~~İlk Savaş~~

45 7 40
                                    

Evet savaş bölümümüz ile buradayım. Bu benim yazdığım ilk savaş sahnesi umarım beğenirsiniz.

Uzatmadan bölüme geçelim diyorum.

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın. Bölüm sonunda görüşürüz.

Keyifli okumalar.

~~Sanay

Olduğum yerde kalakalmış bir şekilde aşağıda yaşanan felakete bakıyorum. Beynim olanları inkar ediyor, kaçmam için bana yalvarıyor fakat ben kılımı bile kıpırdatmadan öylece aşağıda olanları izliyorum. Daha yangını kontrol altına alamamışlardı bile, Kara süvarilerle nasıl başa çıkacaklardı? Süvarilerden biriyle savaşmaya çalışan muhafıza takıldı gözlerim. Savaşmaya çalışan diyorum çünkü savurduğu bütün kılıç darbeleri ya da fırlattığı ateş toplarının hepsi içinden geçip gidiyor, süvariye zarar vermiyordu.

"Sikeyim. Bunlar ne böyle?" bedenim dakikalar sonra bir tepki vererek sol tarafımda konuşan adama döndü. Agir sinirli ve anlamaya çalışır bir ifadeyle süvariye bakıyordu. Bu ifadesi onların ne olduğundan haberi olmadığını anlamamı sağladı. Sanki benim ona baktığımı hissetmiş gibi bana doğru döndü ve halimi görünce endişeyle "Sanay iyi misin sen?" diye sordu. Zorlukla yutkunup "Onların ne olduğunu bilmiyor musun?" diye sorunca başını olumsuz anlamda sallayarak "Bilmiyorum. Böyle bir şeyi ilk kez görüyorum. Eski kayıtların hiçbirinde geçmiyorlar." demesiyle süvarileri bilen tek kişinin ben olduğumu anladım. Bu çok deliceydi ama olabilecek tek açıklama onların masaldaki Kara Süvariler olmasıydı. Bunları ona söylemem gerektiğini fark ettim. Şu an bu konuda onlara yardım edebilecek tek kişi bendim. Derin bir nefes alarak kendimi toparlamaya çalıştım ve ardından konuşmaya başladım. "Bak bu diyeceklerim sana delice gelecek ama ben onların ne olduğunu biliyorum." deyince kaşlarını çatarak "Nasıl yani? Kim onlar? Ne biliyorsan anlat lütfen." tekrar derin bir nefes aldım. "Onlar annemin bana anlattığı bir masalda geçiyordu. Ben de başta yanılıyorum sandım ama hayır. Onlar o masalda Kara Süvariler diye geçiyorlar. Aynı buradakiler gibi siyah atlara binen siyah adamlar, katliam yaratıyorlar. Eminim bu gelenler Kara Süvariler."

Anlattıklarım kulağa deli saçması gibi gelse de Agir'in gözlerinde bir umut parıltısı belirdi. Kayıtlarda bile geçmeyen bu varlıkları bilen biri vardı ve onları yenmelerine yardım edebileceğimi düşünüyordu. Sanki düşüncemi desteklemek ister gibi "Peki nasıl yenebiliriz onları?" diye sordu buna bir cevabım olmadığını bilmeden. Gözlerimi kaçırıp diğer tarafa bakarak konuştum. "Bilmiyorum. Masalda onları yenen aydı. Ve şansımız o ki bu gece ay gökte yok." elini sinirle saçlarının içinden geçirerek "Şıçayım böyle şansa ." siye söylendi. Ardından bana dönerek "Güvenli bir yere git. Benim diğerlerine yardım etmem lazım." dedi ve yine belimden tutarak duvardan aşağı indi. Ardından beni bırakarak "Saraya gir. En güvenli yer orasıdır." dedi ve koşar adımlarla diğer muhafızların arasına karıştı. Ben de onun aksi yönüne kaleye doğru koşmaya başladım. İlerlerken de Aysal ve Bilgen nineyi bulma umuduyla etrafa bakınıyordum. Fakat görebildiğim tek şey alevlerle boğuşan muhafızlar, onlara yardım etmeye çalışan ateş kullanıcıları ve saraya doğru koşuşturan insanlardı.

Tam sarayın kapısından girecekken Bilgen nine ve Aysal'ın kendilerine yaklaşan alevlerden muhtemelen havadan elde ettikleri az miktarda su ile korunmaya çalıştığını gördüm. Hızlıca onların olduğu tarafa doğru yönlendim fakat alevler yaklaşmama engel oldular. Ne yapacağımı düşünerek etrafta su kaynağı ararken aklıma sarayın arkasında bulunan göl geldi. Ama göl biraz uzaktı ve suyu çağırmam için konsantre olmam gerekiyordu fakat üzerime gelen alevlerin arasında bu pek mümkün değildi. Kendime sakin bir yer bakınırken avlu duvarına çıkan merdiven çarptı gözüme. Hızlıca oraya giderek yukarı tırmandım ve duvarın üstüne çıktım. Odaklanarak etraftaki karmaşanın sesini bastırabilmek için onu hayal ettim. Suyu. Ardından sesi doldu zihnime sonra görüntüsü. Göl oradaydı işte tam karşımda. Derin bir nefes aldım ve bana gelmesini emrettim zihnimin içinden. Ve yavaşça gözlerimi aralayınca ellerimin arasına birikmeye başlayan suyu gördüm. Suya biraz daha hızlı olmasını emrettim ve su da emrime uyarak daha hızlı bir şekilde birikti. İstediğim büyüklüğe ulaşınca ise etrafımda bir tur döndürerek Aysal ile Bilgen ninenin olduğu yere göndererek serbest bıraktım. 

Işınbike - Yeni DünyaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin