ÜÇ~KRAL DAİRESİ~

1.2K 102 131
                                    

3.Bölüm {İlgi.}

𝕸𝖊𝖋𝖙𝖚𝖓

Aynanın karşısında kendime bakarken, aynaya yansıyan parmaklarıma indi bakışlarım. Saatler olmuştu, titriyordu. Kızarıklığı da geçmek yerine artmıştı.

Öyle sert basmıştı ki, acımadan.

Öğlen olmuştu, ablam odasından hiç çıkmadı. O ise, gitti. Dışarı çıkması evdeki herkesi rahatlatıyordu.

Gözlerimi titreyen parmaklarımdan çekemiyordum.

"Kırık değildir dimi." diye mırıldandım.

Acısı ara ara sızlayarak kendisini hatırlatıyordu. Kanamıştı başta, şimdi ise durmuştu. Ama acıyordu, git gide artıyordu acısı sanki. Derin bir nefes vererek banyonun kapısını açıp dışarı çıktım.

"Hoppala aslanıma."

Tanıdık ses bir anda kulaklarıma dolduğunda adımlarım yavaşladı.

Tufan. Bu onun sesi, onun ne işi vardı burada? Ya da ben hayal falan mı kuruyordum?

Hızlıca sesin geldiği yere, mutfağa girdiğimde Tufan'ın, Berat'ı tezgaha oturttuğunu gördüm.

"Tufan."

Neden buradaydı?

Bana doğru döndüğünde gülüyordu, gülüşü durulurken kaşları havalandı. "Barış Bey, sonunda teşrif ettiniz."

Yutkunarak nefes verdim ve yanlarına yürüdüm. "Neden buradasın?"

Ellerini dayadığı tezgahtan çekilip bana döndü.

"Oğlum hayatımda tövbe Salih piçinin evine geleceğimi düşünmezdim. Ama ne dersin, mecburiyet."

"Neden mecbur kalasın?" dedim ona bakarken. Neden gelmişti?

"Berat için geldim."

Tek kaşı havalandı. "Seninle kavgalıyız hatırlarsan."

Gülmeye çalışarak kafamı sağa çevirdim ve acıyan elimi arkama doğru sakladım. "Manyak."

O da güldü ve ellerini birbirine vurdu. "Aslanımla pasta yapacağız."

Poşetlere doğru baktım. "Masraf etmeseydin." bir poşet dolusu eşya almıştı.

"Sorun yok, şu yeşil poşeti içeri götürebilir misin sen?"

Kafamı sallayıp poşeti aldım ve içeri gittim. Ne olduğunu sonra sorardım. Salona girince ablamı gördüm. Salonda oturtmuş öylece dışarıyı izliyordu.

"O nerede?" dedim. Pazardı bu gün, neredeydi?

Omuz silkti. "Bilmiyorum."

Poşeti masanın üzerine bırakıp yanına yürüdüm. "Abla, dün gece neler yaşadın sen."

Bana bakmazken omuz silkti.

"Abla kendini düşünmüyorsan bizi düşün!"

Artık gerçekten dayanamıyordum. Neydi onu bu adama bağlayan? Canımız yanıyordu bizim, görmüyor muydu?

Bana doğru döndü."Bağırma, duyacak."

Mutfağa baktım. "O gider gitmez konuşacağız abla. Hatta biz de gideceğiz."

Onun konuşmasını beklemeden mutfağa yürüdüm. Biliyorum, o da ne yapacağını şaşırdı. Ama başında bir kez olsun beni dinleseydi, ölür müydü?

Ne zaman söylesem dinlemiyor, küçük görüyordu beni ama her seferinde çıkıyordu dediklerim. Neden hep kendi bildiğini okuyor? Onun yüzünden yanan tek şey ben ve Berat.

MEFTUN Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin