"Ya Mako saçmalama!" Elimdeki yastığı Makbule'nin kafasına tam olarak isabet ettirmemle sırıttım. Makbule'ye geçen olanları daha yeni anlatabilme fırsatım olmuştu. Tepkileri biz kürekle denize açılmadan öncesine kadar gayet normaldı fakat kürek maceramızı anlatmaya başladığım an Güliz ablaya bağlamıştı. Bizi shiplemeye başlamış tekrar görüşmem için iki saattir kafamı ütülerken bunun nasıl gerçekleşeceği gibi bir soru yöneltmiştim. Gron'a ya da çalıştığı spor salonuna gitmeliymişim, Winka çok belli olurmuş.
"Ayrıca.." kendimi kanepeye doğru atarken işaret parmağımı Makbule'ye çevirdim. "Ben neden peşinden koşayım? O koşsun. Beğendiyse tabii."
Sonlara doğru sesim hafiften kısılmıştı. Beni beğenmiyor olma ihtimaline ne kadar çıldırdığımı bilmeseniz de olur. Makbule sitemkar bir şekilde kafasını sallayarak cıkladı. "Kızım çocuk Yunan heykeli gibi daha ne istiyorsun Allahtan belanı mı?"
Kafamı geriye doğru atıp derin bir şekilde nefes aldım. Harbiden de öyleydi. Denize açıldığımız gün saatin nasıl geçtiğini anlamamıştık ve gece yarısında dönmüştük. Fazlasıyla üşümüş olmamdan dolayı omzuma ceketini bırakmıştı. Gider ayak ceketine de çökmemezlik yapmamıştım. Arabayla beni bıraktığında tekrar sarılmıştık ve tekrar etkilenmeme engel olamamıştım. Aramızda bir çekim vardı. Ona doğru kendimi çekilmiş gibi hissetmiştim o gece.
"O yazmaz bende yazmam ve bu şekilde bu olay biter Makbule fazla heveslenme. Zaten Barış yeterince her şeyden soğuttu yeni bir şeylere hazır hissetmiyorum."
Makbule ellerini pes eder gibi havaya kaldırıp kafasını yana yatırdı. "Pekala öyle olsun ama görürsün böyle olmayacak."
Omzumu silkerek aklıma gelen şeyle birlikte sırıtmaya başladım. Makbule sorgulayan gözlerle bana bakarken ayağa kalktım ve hızla Makbule'nin yanına gidip ayağa kaldırdım.
"Felekten bir geceye hazır mısın Mako?"
————
Ogeday
Yüksek sesli müzikle buluşmamızla beraber yüzümü buruşturdum. Ortamdaki loş ışık etrafı zor görmemizi sağlarken İhsan elini göğsüme vurarak beni içeri doğru sürüklemeye başladı.
"Kardeşim biraz gülsen mi acaba?"
Gece kulüplerinden pek hoşlanmadığımı çok iyi bilse de monoton bir şekilde hayatımı devam ettirdiğimi düşündüğü için zorla buraya getirmişti. Bu konuda haklı olabilirdi. Ders çıkışı eve gidip bilgisayar oyunu oynayacağımı söylediğimde bir anda İhsan bu duruma ters çıkmış ve kendimi burada bulmuştum. Bu gecenin sonunu çok iyi biliyordum. İhsan gördüğü kızlardan biriyle takılmaya başlayacak ve tek başıma içerken yanıma gelen bir çok kızı yanımdan göndermek için uğraşacaktım.
"Sana yarım saat veriyorum bir kız görüp beni göt gibi ortada bırakman için." diye homurdandım barmenin yanına ilerlerken. Sesli bir kahkaha attığında sinirimi bozduğunu belirtmek adına ona doğru çevirdim bakışlarımı.
"Kardeşim gözüme birini kestiremedim daha ben kırk beş dakika veriyorum." dedi kendinden emin bir tavırla. "Ayrıca sana da lazım kurudun oğlum. Melisa'dan ayrılalı iki ay oluyor farkında mısın?"
Omzumu silkerek elimi kaldırdım ve barmeni çağırdım. "Viski alalım biz."
Dirseklerimi masaya yaslayarak vücudumu arkaya doğru çevirdim ve etrafa göz atmaya başladım. Herkes kafayı bulmuş bir şekilde dip dibe dans ediyordu.
"Melisa'yla olmayacağı belliydi ve biriyle sırf olmak için olmadığımı çok iyi biliyorsun."
"Bazen seksen yaşında biri gibi konuşuyorsun. Etrafında binlerce kız var ve geri çeviriyorsun. Değişik herifsin."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
japon // ognis
Romancethis is our place, we make the rules and there's a dazzling haze and mysterious way about you dear have I known you twenty seconds or twenty years?
