"Sevgilim mi?" Arkasından baktım bir süre.
"Artık sevgilin de oldum." Birinin kulağıma fısıldayışıyla döndüm arkama. "Iı, neydi? Tatlım?"
"Senden mi bahsediyordu yoksa?" Şaşkın bakışlarımla bir Çağla'ya bir İris'in gittiği yere baktım ve gülmeye başladım.
"Yok canım. Sana öyle gelmiştir."
"Hayır. Baya benden bahsediyor. Bugün bana olan siniri de bundandı demek ki." Flörtöz bir şekilde gülerek bana sarıldı. "Bulut, bak bizi çok yakıştırıyorlar. Bizden olur mu dersin?"
"Nereden çıktı ki bu? Neden sevgilim olduğunu düşünüyor?"
"Kimden bahsettiğini bilmiyorum Bulut, ama ben bile şuan sevgili olabileceğinizi düşünüyorum."
"Asya?" Çağla gergin bir şekilde gülerek, kendisini hızla uzaklaştırdı benden. "Yok, şakalaşıyorduk. Değil mi Bulut?"
"Çok anlamsız..."
"Bulut?"
"Ah, Asya? Selam."
"Ne oldu buna Çağla?"
"Ben de bilmiyorum tam olarak." Asya'ya döndüm.
"Asya, biz sevgili gibi mi görünüyoruz?" İkimize de bakındı bir süre. Sonra omuz silkerek;
"Olmadığınızı biliyorum. O yüzden bu soruyu ben cevaplayamam." Dedi. Ardından alaycı bir ses tonuyla konuştu. "Ama olsaydınız ne kadar şanslı olduğunu sana hatırlatır dururdum." Çağla'ya baktı gülümseyerek. "Neyse, ben kaçtım. Görüşürüz."
"Görüşürüz, Asya." Asya'nın uzaklaştığından emin olduktan sonra Çağla heyecanla;
"Duydun mu? Söylediği şeyi duydun mu Bulut?"
"Ihım, duydum." Mutlu bir şekilde ofladı. "Ya Çağla, İris hiç bizi birlikte görmedi ki. Yanlış mıyım?"
"Görse ne yazar Bulut? Söylediği gibi görünmüyoruz."
"O zaman niye öyle dedi?" Bu defa sinirle ofladı.
"Git ona sor. Ben nereden bileyim?"
"Asya'ya gelince ah, bana gelince of!" Gülümsedi.
"Aynı değilsiniz çünkü." Taklidini yaparak ilerledim İris'in gittiği yere doğru. "Nereye?"
"Ona sormaya."
~~~~
Okulun neredeyse her yerini aramış, ama bulamamıştım. En sonunda bahçeye çıktım. "Burada olmalısın."
Belki bu defa açar diye düşünüp tekrar aradım. "Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz." "İris, neredesin?"
Bahçe neredeyse bomboştu. "Saat kaç ki? Kahretsin, tanıtımı yapmam gerek." İris'le yaptığımız maketin tanıtımını...
Umutsuz bir şekilde girişe doğru ilerledim. O sırada İris'in de oraya doğru ilerlediğini gördüm.
"İris!" Beni görünce adımlarını hızlandırdı. "İris, yalvarırım dur artık!" Merdivenlerden koşarak inemeye çalışırken incittiğim bileğimin üzerine düştüm. "Neden durup dinlemek yerine kaçıyorsun benden?" Bana doğru koştuğunu fark ettim ama başımı kaldıracak gücüm kalmamıştı sanki. Gözlerim dolmuştu sinirden. Beni anlamadan, dinlemeden yargılamasına sinirliydim. Ama bunu ona yansıtıp onu daha fazla kırmak istemiyordum.
"Bulut, iyi misin?"
"Değilim İris, değilim! Tüm okulu turladım sırf seni bulabilmek için! Ama sen telefonlarımı açmaya bile tenezzül etmedin."
"Özür dilerim, Bulut..."
"Özür dileme artık! Sadece, kaçma, dinle beni." Sonlara doğru sesim alçalmıştı.
"Tamam, neyi dinleyeyim?" Derin bir nefes aldım ve düştüğüm yerden kalktım.
"Neden Çağla'nın sevgilim olduğunu düşünüyorsun?" Tam bu sırada telefonum çaldı. "Bir saniye. Efendim?" Asya'ydı.
"Bulut, nerede kaldın? Yapmamış olsan da derste olman lazım. Çabuk ol, bekliyoruz." Cevap vermemi beklemeden kapattı telefonu.
"Dersten sonra cevaplayacağım."
"Söz mü? Kaçmayacaksın?"
"Söz veriyorum Bulut. Kaçmayacağım."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Eski Bir "Arkadaş"
Teen Fiction"Geçen yıl ki ürkekliğinden eser yoktu. O korkak bakışları kaybolmuştu. Şimdi kendinden emin bir duruşu ve parlak gözleri vardı."