6; when the stars shine bright

133 28 16
                                    

sevgili sevgilim

şu an sevgiline çok kızgınım ve elimde olsa bir kaşık suda boğmak istiyorum.

şimdi senin evindeyiz, senin yatağındayız sevgilim ama bu şekilde birlikte uzanmayı hiçbir zaman istememiştim.

hyejin'in saçma tripleri yüzünden yine kavgalısınız ama bu seferki normalde ettiğiniz kavgalardan farklı. çok detay vermedin canın yandığı için ama evine geldiğimde her şey açık açık görünüyordu.

yaklaşık üç saat önce ağlayarak beni aradın sevgilim.

choi soobin ekranına bakarak kaşlarını çattı. öldürmeye çalıştığı canavarı bir türlü öldüremiyordu ve sinir bozucu olmaya başlıyordu. belki de oyundaki yüksek seviye arkadaşlarından yardım istemeliydi.

aniden telefonun ekranı değişti ve arama ekranı belirdi karşısında.

YEONJUN ARIYOR...

soobin'in gözleri endişeyle saate gitti. 03:26. yeonjun'un şu anda dokuzuncu rüyasını görüyor olması lazımdı.

"alo?"

"soobin-ah"

karşıdan gelen titreyen sesle donakaldı choi soobin.

"soobin-ah.."

bir şey diyemedi soobin, zihni aynı anda binlerce senaryo yazıyordu. canından can gidiyordu ahizeden gelen her hıçkırıkla.

"b-buraya gelebilir misin?"

yeonjun cümlesini bitirmeden soobin kalkmış ve montunu giymeye başlamıştı.

"ne oldu? iyi misin? yeonjun-ah"

karşıdan yalnızca yeonjun'un ağlayışı duyuluyordu. soobin sağanak yağmurun altında panikten aklını kaybetmemek için son kez Tanrı'ya dua etti.

"choi yeonjun!"

yeonjun cevap vermeden gürültülü bir sesle kapandı. soobin delirmek üzereydi. aradaki üç sokağı koşarak gitti, çamurlu zeminde bir kaç kez yere düştü. eli kanıyordu ama fark edemedi.

yeonjun'un evinin ziline basarken dua ediyordu.

'lütfen Tanrım, lütfen ona yardım et.'

kapı açıldı. yeonjun'un ağlamaktan gözleri şişmişti, ısırdığı dudakları kanıyordu. üstündeki bol tişört yer yer kırışık ve lekeliydi, yanağındaki tokat izi kendini gösteriyordu. çok sevdiği ve özendiği saçları dağılmıştı. gözlerinde hüzünün en derin tonlarıyla soobin'e bakıyordu aşık olduğu oğlan.

soobin hızla kapıyı kapatıp oğlanı kollarına çekti. yeonjun ise daha fazla tutamayacakmış gibi yere çöktü ve bağırarak ağlamaya başladı arkadaşının omzunda.

"soobin, çok canım yanıyor! o- o gitti. arkasına bakmadan gitti soobin!"

elinden kendi gözyaşlarını ölesiye tutmaktan başka bir şey gelmiyordu soobin'in.

"ne yapacağım ben?" hıçkırıyordu yeonjun, nefesi yetmiyordu kırılan kalbine.

bir saat boyunca orada, kapının önünde yerde ağladılar, yalnızca sarıldılar. yeonjun içindeki tüm zehri gözyaşları halinde akıttı soobin'in boynuna, o ise sadece sessizce saçlarını okşadı sevdiği çocuğun.

a letter for you | yeonbin ✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin