2 Yıl Sonra

558 20 34
                                        

⏳⌛💕🍀

Keyifli okumalar

Zaman su misali akar derler. Ne doğru bir söz Fransa 'ya geleli iki yıl olmuştu. Buraya yerleştikden birkaç ay sonra Yiğit ile evlenmiştik. Artık Adel Demir olmuştum. Tabiki bizimkiler küçük çaplı bir şok yaşamışlardı.

Bu süre zarfında barlas beni bulamadı. Rengin hanım' ın dediği gibi " sen istemediğin sürece seni kimse bulamaz" ve öylede oldu. Beni deli gibi aradığını duyuyordum bizimkilerden.

İki yıl boyunca bıkmadan usanmadan aradı beni. Onu affetmedim, ama artık daha iyiydim. Seanslarıma bir süre burada devam ettim. Rengin hanım'ın yönlerdirmesi ile Algül hanım yeni doktorum oldu. Doktorum çok nadir de olsa atak geçirebileceğimi söyledi.

Yaram kapanmadı ama kabuk bağladı. Yiğit ah Yiğit en büyük destekçim oldu. Her zaman korudu kolladı beni, üstüme titredi. Her zaman saygılı ve sevgi doluydu bana karşı.

Hergün abim ve Meyra ile konuşuyorduk,bir kızları olmuştu ismini "ahenk" koydular. Birbuçuk yaşını biraz geçmişti.

Baver abi ve mert aynı bekar takılmaya devam, ha bide ahenk'i paylaşamıyorlar. Biri diyor amca biri diyor dayı desin ilk. Onunla ilgilenmeyi çok seviyorlar Meyra herzaman böyle destekçileri olduğu için çok şanslı olduğunu söylerdi.

Berra ise bir türlü söyleyememişti duygularını, Mert'den öğrendiğime göre bir süre sonra toprağın yanında başka birini görünce Berra tamamen bırakmıştı ama onu sevmekten vazgeçmemişti. Mert'den de ayrıldım demişti bir süre sonra. Kıyamıyorum öyle masum seviyor ki. Keşke Mert'i hiç bulaştırmasaydım derdi ama olan olmuştu.

Kağan ve Ela ise o günden sonra hiç görülmemişlerdi. Herşeyi yerle bir edip ortadan kaybolmak tam onlara göreydi. Ela'nın sözleri hala aklımdaydı çıkmıyordu bir türlü bazen rüyalarımda görürdüm. Gerçi ozaman rüya değil kabus oluyordu.

Fransa'daki şirkettin devrinden sonra Yiğit burda çok çalıştı bende ona destek oldum biraz daha toparlanıp çalışmaya başladım o ise bana tüm yetkileri verdi. Çok ama çok başarılı bir mimar olarak işimi yapmaya devam ettim. Yiğit ise Türkiye 'deki şirketle bağını koparmadı ve çok başarılı işlere imza attılar.

Artık dönmemizin vakti geliyordu. Yiğit bunu istemiyordu. Er yada geç Barlas' la karşılaşacaktık. Hemde evli bir çift olarak. Şirket ortaklığı devam ettiğinden mecbur cemiyet toplantılarında bir araya gelecektik. Korkuyordu ve istemiyordu. Yeni bir atakdan korkuyordu. Ne kadar konuşsam da ikna olmadı. Olması gerekiyordu. Nereye kadar kaçacaktık.

İşleri bitirmiş eve dönüyordum. Çok güzel bir mahallede oturuyorduk çoğunluğu Türk 'lerden oluşuyordu. Eve girdiğimde yine mutfaktan harika kokular geliyordu.

" hoşgeldin Adel" dedi. Melodi, melodi bana bu iki sene boyunca çok ama çok yardımcı olmuştu resmen eliö ayağım olmuştu. Çok güzel bir genç kızdı. Erasmus ile burda üniversite okuyordu okulun bitmesine ise çok az kalmıştı. Sarışın, renkli gözleri vardı koca koca, çok tatlı bir kızdı. İlk zamanlar" Adel hanım" derdi zorla "Adel" dedirtmiştim.

" hoşbuldum, nasılsın günün nasıl geçti yoruldun dimi? Bide üstüne yemek yapıyorsun"

" yorulmadım bu bir, zevkle yapıyorum bu iki" dedi gülümseyerek

" Hadi bir kahve yap Yiğit gelmeden konuşalım seninle olur mu? Yukarı çıkıp geliyorum"

"tabii hemen yapıp geliyorum"

Aşağıya indiğimde kahveleri yapmış salonda beni bekliyordu.

"eline sağlık canım, okul nasıl gidiyor melodi son sınavlar nasıl geçti"

Pinokyo Patronum Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin