ON BEŞ ~ŞÜPHE~

403 47 109
                                    


İyi okumalar..

15.Bölüm
{Oyun değil ki bu kazanan olsun.}

𝕸𝖊𝖋𝖙𝖚𝖓

"Barış Berat'ı tek başına bırakmayın bak." diyen ablama kafamı salladım. "Tamam."

Hâlâ aramız soğuktu da pek umursamıyorduk.

Birazdan çıkacaktık, saat altıya falan geliyordu ama hava hâlâ kararmamıştı, yaz geldiği içindi herhalde.

Zafer abi hava hafif aydınlıkken gidelim öyle yiyelim akşam yemeğimizi orada dedi. Öyle daha güzel oluyormuş havası. Bize sürprizi olduğunu söylemişti.

Ablam regl olduğunu söyleyip gelemeyeceğim demişti. Günü değildi, bu onun bahanesiydi biliyorum. Ama ses etmedim. Biraz yalnız kalsın kafasını dinlesin istiyordum ben de. Çünkü iyi gözükmüyordu. Ama Berat geliyordu.

Krem rengi bağlamalı çantamın içine son olarak Tufan'ın telefonunu koydum ve omzuma astım. O günden sonra, henüz telefon almamıştım. Telefona ihtiyacım yoktu zaten, Sude'den veya ablamdan yazıyordum Tufan'a. Bazen de Tufan'ın telefonunu kullanıyorum.

O günün konusunu bile, açmadım. Şimdi aklıma gelmesi bile, iğrenç hissettiriyor.

Bir daha onun yanından ayrılmayacağım zaten, tek başına adım atmayacağım.

Yere doğru kitlenmişken, derin nefes aldım. Yine olsun istemiyordum. Yine Tufan endişelensin, yine bir şeyler uydurmak zorunda kalayım istemiyordum.

Berat'ın da içine küçük şeyler doldurduğu çantasını alıp aşağı indim. Sude de hemen arkamdan inince ona döndüm.

"Of bunlar niye böyle? İki kardeş ikisi de çok üşengeç! Ben zorunda mıyım bavulunu hazırlamaya ya?" dedi oflayarak bavulu çekerken. Güldüm, ben gayet de memnun olurdum Tufan'ın bavulunu hazırlamaya. İzin verse hazırlardım da yaptırmıyor.

"Ne kadar süre kalacağız? Niye bu kadar hazırlandık?"

"Bilmem, ilk bir ay boyunca şöyle bir rahatlayalım demiştik. Bayağı bir olay oldu ya. Ama şimdi Sezen abla da evde. Hem çok da kalmayalım hava tam ılımadı. O yüzden bir hafta diyor Zafer."

Kafamı ağır ağır salladım. Bir hafta bence de yeterdi, tadında bırakmak lazımdı. Hem, güvenemiyorum. Orada bile başımıza bir şey gelebilirdi.

Tabii, Zafer yanımızdayken Tufan için endişem azalmıştı, onun daha çok güvende olduğunu hissettiğim için rahattım. Tufan güvendeyse, ben zaten her türlü iyiydim.

"Prensesim, niye beni çağırmadın ben indirirdim." diyerek içeri giren Zafer abiye döndüm.

"Hı-hı, umrundayım ya sanki. Senin oraya buraya attığın kıyafetlerini bulmak ile uğraştım hep."

"Tüh ya, hiç benlik haraket de değil bilir misin? Alırız birazdan yorgunluğunu derdim de acelemiz var. Sonra alırım güzelim." dedi yanağından makas alıp göz kırparak. Gülüp bana doğru gelen Tufan'a döndüm.

"Ver bebeğim." dedi valizi alırken. Yarım ağız gülümserken onu takip ettim. İki araba gidecektik. Tabii korumaları saymadığımızda.

MEFTUN Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin