~~Özür Dilerim~~

16 4 0
                                    

Evet bence uzun bir sürenin ardından buradayım. Nasılsınız? Özlediniz mi beni?

"Sizce Agir ne durumda?" diye sorup, oy ve yorumlarınızı beklediğimi belirttikten sonra size yeni bölüme hoş geldiniz diyor ve sizi karakterlerle baş başa bırakıyorum.

 İyi okumalar.

~~Sanay

Yüzüme vuran sıcak nefes ile gözlerimi açmaya çalışsam da başarısız oldum. Bedenim öyle ağır ki... Göz kapaklarım sanki yüz kilo... Yanağımda sıcak bir dokunuş hissettim. Dokunan kişinin elleri sert ama dokunuşu yumuşak. Sanki porselen bir bebeğe dokunur gibi. Kim olduğunu öğrenmek istiyorum. Bir kere daha denedim ve bu sefer başarılı oldum. İlk başta aşırı gelen ışık yüzünden gözlerimi kıssam da saniyeler içinde alıştım. İlk gördüğüm şey ise bir çift kehribar oldu.

"Agir?" fısıltı gibi döküldü dudaklarımdan ismi benim haberim olmadan. Bakışlarımı gözlerinden çekebildiğimde yüzünde kocaman bir gülümseme karşıladı beni. "Efendim." sesi yorgun ama sevecen çıkıyordu. Kocam bir sırıtış oluştu yüzümde. "Uyandın." ardından gözlerim doldu. Gözlerimden yaşlar düşüyor ama aynı zamanda gülüyorum. Delirmiş gibi göründüğüme eminim.

Ben kendi kendime gülerken ruhuma dokunan kehribarların sahibi olan adamın kaşları çatılmıştı. Yanağımdaki eli gözlerime gitti ve oradaki yaşları sildi. "Ağlama." sesi emir verir gibi çıkıyordu ama nedendir bilmem gözlerinin derinlerinde bir yerde yalvarış yakaladım. Benim uydurmam mıydı, bilmiyorum. 

Başımı olumlu anlamda salladım ve burnumu çektim. Ah hadi ama şimdi olacak iş mi bu? O benim bu halimi yüzünde ufak bir tebessüm ile izledi. Etrafıma bakınmayı akıl ettiğimde Agir'in kucağında yattığımı fark ettim. Ani bir şekilde ayağa kalkınca o da ne olduğunu şaşırdı. "Ben gidip kraliçeye ve Bilgen nineye haber vereyim. Uyandığını duyduklarına çok sevineceklerdir eminim." resmen panik olmuştum. Tam hareket ediyordum ki bileğimi saran el yüzünden durmak zorunda kaldım.

"Lütfen sessizliğin ve huzurun tadını çıkarmama izin ver. Biraz da olsa." bana yalvarırcasına bakan gözler karşısında ne diyeceğimi bilemedim. En sonunda kabullenişle başımı eğdim. "Pekala izin veriyorum ama sadece yarım saat. Sonrasında herkese haber veririm." Tatlı bir gülümseme ile başını sağa doğru yatırınca gülerek başımı salladım. Kapıya giderek etrafı kısaca kolaçan ettikten sonra kapıyı kapattım.

Arkamı döndüğüm gibi sargısı olmadığından açıkça gözüken yarası ile karşılaştım. Şu yanık gibi duran eski yarayla. Gözlerim yarada takılı kalırken yavaşça yanına ilerledim. Agir nereye baktığımı ve aklımdan geçenleri anlamış olacak ki "Daha sonra." dedi sesinde yatan hüzünle. Sadece başımı salladım. Birkaç dakikalık sessizliğin ardından "Sanay bana üst getirebilir misin?" diye sordu. Tam nedenini soracakken "Yarama bakacağınızı biliyorum. Annemin haberi yok." diye araya girdi. Neyden bahsettiğini anlayınca başımı sallayarak giyinme odasına geçtim. Demek kraliçe bilmiyor. İyi ki ona sormamışım.

Elime siyah bir üst alıp geri odaya döndüm. Agir elimden alıp giymeye çalışınca dudaklarından acılı bir inilti çıktı. Üstü hızlıca elinden aldım. "Pekala kendini zorlayabileceğin işler yapmak bir süre yasak. Uzun süredir hareketsizce yatıyorsun, kasların uyuşmuş olmalı. Yardım edeyim." 

Neyse ki kısa kollu bir şey seçmişim. İlk önce sağ kolunu geçirdim. Ardından kafasından geçirebilmem için iyice yaklaşmam gerekti. Nefesi çeneme vuruyor, orayı gıdıklıyordu. Bakışlarımız kesişince yoğun bir duydu dalgası çarptı suratıma. Dudaklarımın kuruduğunu hissedince onları ıslatma gereği duydum. Gözleri dudaklarıma kaydığını fark ettiğimde elektrik çarpmış gibi girdiğim transtan çıktım ve boğazımı temizleyerek işime devam ettim. 

Işınbike - Yeni DünyaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin