✨✨💕🍀
Bu bölümde biraz Asil ve Meyra
Biraz Barlas var, birkaç bölüm Barlas'ın bakış açısından neler düşündüğünü okumamıştık. Burda öğrenelim bakalım..
Keyifli okumalar
......... Asil ve Meyra
Meyra ' ya nasıl affettirecektim kendimi, nasıl dedim o lafları nasıl kırıldı bana ay parçam, ömrüm ya beni hiç affetmezse, eşşekliğime doymayım.
İş yerinde öylece boş boş evraklarla bakıyordum odaklanamıyorum. Masamın üstüne konan bir kupa kahve ile kafamı kaldırım.
" al abi, biraz toparlan artık" dedi Mert
" bana kızgın değil misin?"
" benim kızgın olmam çok önemli değil abi ne oldu bilmiyorum Meyra da Adel de bişey anlatmadı, ama olan şeyin iyi birşey olmadığı belli ben Meyra'yı hiç böyle görmemiştim"
" Mert neler dedim, nasıl kırdım benim bile dilim varmıyor anlatmaya ozaman nasıl dedim inan bilmiyorum öfkemin kurbanı oldum resmen, onu kaybetmek istemiyorum anlıyor musun?"
"kaybetme o zaman, ben anlamam bilirsin gönül işlerinden ama size bakınca imkansız dava çözülür ama bu gönül işleri çözülmez" dedi Mert hafifçe gülerek
Bende biraz gülümsedim. İnşallah sende seni mutlu edecek biriyle karşılaşırsın Mert inşallah.
"Hadi kalk git iş yerine ayrılma kapısından seni affedecek ama biraz zaman alır"
" doğru diyorsun isterse bir ömür sürsün Mert asla Meyra'dan vazgeçmem" diyip iş yerine gitmek için ayrıldım ofisden, beni dinleyene kadar da gerekirse hergün gideceğim
Nihayet iş yerinin önüne gelmiştim çıkış saatine az kalmıştı. Arabada beklemeye başladım, çıkış saatinin üzerinden bir saat geçmişti ama orta yoktu Meyra bir sorun mu var acaba diye düşünmeden edemiyordum. Bir saat daha bekledim sonunda çıktı.
Arabadan inip yanına gitmeye başladım, beni görünce durdu hiçbirşey demeden yanımdan geçip gidiyordu. Arkasından
" Meyra geç çıktın işten bir sorun yok değil mi?" dedim. Arkası bana dönüktü bir yüzüme baksa gözlerine hasret kaldığım, birkaç saniye sonra döndü
"kıyamadığım patronum ile vakit geçirmek için mesaiye kaldım."dedi yürümeye başladı. Hemen koşup karşısına geçtim
" Meyra lütfen yapma böyle" tam kollarımı onu sarmak için uzatacaktım
"dokunma bana, sakın Asil" dokunmadan nasıl dururum sana seninle nefes alırken
"ne desen ne yapsan haklısın bağır, çağır, yak, yık ama sensiz bırakma beni"
" Asil aklıma geldikçe deli oluyorum, benim sevdiğim adam aşık olduğum adam nasıl böyle düşünür, unutamıyorum anladın mı? Seni gördükçe söylediklerin kulaklarımda yankılanıyor"
"seni bilerek kırarmıyım hiç? Meyram, sen benimsin ben seninle yaşadığımı hissediyorum. Ne kadar özür dilesem azdır"
"kalbim acıyor Asil, o kadar kırdın ki beni sinirim geçebilir kızgınlığım geçebilir peki kırgınlığım ne olacak"
"Söz hepsinin geçmesi için herşeyi yapacağım aşkım"
Derin bir nefes alıp sakince konuşmaya başladı. " bana biraz zaman ver ne olur"
"gerçekten mi?" diye günler sonra ilk kez içten gülümsemiştim.
"Evet Asil, şimdi müsadenle"
"ben bırakayım seni"
"birkaç saniye önce ne konuştuk"
"Tamam tamam, seni çok ama çok seviyorum ver herzaman seveceğim bunu asla unutma"
Hiçbirşey demeden gitti. Nasıl üzdüm ben bu kızı ah Asil ah çek cezanı, gerçi Meyra'dan gelen herşeyi seviyorum. Birgün affedecek biliyorum süründürecek ama olsun. Sonunda gelsin de bana nasıl olursa olsun.
Hadi bakalım sende eve Asil efendi, oh be birazda olsa rahatladım, barışsın tam rahatlayacam. Arabama binip eve doğru yol almaya başladım.
........ (Barlas)
Yiğit'i elinde çiçeklerle görünce çok şaşırmıştım. Beni asıl şaşırtan Adel 'in ona ismiyle hitap etmesi, ne ara bu kadar samimi oldular birde bunun üstüne geçen akşam Adel' lerde misafirdim demez mi. Sinirlenmemek ne mümkün. Sakin olmalıyım diye diye kendimi tutuyordum.
