Bebekler naber?
Bölüme başlama tarihim: 27.03.2023
Şimdi çok konuşmayalım bölüm sonunda görüşürüz.
İyi okumalar dilerim.
~~Sanay
Kalkalı yaklaşık yarım saat olmuştu. Dün öğrendiğim kadarıyla malzemeleri almış kahvaltı hazırlamıştım. Masaya şöyle bir göz attım. Domates, salatalık, ekmek, zeytin ve içecek olarak ta su. Birde haşlanmaya bırakılmış iki yumurta. Yumurtaları almadan önce Aysal'ı uyandırmak üzere yatak odasına doğru yöneldim. Dün gece olanlardan sonra uyandırmak istemedim ama daha fazla da oyalanamazdık. Çoktan öğlen olmuştu ve Aysal dün ninesinin bizi çağırdığını söylemişti. Sanırım eğitimlere başlamam gerekiyormuş. Olaylar çok hızlı gelişiyordu ve hızına yetişmeye çalışmaktan kafam allak bullak olmuştu. Geldiğim yeri ve geride bıraktığım arkadaşımı düşünmemeye çalışıyorum. Eğer düşünürsem tamamen dağılırım ama benim şu an güçlü kalmam gerekiyor. Eğer buraya geldiysem buraya uyum sağlamak zorundayım. Çünkü en az bir ay buradayım. Bu yüzden buraya alışmam benim için en iyisi olur. Düşüncelerimi susturup bir karara vardığımda yatak odasına gelmiştim bile. Odaya girdiğimde boş ve dağınık bir yatak ile karşılaştım. Ardından banyo kapısının açılmasıyla Aysal'ın çoktan uyandığını anlamıştım.
"Günaydın Aysal." neşeli bir şekilde ona seslendiğimde gülerek "Sana da günaydın Sanay. Bakıyorum da bugün erkencisin." dedi alayla dün sabahı kastederek. Bende gülümsedim ama sonra birden gülümsememi söndürdüm. Benim bu tepkime şaşıran Aysal "Sanay ne oldu yanlış bir şey mi söyledim yoksa?" diye sordu. Sesinde hafif bir tedirginlik sezmiştim muhtemelen beni üzdüğünü düşünmüştü. Kafamı olumlu anlamda sallayarak ciddi bir şekilde "Biraz daha yaklaşır mısın?" diye sordum. Dediğime anlam veremese de yavaşça yanıma yaklaştı. Ben de dikkatli ve ciddi bir şekilde yüzünü incelemeye başladım.
"Haklıymışım. Hem de çok haklıymışım." diye mırıldandım sessizce. "Neyde haklıymışsın söylesene Sanay." derin bir nefes vererek yavaşça geri çekildim.
"Madem bu kadar merak ettin. Yaklaş." dedim ve kulağına doğru fısıldayarak "Şunda haklıymışım." dedim. Hafifçe geriye çekildim ve daha yüksek bir sesle "Sen tam bir çirkin ördek yavrususun!" gülerek geriye çekildim. Aysal ilk başta aniden yükselen ses tonum yüzünden irkilse de ardından "Kraliçe Aysar adına ben de ciddi bir şey söyleyecek sanmıştım. Sanay ya alacağın olsun kalbime indirdin. Seni üzdüm diye çok korkmuştum." diyerek beni ufaktan azarladı fakat ben "Ne yani sen şimdi çirkin ördek yavrusuna benzemenin ciddi bir şey olmadığını mı söylüyorsun?" diye sorunca dayanamadı ve o da gülmeye başladı. "Tamam kabul ediyorum bu çok ciddi bir şey." ifadesini ciddi tutmaya çalışsa da başaramayıp gülmeye devam etti. Bu kez kendimi ilk toparlayan ben olmuştum. "Artık uyandığına göre gidip kahvaltı edelim. Yeşil yumurta yemek istemiyorum." diyerek odadan çıktım. Aysal da yatağı toplayıp öyle geleceğini söyledi. O geldiğinde ben yumurtaları soyup tabaklara koymuştum bile. "Ellerine sağlık. Eğer misafir olsaydın neden yaptın beni uyandırsaydın ya der, yalandan utanırdım ama misafir olmadığına göre hazır kahvaltının tadını çıkarabilirim." diye sırıtarak masaya oturdu. "Bence de öyle yapmalısın. Hatta en kısa zamanda iş bölümü yapmalıyız burada uzun süre kalacağım gibi duruyor bu da misafirliği ortadan kaldır. Hem ben de kendimi böyle daha rahat hissederim." Dedim ve salataya bandığım koca bir dilim ekmeği Aysal'ın ağzına tıktım. Benim bu hareketimden sonra güle şakalaşa kahvaltı etmeye koyulduk.
