Yaklaşık 15 aylak.. Nasıl baş edeceğimi bilmiyorum. Edward söylemişti. Tam kafasından vurmalıymışım. Ama hiç uygulamadım ve bunu yapması çok zor. Daha önce insanlardı sonuçta. Cinayet olmaz mı?
Üzerimize doğru geliyorlar. Etrafımız neredeyse sarıldı. Edward beni tellere doğru arkaya itti ve önüme geçti.
--Sadece izle.
Bana bunu söylemesi hoşuma gitti. Çünkü daha onlarla baş edemezdim.
Edward'a doğru bir aylak yaklaştı. Edward elindeki demir çubuğu onun tam alnının ortasına tek hamlede indirdi. Görüntü mide bulandırıcı fakat bunlara alışamazsam yaşayamazmışım. Sam böyle söylüyor.
Ben onlara bakarken arkamdan beni bir şey yakaladı. Hırıltılı sesini duyduğumda çığlık attım. O şey tam da dibimde. Panikle yere düştüm ve aylak tepeme çıktı. Ben onu iterken o bana daha çok yaklaşmaya , ısırmaya çalışıyor. Tam bu anda aylağın kafası delindi ve bir demir çubuk gördüm. O anda Sam beni kurtardı. Üstüm , başım , yüzüm kan içinde kalmıştı. Bu benim kanım değildi ve çok pis kokuyordum.
Sam'in dediğine göre aylaklar genelde insan kokusuna gelirmiş. Onlar görürmüş ama eğer onlar gibi kokup biraz onlara benzersen sana yaklaşmazlarmış. Bu sizce de tuhaf öyle değil mi? Onlar koku da mı alabiliyor?
Aylaklardan sadece 2 tane kaldı. Sam ve Edward çok güçlüler. Edward'ın böyle biri olduğunu bilmezdim. Şimdi hatırlıyorum da onunla sadece bir-iki kez konuştum. Beni bu kadar önemsemesi garip ama güzel.
Aylakların hepsi tamamen öldüğünde -ki bu dediğim biraz garip- Edward ve Sam çok kötü görünüyorlardı. Sam'in üzerindeki mavi kareli gömlek kırmızıya dönmüş ; elleri, yüzü, pantolonu ve geriye kalan her yeri kan ve aylak parçalarıyla doluydu. Edward da pek farklı sayılmaz aslında. Edward bana döndü ve iki kolunu yanlara açarak üzerini gösterdi. Elimi olumsuz işareti yaparak ben de ona gösterdiğimde bana güldü ve:
--'Sen de iğrençsin. Tamam mı?' dedi gülerek.
-Şimdi önce şehre inelim. Şu aylaklar şehirde çoğalmadan tüm malzemeleri toplamalıyız. Ama dikkatli olalım. İnsanlar da nankördür. Yaşamak için bizi bile öldürebilirler.
--Tamam Sam. Alison. Dikkatli olmalısın , tamam mı?
Başımı onaylarcasına salladım ve ekledim.
-Babam avcılık yapardı. Bizim evde bir sürü malzeme var. Lazım olacaktır.
--Evet. Lazım olacak. Size uğradığımızda alalım.
Arabaya doğru yürümeye başladık. Aslında burayla ilgili iyi anılarım vardı. Babamla bir kere geyik avına gelmiştik bu ormana. O gün babam bana avcılık yapmayı öğretiyordu. Bir geyik görmüştük ve babam tüfeği ona doğru doğrultmamı söyledi. Doğrulttum fakat vuramadım. O çok güzeldi. Vuramayacağımı söylediğimde babam gülümseyerek başını salladı ve o geyiği vurmadık.
Arabaya sadece 3 dakikalık yol kalmıştı. Etrafta aylaklar vardı ama biz onlardan daha hızlıydık. Aylaklar bizi görür görmez üzerimize doğru koşarak geliyorlardı. Sam ve Edward beni koruyorlardı. Ama ben bu aylakların nereden ortaya çıktığını öğrenmek istiyordum. Bunu araştırmam gerekecek...
x-x-x-MERAKLI-x-x-x
Ormanda ilerlemeye devam ediyoruz. Aylaklar pek ortalıkta görünmüyor. Onların neden burada olduklarını,nasıl oluştuklarını bilmek istiyorum.
Arabayı görebiliyorum. Arabaya doğru hızla koşuyoruz. Geldiğimizde, arabanın anahtarının nerede olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yok. Sam arabanın camını kırdı. Kapıyı açtı ve hızlıca arabaya geçtik. Aylaklar bizim sesimizi duymuş olacaklar ki bize doğru yöneldiler.
