Merhabalar sonunda gelmeyi başardım. Bir süredir ne yazsam diye düşünüyorum. Sonunda geldi. Şükürler olsun yani.
Bölüme geçmeden önce dilenci değilim ama bir oyunuzu ve yorumunuzu çok görmeyin bu garip yazara.
Evet kendimi acındırmam bittiyse bölüme geçebiliriz. Yorumlarda konuşur bölüm sonunda görüşürüz. Beni Instagram dan takip ederseniz de sevinirim. @zehraank
İyi okumalar dilerim.
~~Sanay
"İşte bu çok güzel kızım. Gerçekten çok hızlı ilerliyorsun. Şimdilik biraz ara ver. Bu kadar hızlı gitmen enerjiye yeni maruz kalmış bedenin için sağlıklı değil."
Şu an Bilgen ninenin evindeyim. Ona su ile ilgili son gelişmemden bahsettim. Benliğimle bu kadar hızlı bağlantı kurmamı beklemediği için şaşırdı. Bir de üstüne benliğim ile suyun enerjisinin birbirlerini tanımaya çalıştıklarını söyleyince daha da şaşırdı. Normalde hiç kolay bir şey değilmiş. Suyun doğası gereği başa çıkılıp kontrol edilmesi zor bir element olduğunu biliyorum. Su kullanıcıları da onunla bağlı olduğu için benliklerine ulaşabilseler de -ki bunu yapmaları da zormuş- onun su enerjisi ile kaynaştırmanın çok zor olduğunu söyledi. Yani bir nevi kendi benlikleri onlara karşı çıkıyor. Ne can sıkıcı durum. Sen benim benliğimsin niye bana karşı çıkıyorsun dimi ama? Neyse ki ben hiç zorlanmadım. Teşekkür ederim canım benliğim. Büyülü bir boyuta geçmişken bir de benliğimin kaprisleri yüzünden suyu kontrol edemeden dönseydim içimde kalırdı vallahi. Dönmek... Sahi ya ben ne zaman eve döneceğim? Ya da daha önemlisi dönebilecek miyim?
"Sanay Otay amcanın yanına uğrasak mı bugün? Kıyafetlerin tamamlanmıştır." girmek üzere olduğum kötü düşüncelerden Aysal'ın sorusu ile irkilerek ayrıldım. "Olur gidelim." bu kısa konuşmamızın ardından Bilgen nine ayağa kalktı ve içeri doğru giderek "Hadi gidin bakalım. Hastam gelecek benim de hazırlık yapmam gerek." diyerek gayri ihtiyari kovdu bizi. Aysal'la birbirimize bakıp güldük ve ardından kapıya yöneldik. Tam ayakkabılarımızı giymiş çıkıyorduk ki "Sanay kızım bekle bir dakika." diye seslendi Bilgen nine ardından hızlı adımlarla yanımıza geldi ve elime bir kitap tutuşturdu. Bu bana ilk verdiği mor büyü kitabıydı. "Ara verdin diye boş duracağını düşünmedin herhalde. Sıra büyüde. Hadi bakalım sonra görüşürüz." diyerek yine hızlı adımlarla içeriye doğru ilerledi.
Kısa bir süre şaşkınlıkla arkasından baktıktan sonra kitapla beraber Otay amcanın dükkanına gitmek üzere yola koyulduk. "Aysal kusura bakma ama gerçekten tuhaf bir nenen var. Bir anı bir anını tutmuyor." dedim gülerek. Derin bir iç çekerek yüzündeki bezmiş ifade ile bana döndü ve "Sen daha hiçbir şey görmedin." dedi. Onun bu haline gülmeden edemedim. Ne yapmıştı da Aysal böyle söylüyor acaba, merak ediyorum doğrusu. Aklıma Aysal'ın bezmiş ifadesi geldi. Ya da vazgeçtim merak etmiyorum.
Konuşa konuşa fark etmeden terziye varmıştık bile. İçeri girdiğimizde Otay raflardan birini düzenlerken bulduk. "Kolay gelsin." seslenerek varlığımızı belli ettiğimde Otay amca gülerek bize döndü. "Ooo kızlar hoş geldiniz. Gözüm yollarda kaldı." yanımıza gelerek önce Aysal'a sonra da bana sarıldı. "Özlettiniz kendinizi." onun bu neşeli hali bizim de gülmemize neden oldu. "Hoş bulduk. Nasılsın? Nasıl gidiyor işler?" bu sefer konuşan Aysal olmuştu. "iyiyim kızım. İşler de iyi. Dikip gidiyoruz işte. Sanay'ın kıyafetleri büyük aynanın oradaki askılıkta asılıydı.. Getireyim onları." diyerek gitmeye yeltendiği sırada "Sen dur ben getiririm." diyerek araya girdi Aysal ve büyük aynaya doğru yürümeye başladı. Onun arkasından "İsmi üzerinde yazılı." diye seslendi Otay amca. Ardından bana doğru döndü.
Dudaklarını oynatarak "İyi mi?" diye sordu Aysal'ı işaret ederek. Kafamı şöyle böyle dercesine salladım. Cevabımın ardından yine dudaklarını oynatarak "Haberi var mı?" diye sordu. O gün gelen adamların Aren tarafından öldürülmesinden bahsediyordu. O sırada orada olmasına rağmen şoka girdiği için çevresinde olup bitenler hakkında bir fikri yoktu. Aysal'a doğru kaçamak bir bakış atıp kaşlarımı havaya kaldırdım. Otay amca anladığını belirtircesine kafasını salladı. Ardından bu kadar sessiz durmamızın garip olacağını düşünmüş olacak ki yalandan boğazını temizleyerek "Sanay kızım alışabildin mi buraya?" diye söze girdi. "Hala alışmaya çalışıyorum." diyerek yanıtladım onu. O sırada Aysal "Alışır alışır merak etme sen. Daha yeni geldi sayılır zamanla alışır." diyerek yanımıza geldi. Elinde kıyafetlerimin olduğu poşet vardı. Hatırladığım şeyle beraber Otay amcaya döndüm. "Şey ödemeyi nasıl yapacağım?" gerçekten nasıl ödeyecektim kıyafetlerin parasını? Ben çalışmıyordum ki.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Işınbike - Yeni Dünya
FantasyToprakla bağım kesildi ve düşmeye başladım. Düşerken elbisemin etekleri ve saçlarım uçuşuyordu. Demek, dedim yanarak değil de boğularak öleceğim. Olsun suyu severim. Beni izledi ta ki deniz beni kucaklayana kadar. Az önce köpüren deli deniz şimdi d...