Ferman Bey elindeki kart destesini iyice karıştırdı,masadaki herkesin odağı onun ellerindeki kartlardaydı.Sırayla yanındaki Baran ve Koray’dan başlayarak birer kart dağıttı.Arkası dönük kartların beyaz yüzü üzerinde kırmızı çiçek işlemeleri vardı bu şaşalı kartlar bizim için sonraki etabın anahtarlarıydı.Masadaki herkes eşit olacak şekilde kart aldıktan sonra son kalan kartı kendi önüne koydu, bu Ferman Bey’in de oynayacağı anlamına geliyordu.
“Başlamadan önce eğer isterseniz kesinlikle kartları kaldırmadan aranızda kart değiştirebilirsiniz tabi karşınızdaki kişi kabul ederse.”
Oyun henüz başlamamıştı bu yüzden kartlarda ne olduğunu veya ne işe yarayacaklarını bilmiyorduk fakat bir şey kesindi masadaki herkesin gözü Ferman Bey’deki karttaydı. Sonuçta oyunun kurucusu oydu ve elindeki kartta iyi bir şey olabilirdi elbette bu garanti değildi çünkü kimse oyun hakkında bilgi sahibi değildi fakat riske değecek bir ihtimaldi.Bu ihtimal masada inanılmaz bir hareketlenme yaratmıştı lâkin Koray herkesten önce davranmış ve Ferman Bey’e kartları değiştirmek için istekte bulunmuştu tabi kuralları kendi koyan Ferman Bey diretmeden kartı Koray’a verdi.
Şimdi asıl önemli olan kartı ondan nasıl alacağımdı.Yarışma boyunca Koray hakkında bir şey öğrendiysem oda Koray’ın meydan okumayı seven gözü kara biri olduğuydu o yüzden bir iddia ortaya atıp teklifte bulunarak kartı alabilirdim fakat ne yazık ki bu pek kolay olmayacaktı çünkü Koray aynı zamanda oldukça zeki biriydi eğer dikkatli düşünmezsem benim kârlı çıkmak için ortaya attığım iddia tersine bana zararlı olabilirdi.Bu düşünceler kafamı kurcalarken Koray’ın derin bir şekilde bana baktığını fark ettim büyük ihtimalle ne düşündüğümü oda biliyordu. Kafam biraz yana kaydığında diğerlerinin de bana baktığını fark ettim sanırım farkına varmadan onların benden beklentisi olmasını sağlayacak bir şey yapmıştım.Düşüncelerimi kafamda toplayarak herkesin beklediği soruyu sordum.
“Eğer elini şuan koyduğun kartın üzerinden çekmeni sağlarsam kartı bana verir misin?”
Gözünün içine ve eline bakarak sordum.Koray biraz düşüncü ve cevap verdi.
“Eğer başarısız olursan ben senden birşey isteyeceğim.”
“Pekala öyle olsun.”
Hemen kabul edeceğini zaten beklemiyordum o yüzden en azından teklifi kabul etmesi yeterliydi.
Şimdi sıra elini kartın üzerinden çekmesini sağlamaktaydı.Diğerleri bu sırada araya girdi.İlk Miraç konuştu.
“ Pekala sizin bu küçük iddianız epey eğlenceli ama önce biz aramızda değişim yapmayı bitirmeliyiz.”
“Katılıyorum”
Baran Miraç’ı onayladıktan sonra devam etti.
“Benimle değişmeye ne dersin Neşe?”
Neşe biraz düşünüp kabul etti Miraç bu kadar hızlı karar vermesini garip bulacak ki araya girdi.
“Neden bu kadar çabuk kabul ettin ya sana zararı dokunursa.”
“Eğer yarışacaksak riskleri göze almalıyız değil mi?”
Miraç yine de ona anlam veremezken ben Neşenin bu değişimine şaşırmıştım.Bir kaç gün önceki masum ve nazik kız gitmiş yerine gözünü kırpmadan risk alan tezcanlı biri gelmişti. Yarışma mı onu bu hale getirdi yoksa gizlediği kişiliği yavaştan ortaya çıkmaya mı başladı öğrenmek için biraz daha kurcalamak isterdim tabi şu an yapmam gereken başka önemli şeyler olmasaydı. Koray’ın elini karttan çekmek için aklıma bir fikir gelmişti fakat her şey anlık gerçekleşirse başarılı olabilirdi aynı zamanda bu fikri yalnızca bir kez kullanabilirdim.
Diğerlerinin tartışmalarından yararlanıp Koray’a aniden seslendim elbette tek dönen o değildi fakat masadakileri dinlerken odaklandığı için bir anlık boşluğuna denk gelmişti. Hızla başının üzerindeki süs için asılmış olan saksıyı işaret ettim ve seslendim.
“Düşecek”
Gerçekten de düşecekti fakat ben durmamalıydım. Onun bakışları yukarı kaydığında hızla kart olan eline doğru atıldım.Kısaca amacım Neşenin dediğine odaklanan Koray’ın boşluğundan yararlanıp düşmek üzere olan saksı ile açık yaratmaktı.Eğer saksının düşeceğini nereden bildiğimi soracak olursanız daha iddiayı ortaya atmadan evvel fark etmiştim bu tarz bir iddia ortaya atmamın bir sebebi de buydu. Son olarak karta doğru atıldım çünkü odağı saksıda olan Koray başına bir şey gelse dahi elini o karttan çekmezdi fakat bu kadar dikkati dağılmışken benim karta atıldığımı görürse reflex olarak elini karttan çekebilirdi.
Tahmin ettiğim gibi de oldu Koray beni gördüğünde odağını bana doğru çevirdi ve yavaşça elini kaldırmaya başladı.Saksının kırılma sesi parça parça odada yankılanırken artık kimsenin odağı orada değildi herkes Koray’ın kalkan eline bakıyordu birde boş masaya... Boş masa?!. Şuan Kart olmasını beklediğimiz masa bomboştu gördüğüm manzara ile Koray’ın yüzüne doğru bir soru yönelttim.
“Nasıl?”
“Bilmem, senden nasıl.”
Pekala bu çocuk tepemin tasını fena artırmıştı ne olduğunu anlamadığım gibi birde maytap geçiyordu.
“Ne yaptığını açılama gereği duyar mısın yoksa ben gereğini yapayım mı?”
Sorduğum soruya karşı masadakiler merakla bakarken o kös kös gülüyordu.
Elini hafif yatay bir hale getirip kartı sadece çizgi şeklinde gözükecek şekilde tutmuştu. Kısacası kart onca zaman boyunca elinin altındaydı.
“Güzel fikirmiş dikkat dağıtmak filan eğer ben haretlerini okumasaydım tabi."
Koray’ın bu sözünden sonra uzun süredir sesiz olan Feman bey lafa girdi.
“Ne yazık ki Mahpeyker hanımın iddasına göre kazanmış da olsanız size kartlar hakkında söylediğim kuralı çiğnediniz ve kartı kaldırdınız o yüzden ikinizi de galip ilan edemeyiz maalesef."
Ferman Bey’in dediği zalimce de gelse haklıydı eğer Koray Ferman Bey’in kuralına uysaydı elini kaldırmış sayılacaktı eminim Koray Bey bu ihtimali görüp duruma müdahale etti. Şu an bir çözüm bulmalıydık, kârlı çıkabilecek bir çözüm.Hızla lafa girdim.
“İkimiz de verdiğimiz sözü tutalım ben kartı alırım sende yapmamı istediğin bir şeyi bana söylesin ne dersin?”
Koray bu fikrimi duyduğunda başında kaşları çatıldı ama sonradan yavaşça ağzı gerilmeye başladı ve yandan sırıtıp konuştu.
“Neden olmasın sonuçta istediğin bir şeyi yaptırma fikri fena değil gibi.”
Tam olarak aklında ne vardı bilmiyordum ama önemli olan kartın şuan benim elimde olmasıydı onunla ve namı diğer dileğiyle daha sonra ilgilenecektim.
15.Bölüm Sonu
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TAKLİT
Ficção Geralİyi birisi olmak istiyordum; pamuk kadar yumuşak, kar kadar beyaz ve yön gösteren bir pusula kadar doğru olmak istiyordum. İşte inancım bu kadar saf ve masumdu eğer iyi insan ben olursam kötü asla var olmayacak sandım çünkü pusulanın da arada yönün...