Kağan yurt dışına çıkmıştı, iki üç güne bir ararıyor ne oldu diye sorup duruyordu.Herşey iyi olabilirdi şu Yiğit olmasa var bu adam da Adel 'e birşeyler bakışlarından belli
Ah Adel ah bunun bile farkında değil, nasılda masum, yalansız bir kız benim tam aksime. Ela' dan sonra tüm kadınlardan nefret eder olmuştum, her söz her davranış yalan geliyordu. Ela'ya aşık değildim, sevmiştim güvenmiştim ama o meğerse sadece benim paramı gücümü sevmiş. Ogün onun o konuşmasını duymasaydım yalan bir hayatı yaşıyor olmaya devam edecektim.
Şimdi ise Adel'i tanıdıkça, onunla bişeyler paylaştıkça ne kadar farklı olduğunu anlamıştım. Bana çok daha iyi geliyordu. Huzurluydum yanında, Yiğit ile akşam için konuşuyorlardı. Yok yok bu kız beni delirtecek. Kendimi onlara hatırlattıkdan sonra benide davet etti.
Hemen kabul ettim yiğitle tek başına olduğunu düşünmek beni yeterince geriyordu.
Akşam olup gittiğimde Yiğit benden önce gelmişti, Adel in sevdiği meyveli pastadan almıştım ona nasılda mutlu oldu. Bir süre sonra Yiğit gelen telefonla yanımızdan ayrıldı.
Adel'e ondan uzat durmasını söyledim. Artık tutamıyordum kendimi biraz tartıştık en son kulağına "kıskanıyorum yapma" dememle dondu kaldı. Nasıl tatlı, ne diyorum ya ben, sonra Asil ve Meyra nın tartışmasına şahit olmuştum.
Bir süre sonra çıkmıştım evden,biran önce eve gitmek istiyordum. Eve girince Kendimi salonda ki koltuğa bıraktığım gibi uyuyakalmışım, birden bir üşüme ile kalktım. Kalkıp odama geçtim. Ertesi gün bir halsizlik ile uyandım sanırım koltukta üşüttüm pencereler açıktı. İki gün evde halsizce uyudum, Berra da yurt dışına gitmişti babam çağırmıştı.
Hafta başı işe hiç gidecek halim yoktu. Dinleneyim derken daha kötü olmuştum. Bir ara telefonum çaldı arayanı görünce şaşırmıştım. Adel arıyordu. Hasta olduğumu ve gelemeyeceğimi söyledim. Ara ara ateşim de çıkıyordu. Geri uzanmaya başladım.
Öğleden sonra kapım çalmaya başladı. Allah Allah kim gelir ki bu saatte zar zor ayağa kalkıp indim aşağı kapıyı açmaya, açmamla karşımda Adel 'i görmem bir oldu, nasıl yani burda benim evimde
Şaşkınlıktan içeri davet etmeyi unutmuştum, kendisi dedi "girebilir miyim diye" içeri davet ettim, beni merak etmişti. Bana hemen çorba yapacağını ve ilaç vereceğini söyledi odama gönderdi. Bir süre sonra çorba ile geri döndü, yedim ilaçlarımı aldım. Dinlenmemi söyledi kendisi aşağıda olacaktı akşam bana bişeyler hazırlayıp gideceğini söyledi.
Odadan çıkınca ilaçların etkisi ile uykuya daldım. Ne kadar uyudum bilmiyorum ama alnıma değen yumuşaklıkla gözleri mi açtım. Ve üstüme doğru eğilmiş bir adet Adel gördüm. Geri çekildiğinde oda şaşkındı uyuduğumu düşünüyordu demekki birden ateş ölçer bulamadığını söyledi ateşimi bu şekilde ölçtüğünü söyledi ve hemen arkasını dönüp gitmeye kalktı.
Adını söylememle durdu. Bende yataktan kalktım ve yanına gittim.ona sarıldım nasılda güzel kokuyor nasıl, gitsin istemiyorum, gitmemesini söyledim onu özlediğimi söyledim. Hareket etmiyordu. Kendime çevirdim onu gözlerime bakamıyorum. Başını kaldırıp bana bakmasını sağladım öpmemek için zor tutuyordum kendimi
Çok yaklaşmıştım yüzüne, onu hayatımda istediğimi söyledim ve dudağının kenarından öptüm. Durdum cevap bekliyordum. Birden parmakları üzerinde yükselip yanağımdan öptü, hayatımı değiştirecek o cümleyi kurdu ve bana ilk kez Barlas dedi.
İsmimi onun ağzından duymak, beni kabul etmesi herşey hayal gibi bu hastalık Adel 'i bana getirmişti. Ve benim ondan gitmeye niyetim yok....
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Pinokyo Patronum
Literatura Feminina... "Eee Adel Barlas bey ile çalışmak nasıl gidiyor." "Off offf hiç hatırlatmayın Işıl hanım ya Adam tam bir Pinokyo hem sahte hem yalancı, bir tek farkla yalan söyleyince pinokyo'nun burnu uzar ya hah bunun da kibarca söylüyorum poposu kalkıyor." ...
