"San bugün çıkışta birşeyler mi yapsak?"
Wooyoung bakışlarını San'a çevirip bir cevap beklemeye başladığında yanına gelen genç ile kaşlarını çattı.
"San-ah biraz konuşabilir miyiz?"
San bakışlarını ona seslenen Soobin'e çevirdiğinde Soobin boğazını temizleyerek "yalnız." Dediğinde San başını sallayarak tam kalkacakken Wooyoung kolundan tuttu.
"Burada konuşabilirsiniz."
Wooyoung delici bakışlarla Soobin'e bakarken Soobin San'a bakıyordu.
"Özel bir mesele."
San birkaç saniye sonra ayağa kalktıktan sonra Wooyoung'a baktı.
"Birazdan gelirim."
San Soobin ile uzaklaşırken, Wooyoung arkalarından birbirlerine değen omuzlarına bakarak yumruklarını sıkmıştı. San'a olan bu takıntılı hisleri gün geçtikçe çoğalıyordu sanki. zararlıydı bu sevgisi. Kendisine, diğer arkadaşlarına.. bir tek San'a zarar vermiyordu.
Henüz.
Yinede durduramıyordu işte kendini. Sevdiği adama yanlışlıkla bile bakanların gözlerini çıkartmak istemesini, ona dokunan parmakları tek tek yerinden kopartma hayallerini durduramıyordu. Hatta öyle ki, onun tenini okşayan rüzgarı bile kesmek istiyordu.
Sadece o sevsin.
Sadece o baksın.
Sadece o dokunsun.Bu sırada San, Soobin'le ağaçlık kuytu bir yere gelmiş konuşmasını bekliyordu. Genç adam biraz gergin gibiydi sanki, bir türlü giremiyordu konuya.
"Hadi Soobin, ne söyleyeceksen söyle artık. Niye geldik buraya?"
Soobin derin bir nefes alıp kısık çıkan sesiyle sordu.
"Onunla aranızda birşey mi var San?"
San kaşlarını çattı.
"Kiminle, Wooyoung'la mı?"
Soobin kafasını salladı yanlızca. Gördüklerini nasıl anlatacağını düşünüyordu arkadaşına.
"Değer verdiğim biri. Beni hiç yanlız bırakmıyor, sürekli ilgileniyor benimle. Ama ilişki olarak soruyorsan öyle birşey yok aramızda."
En azından şimdilik diye geçirdi içinden.
Soobin aldığı cevaptan sonra daha fazla uzatmamak için direkt konuya girdi.
"O iyi biri değil San. Gerçekten. O çok tehlikeli biri, dikkatli ol."
San iyice çattı kaşlarını. Daha Wooyoung'u tanımadan nasıl böyle konusabilirdi ki? O çok kibar biriydi.
"Anlamıyorum Soobin daha açık konuş."
Soobin son kez derin bir nefes aldı.
"Onu gördüm. Hiç acımadan vuruyordu San, ölüp ölmemesi umurunda değildi sanki... Öyle sinirli görünüyordu ki..."
Gözleri dolmuş, dehşet içinde konuşan arkadaşına büyük bir afallamayla baktı San. Neyden bahsediyordu bu çocuk? Wooyoung mu yapmıştı bunları?
"N-neyden bahsediyorsun sen?"
Soobin sanki onu duymuyor gibiydi. Gözleri uzakta bir yere dalmış, o anı tekrar yaşıyordu. Uzun bir süre ikisi de konuşmadı. Soobin o anları tekrar tekrar yaşarken, San duyduklarını sindirmeye çalışıyordu.
Soobin kendine geldiğinde hızlıca kolunu tuttu San'ın.
"Kaç ondan San, nolur uzak dur ondan!"
San şaşkınlığını atlattıktan sonra tutamadığı öfkesiyle konuştu.
"Soobin ne saçmalıyorsun! tutturmuşsun uzak dur uzak dur, ne söylediğini sen bile bilmiyorsun. tehlikeli biri diyorsun, birini dövdü diyorsun ama kim söylemiyorsun. Üstelik onu daha tanımadan nasıl bu kadar kesin konuşabilirsin. Ya şimdi açık açık anlatırsın, ya da ben onun yanına gidiyorum."
Soobin San'ın kesin çıkan sesiyle dondu kaldı. Aralarında birşey olmadığını söylese bile ona karşı boş olmadığını anladı. Henüz San bile farkında değilken, Soobin onun Wooyoung'u korurken nasıl emin konuştuğundan, duyduklarını kabul etmeyip öfkelenerek o adamı savunmasından anlamıştı bunu. Yenilmişlikle omuzlarını düşürdü.
Arkadaşı çoktan o adamın etkisine girmişti bile...
San Soobin'in sessizliğine daha fazla katlanmak istemediği için arkasını dönüp bir adım atmıştı ki, Soobin'in sessiz fısıltısını duydu.
"Hongjoong'u dövdü... Hem de öldüresiye kadar..."
...
Umarım beğenirsiniz 💕
15.09.23
