ilk yapıp tanımadığı Han Jisung'un oynamasına izin vermişti. not: argo, küfür vb. olacaktır. rahatsız olanlar okumasın. [hyunin, chanmin, changlix, yeonbin, taegyu]
