İyi okumalar🤍
Müziği dinleyerek okursanız daha güzell
25.Bölüm
{Meftunlu sabah rüzgarı, aklımı aldı.}𝕸𝖊𝖋𝖙𝖚𝖓
Taburcu olmuştum, ne kadar ısrar etsem, Tufan o eve götürmüş ablamları. Hâlâ istemiyorum, ama kabul ettim sonunda, çünkü çok üstlemişti. Zorundayım bile demişti. Tehdit mi ediliyordu, anlamıyordum.
Ama ben, Serkan babanın evindeydim. Neden bilmiyorum, Tufan birkaç gün işi olacağını ve güvenilir tek kişinin Serkan baba olduğunu söylemişti. İstiyordum, dünden razıydım ben burada kalmaya.
"Barış, oğlum koyayım bi' tas daha çorba?"
Gülümsedim. İki gündür kalıyordum Serkan babanın evinde. Tufan'ı, iki gündür görmemiştim.
Gördüm, fakat görmedim. İki gündür bana karşı hiç olmadığı kadar nazik ve hiç olmadığı kadar çekingendi. Tufan'ı, böyle görmeye alışık değildim.
Bilmiyorum, istemiyorum. Tufan hem yanımda olsun, hem olmasın istiyorum. Çünkü beni böyle görsünler istemiyorum. Neden, bilmiyorum.
Zaten Serkan babanın evinde kaldığımı duyunca, yine söylenmişler. Beklemiyordum, beni bu hâlde gördükten sonra devam edeceklerini düşünmemiştim. Ama bu hâle gelmem, daha da kızıştırmış, hak ettiğimi düşündürmüştü anlaşılan onlara.
Neden böyle körelmiş bu insanların kalbi?
Tufan yanıma geldikçe, bu kapıdan girdikçe dilleri daha da sivriliyor.
Benim sonum belli. Ben artık saçma sapan hayallere kapılıp Tufan'ı da içine çekmek istemiyorum. Aptal gibi itmedim onu, beni öpmesine izin verdim.
Ne bekliyordum? Tufan beni gerçekten sever, benimserse benim başıma gelen her bir şey ona da gitmez miydi? Giderdi.
Ben her şeyi daha da mahvedip, dibe çekemem. Ben sadece dümdüz yaşamak istiyorum. Benim gönlüm sevgiye düşmese de olur çünkü birde, şu ilişki yüzünden yanmak istemiyorum. Tufan'ı da tutuşturmak istemiyorum. Ben artık bir şeyler düşünüp, korkuyla uyumak falan istemiyorum daha fazla insanın bana düşman olmasını istemiyorum.
"Sağol baba." dedim kafamı sallarken. Zaten, bunun bile boğazımdan geçmesi zordu. Üzerimdeki sofra bezini yavaşça indirdim. Vücudumdaki yaralar yüzünden yer sofrasına oturamamıştım ama Serkan baba benim için sedirin üzerine sermişti. Yan bir şekilde oturmuş, ayaklarım yerdeyken kucağımdaki küçük tepsiyi sedirin üzerine bıraktım.
"Oğlum o nedir yediğin bir lokma?"
"Doydum."
"Ekmeğini de yememişsin."
Dudaklarımı birbirine bastırarak ayağa kalktım. Boğazım ağrıyordu. Suyun tadı bile acıyken o çorbayı bitirdiğime, şükür ediyordum.
Pencerenin dibindeki sedire yürüyüp yan bir şekilde oturdum ve perdeyi araladım.
İşten dönüş vaktiydi. İnsanlar eve girmeden, kapıda bekleyen çocuklarını, ailelerini alıp tekrar çıkıyorlardı.
Pencereye bakarak yutkundum. "Serkan baba, yarın bayramdı dimi?"
Ona doğru baktım. Gülümserken ağır ağır kafasını salladı.
Gülümser gibi oldum. "Sude'nin çiçekleri açmıştır."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
MEFTUN
Ficción GeneralYazılma tarihi- 24/09/2022 Bir ömür, anca bu kadar azap çekebilir ve bir ömür anca böylesine sevilir. Bölümler uzundur