&
"Şimdi terziye gidiyoruz. Burada kalacağın kesinleştiğine göre sana kıyafet diktirmemiz gerek. Ardından pazara uğrayalım çünkü evde neredeyse hiçbir şey kalmadı." Aysal'ın bu uzun soluklu cümlesine cevaben sadece kafa salladım. Kahvaltıdan sonra hazırlanıp Bilgen Ninenin yanına gitmiştik lakin son anda gelen bir hastayla benim eğitim işini akşama ertelemek durumunda kaldık. Şimdi ise çarşıya doğru yürüyoruz. Ama lütfen biri bana bunu neden öğlen sıcağında güneş tam tepedeyken yaptığımızı söyleyebilir mi? Üzerimdeki incecik bir kumaştan yapılma beyaz bir şort üstümde ise yine aynı kumaştan ama açık mavi askılı bir bluz vardı. Aysal ise aynı kumaştan ama renkler tam tersi olacak şekilde giyinmişti. Birde altında şort yerine etek vardı. "Ya Aysal çarşı işini birkaç saat sonra yapsak olmaz mı? Piştim burada ya." benim sızlanmalarıma karşılık olarak Aysal sadece göz devirdi. "Sanay yeter ama bırak sızlanmayı. İlk olarak daha sonra gidersek terzi çok kalabalık olur hatta geç bile kaldık. İkinci olarak ise pazar kapanır ya da düzgün bir şey kalmaz. Anladın mı neden şimdi yaptığımızı." onun bu haklı açıklaması üzere oflayıp başımı olumlu anlamda salladım. "Güzel. Şimdi biraz acele et lütfen." bunu dedikten sonra hızlandı ben de ona ayak uydurdum. Yaklaşık on beş dakika yürüdükten sonra kapısını önünde tezgahın üzerinde kumaşlar olan dükkana girdik. Daha doğrusu terziye. Dükkanın içinde duvar boyunca uzanan ahşap raflar vardı. Raflarda ise çeşit çeşit rengarenk kumaş yer alıyordu. Her iki rafın arasında bir tane boy aynası vardı. kapıdan girişte sağ tarafta bir tane ikili koltuk ve koltuğun karşısında yine bir boy aynası olan boş bir alan vardı. Buradaki ayna diğerlerine göre daha büyüktü. "Otay Amca içeride misin?" Aysal'ın sorusuna karşılık rafların sonunda perde ile ayrılmış bölümden "Buradayım kızım geliyorum." diyen bir ses geldi. Ardından aralanan perdeden ellilerin başında duran bir adam çıktı. Adamın üstünde koyu lacivert pantolon tişört takımı vardı. Boynunda masurası duruyordu ve gözünde yakın gözlüğü olduğunu düşündüğüm gözlük takıyordu. Saçları da aynı kıyafetleri gibi lacivertti ama çoğu beyazlamıştı. Bu da ona ayrı bir hava katmıştı. Ben adamı incelerken o gülümseyerek yanımıza gelmişti bile.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Işınbike - Yeni Dünya
FantasyToprakla bağım kesildi ve düşmeye başladım. Düşerken elbisemin etekleri ve saçlarım uçuşuyordu. Demek, dedim yanarak değil de boğularak öleceğim. Olsun suyu severim. Beni izledi ta ki deniz beni kucaklayana kadar. Az önce köpüren deli deniz şimdi d...