-Sam hızlı ol!
-Deniyorum!
Sam arabayı çalıştırmaya çalışırken aylaklar arabanın camına bir bir yapışıyorlar. Sıçrayarak Edward 'ın yanına yaklaşıyorum. Bana sıkıca sarılıyor ve korkmamamı, beni asla bırakmayacağını söylüyor. O yanımdayken kendimi güvende hissediyordum. Ona baktım ve yavaşça gülümsedim.
-Gidiyoruz.
Sam gülerek bunu söylediğinde rahatladım ve Edward'ın kollarından kendimi ayırdım. Arka koltukta oturuyorduk. Aylakların bazılarını ezerek o ortamdan hızla uzaklaştık. Arabanın hala çalıştığına inanamıyorum.
● Edward'dan ●
Arabayı çalıştırdık ve ilerliyoruz. Onun bunları yaşamasını istemezdim. O yola bakıyordu, bense ona bakıyorum. Korktuğunu görebiliyorum ama onun korkmaması için elimden geleni yapacağım. Onu seviyorum. O gün, onu yerde gördüğümde saldırıya uğradığını düşünmüştüm ve çok korkmuştum. Carel'a çok bağlıydı ve ölmesi onu çok üzmüş olmalı... Ama güçlü bir kız..
-- Sam, ilk sokaktan sola dönmelisin. Bizim ev orada. Karşısında da bir AVM var. İhtiyaçlarımızı da oradan karşılayabiliriz.
-Tamamdır. Öyle yapalım.
Alison ve Sam konuşurlarken ben kafamı cama yaslamış, dışarıyı gözetliyordum. Etrafta kimse yoktu ve bu biraz garipti. Fakat Jack Amca (Alison'un babası) güçlüydü. Avcılık yapardı. Aylakların o eve girmesi imkansızdı. Bu fikirdeydim. Böyle olmalı..
--İşte burası!
Alison çok heyecanlı görünüyordu. Hızla arabadan aşağı indi. Arkasından ben de çıktım ve onun evine doğru ilerledik. Alison kapıya doğru koşmaya başladı. Arkasından bağırdım.
-Alison bekle!
-Anne!? Baba!? Lütfen, cevap verin!
Alison kapıya yaklaştı ve zile bastı. Fakat zil çalışmıyordu. Alison korkmaya başlamıştı. Yanına gittim ve kapıya yaklaştım. Alison'u geriye doğru yavaşça ittim ve kapıyı kırmaya hazırlandım. Gerildim ve kapıya bir hışımla tekme attım. Kapı açıldı ve içeriye doğru ilerledim. Alison içeriye daldı ve salonda durdu. Duvara bakıyordu.
-Burada değiller. Edward, burada yoklar! Gitmişler!
-Hey, hey. Sakin ol bakalım Alison! Eminim ki buralardadırlar.
-Hayır! Gitmişler. Babam asla onu almadan bir yere gitmez.
Duvara doğru işaret ediyordu. Duvarda karşılıklı çakılmış iki tane çivi vardı. Ama duvar boştu. Birşey yoktu.
-Dedemden kalma bir av tüfeği vardı. Her evden çıktığında yanında götürürdü. Demek ki dışarıdalar! Onları bulmalıyız. Sam! Edward! Lütfen?
Ağlayarak konuşuyordu. Onu anlayabiliyordum. Yanına gittim ve onu yerden kaldırdım.
-Merak etme. Onları bulacağız. Ama şimdi malzeme toplamalıyız. Yoksa yaşayamayız. Sende eşyalarını al. Biz Sam'la depoya bakalım. Av malzemeleri orada, değil mi?
-Evet,orada.
Alison merdivenlerden yukarı çıktı. Bizde depoya yöneldik. Merdivenlerden aşağı indik ve depo kapısını açtık. Depo gerçekten büyüktü. Ve her yerde silah ve buna benzer aletler vardı. Aman Tanrım! Meğer Jack Amca'nın bir cephanesi varmış da haberimiz yokmuş!?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
FISILTI
FantasyÖlümsüzlüğe inanır mısın? Öldükten sonra tekrar dirilmeye? Bazen hayat acımasız olabiliyor. Yeni türlerle karşılaşabilirsin. İstemeden yeni arkadaşlıklar kurabilirsin. KORKMA! Onlar da İNSAN sayılır... Bu hikaye kafanızı karıştıracak. Artık dünya ma...
